26 Ekim 2010

Allen Iverson, Beşiktaş, İstanbul

Beşiktaş Jimnastik Kulübü, haftalardır renklerine katmak için uğraştığı Allen Iverson'ı gün itibariyle kadrosuna kattı. En azından çıkan haberler bu yönde. Hem ulusal basında hem de uluslararasında.

Kurulduğu kökenleri bırakmaması yönünden saygı duyduğum Beşiktaş camiası, ülkemizde jimnastiğin konumundan ötürü belki de bu alanda birtakım başarıları olsa da bunun duyulmamasından ötürü, artık bu kökenleriyle anılmıyor diyebiliriz. Eczacıbaşı bile artık iş hayatında ilaç sektöründe değil. Değişen dinamikler, kayan tabanlar bu konuda etken olarak kabaca sayabileceklerimiz arasında.

Kısaltması BJK olan bir camia, ülkemizde yıllardır futboluyla ön planda. Hangi camia değil ki. Belli başlı spor dallarında mücadele eden camialara bakıldığında futbol ile anılmayan birileri varsa o da, voleybolda Eczacıbaşı, Vakıfbank, Acıbadem; basketbolda Efes Pilsen, bir zamanlar Tofaş, şöyle böyle de Türk Telekom. Üç büyükleri ve İzmir'in güzide birkaç kulübünü tenzih ediyorum.

Futbolun neredeyse tüm spor dallarının önünde geldiği Türkiye'de nüfusun büyük kısmının futbolu ile yatıp kalktığını söylemek yanlış olmaz. Değişen yönetim anlayışı ve camiaların artık sponsorlara yaklaşımındaki değişim ile ülkemizdeki tesislerdeki ilerleme, transferlerdeki atılım ve maç yayınlarından gelen paralar önemli transferlerin altyapısını oluşturdu. Dönem dönem yıldızı sönme eğilimindeki yabancı oyuncuların ülkemizde top koşturması ve olumlu geri dönüşlerinin de bugün ligimizde bulunan yabancı 'yıldız'ların burada olmasının katkısı da yadsınamaz.

Yazının başlığı Allen Iverson. Buraya kadar basketbol veya kendisiyle ilgili bir kelam etmem için satırlarca futbol ve camia eksenli yazı yazmam gerekti. Çünkü basketbol bu ülkede hala üvey evlat ve Allen Iverson'ın transferi basında yeteri kadar yer bulmuyor bana göre. Halbuki bu Türkiye için çok büyük bir adım ve ilerisi için ümit verici bir gelişme.

Iverson kariyerinde çok büyük bir düşüş yaşadı ve hala yaşıyor. Yoksa kariyer sayı ortalaması 26 üzerinde olan birinin gelip de Türkiye'de basketbol olması imkanlar dahilinde değil, olmamalı da. Seyirci ortalamasının ne olduğunu vergi kaynaklı nedenlerden ötürü resmi olarak öğrenemesek de, görünen köy kılavuz istemiyor. Televizyonu açtığımızda kimin orada olmadığını görüyoruz. Seyirci mefhumu yok ülkemizde.

Futboldaki üç büyüklerin basketbol derbileri olduğu vakit, futbol seyircisi ve taraftarı, basketbol tribünlerini dolduruyor. Bu noktada Karşıyaka'yı tenzih ediyorum. Seyirci açısından baktığımda Beşiktaş'ın Iverson transferinin inanılmaz derecede stratejik olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunu basketbolu hiç takip etmeyen biri de söyler, Amerika'yı yeniden keşfetmiyoruz nihayetinde. 7'den 70'e herkes Beşiktaş maçını seyredecek.

Ama bana göre asıl önemli olan Türk basketbolu ve imkanlarının dünya yıldızı tarafından ileride anlatılacak olmasıdır. Bu durum sayesinde ileride Türkiye'ye gelecek yıldızları, ithal etme olasılığımız daha yüksek olacak. Yalnız şöyle bir handikapımız da mevcut: Iverson'ı memnun etmek her zaman mümkün olmayabiliyor. Velhasıl Beşiktaş taraftarı, kendisine Philadelphia'yı hatırlatacak kadar fazla sevgi ve bağlılık gösterecektir. Buna dayanarak konuşursam eğer Iverson'ın transferi Türk basketbolunun tanıtımı ve ülkenin bilinirliği açısından yararlıdır.

12 Dev Adamlar, Koraç şampiyonluğu, yıllar boyu süren Final Four mücadeleleri veya kapısından dönmeleri... Bu ülkede basketbolu bir türlü gelmesi gereken yere getiremedi. Hala kendi genç yeteneklerimiz, Türk takımlarında gerekli dakikaları bulamayabiliyorlar. Bakınız Cenk Akyol, Sinan Güler, Engin Atsür, Barış Ermiş ve o ve bu ve bu liste devam eder de eder. Altyapısal olarak bir atılım yapmamız gerektiği çok bariz bir şekilde ortada; ancak en azından Iverson, spor haberlerinde basketbolun geçmesini sağlayacaktır. Kahvede millet Iverson konuşur, genç dimağlar basketbolu konuşur- basketbol için heyecan duyar. Bunlar mühim şeyler.

Haftasonu Fenerbahçe- Galatasaray derbisi, tüm ulusal basın 7/ 24 futbol ile meşgul ediyor. Bugüne kadar etti, bundan sonra da edecek. Ama en azından 7'nin 1'inde, 24'ün 1'i kadar basketbol konuşulması gerekiyor ki basketbol düzlüğe çıksın. Yöneticiler ona göre yatırım yapsın, federasyon kendine bir çekidüzen versin.

Iverson geldi haberi var; ancak öyle ahım şahım bir kıvılcım oluşturmadı gibi. Sonuçta bu adam Mahmud Abdul- Rauf değil, David Rivers değil, Conrad McRae değil. Iverson! İnşallah adımını Türk toprağına attıktan sonra gereken ilgiyi yaratır da, azalan ilgi artar basketbol olması gereken yere gelir. Yoksa BQ7'niz basketbolseverler. Hidayet yaşlandı, Mehmet sakat, Ersan beklenilen heyecanı oluşturmadı. Önümüz karanlık.

08 Ekim 2010

Pehlivan