13 Eylül 2010

Turkcell 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Reklamı

Turnuva boyu hiçbir şey yazmayan bir blog olarak en azından turnuva bittikten sonra bir girdi koyayım da, göstermelik de olsa yazımız olsun.

Ha bu girdinin, oynadığımız basketbol ile doğrudan bir ilgisi var mı derseniz cevabım hayır olacaktır.

Turnuva boyunca, maçlar molaya girdiğinde izleyebileceğimiz dansçı kızların gösterileri, yayın kuruluşun yasal yükümlülüklerinden ötürü göstermesi gereken reklamlar dolayısıyla benim gibi TV seyircileri*nin bu gösterileri izleyemedim.(İhsan Bayülken tarzı bir cümle oluşturabildiğimi fark ettim.) --- [* tarafından izlenemedi.]

Red Foxes'ı izleyemeyen TV seyircisi olarak kendimi, tribünde olan ve maçı izlemek için para ödeyen seyirciden şanslı sayabilirim. Hele ki maçı izlemeye gelmiş devlet erkanından bir kişi varsa. Dansçı kızların gösterisi yerine ne sunuldu bilemiyorum; ama birisi bu konuyu aydınlatabilirse sevinirim.

Biz TV seyircileriyse Kıvanç Tatlıtuğ odaklı 4 kere vay'lamalı Mavi çantanın, ki aksesuarların cironun yaklaşık %15-20 seviyelerine gelmesini arzulayan bir firma için oldukça akla yatkın bir reklam, öne çıkarıldığı reklam ve Turkcell reklamlarını izlemediğimiz bir turnuva oldu.

Çok fazla muhtelif kaynak okuma fırsatım olmadı, o yüzden başka bir yerde yazıldıysa mazur görün; ancak Turkcell'in ergenlerin aile zoruyla çöp atmaya gitmek durumunda kaldığı durumlarda çöp atarken kullandığı tekniğin, erken yaşlı (veya geç genç) bir teyze tarafından apartman üzerinden atarak gerçekleştirdiği şutun basket ile sonuçlandığı reklam biterken Kerem Gönlüm gözünü kapayarak basket atıyor.



Bunu yapabilecek onca basketbolcu varken, gidip de geçen yıl doping suçundan hüküm giyen ve pota altı oynayan, uzun mesafe şutunu sorgulamayacak basketboldan anlayan adam bulamayacağın birini ne diye bu reklamda şutör olarak seçer bir kreatif direktör, ben bunu sormak istiyorum.

Bunu sorduktan sonra da şu resme bakıyorum:



Ağzı açık sevinç naraları atan ulusal takım oyuncularımız, ki sağdan ikisi turnuvada oynamadı, ve attığı basketi izliyormuşçasına sevinen bir Kerem Gönlüm. Sanırım geçen yıl aldığı doping konusunda hüküm verildikten sonra kendisine dopingci dememde bir sakınca olmayacaktır, attığı şuttan sonra ağızları logar veya rogar gibi açılmış takım arkadaşlarının yanına koşup giren şutun sevincine ortak olmuş bir Kerem Gönlüm var reklamda. Bunu yapan reklamcı arkadaş bunu hiç mi düşünmedi orta sahadan sayı atamayacağı net olan bir adamı/ daha doğru düzgün panyalı uzak mesafe dış 2'lik bile atamayan bir oyuncuyu reklamda böyle kullanıyor?

Belki ben böyle şeylere çok takılıyorum; ama vay vay vay vay.. istanbul basketbolun merkezi abi, biz de basket oynadık. Bundan sonra kültürün de başkenti, aynı zamanda demokrasinin de beşiği olur abi.