13 Haziran 2010

ingiltere- abd

günlerdir bi vuvuzela silsilesi gidiyor twitter'da. yeter lan. beni nedense hiç rahatsız etmedi. zaten fek de twitter'ında yazdı; aynen katılıyorum: "yeter ya vuvuzelamıdır nedir anladık hepiniz rahatsız oldunuz sabahtan beri herkes 50 tane laf etti siz laf edince birşey değişmiyor bırakın"

şimdi anglosakson kültürlerin, futboldaki zirvesinin sonradan oluşmasıyla karşılaşması bence oldukça ilginçti. 1966 yılının üzerinden 44 yıl geçmiş, ada hala dünya kupası arıyor. bu yazıların görselleştirilmesi, fotoğraflandırılması ayrı bir zanaat her zaman saygı göstermişimdir; ancak ben bu işe bir türlü girişemiyorum- kusruma bakmayın. niye bu cümleyi yazdım; zira bu paragrafa espn'in görsellerinden '66 yı çeken ingiliz beygirlerinin iyi gideceğini düşünüyorum.

ama gel gör ki arkadaş böyle kalecilerle olmaz yani. baba olmaz yani. hakan arıkan bunu yapmaz. fevzi hiç yapmaz. hayrettin desen, o bile yapmaz. ingilizlerin bu kalecilere karşı acayip performansları varsa, ingilizlerin kendi milli takımlarının da kalecilerden çekmesinin tek bir açıklaması olabilir- o da karma. KARMA. o kadar.

Türk Milli Takımı bile devşirme olayına giriştiyse, İngilizler niye girişmiyor? Al lan sen de bir kaleci devişirip. Ne olacak sanki? Robinson, Green falan nedir ki yani?

Bu noktada spot ışıklarını kendimize çevirmek istiyorum. Türkler, Osmanlı'nın neredeyse tüm devlet adamlarını devşirmiş/ padişah analarını devşirmiş; spora gelince niye devşirmeye karşı böyle önyargılı? Devşireceği adamın ten rengi değişik olacağı için mi? Balkan'dan olunca farklı mı oluyor? Bugüne kadar tarihimizdeki mühim kişilerin arkaplanına bakınca Türk kavramının nasıl bu zatlara katıldığına bakılmasında büyük bir önem var. n tane adam var, ad vermiyorum.

Yalnız Green denilen adam, benimle aynı kaleciliği yapıyor. Ben böyle adamın İngiliz milli takımının kalesine yakıştıramıyorum. Bu adamın önünde oynadığı adamlar, bir gün arkasına geçerse mazallah...kamazullah.. heskey falan- ayıp olur/ üzer.

sonuçta ingiltere de, turnuvaya beraberlik ile başladı. turnuvayı takibi yarın gana, slovenya maçları ile devam edeceğim. unutmazsam maç sırasınca notlar alırım, burada paylaşırım. bilirsiniz, benim yazılarımda serbest çağrışım fazla olur.

toparlamak adına ingiltere- abd maçı:

1. green
2. rooney: olmadı babanın mevkii.
3. glen johnson: iyi çıkışlar yaptı, güzel bindirdi. sonuç alınamadı bu maçta; ancak abd'nin de oyuncuları inanılmaz kondüsyonlu. her halleriyle belli.
4. heskey: rooney'in performansında kısıtlayıcı bir rol oynuyor olabilir; fakat rooney'in geçirdiği sakatlığın da, kendi performansında etkisi olabilir.

hadi eyvallah.