29 Mayıs 2010

Bülent Acaba Uygun mu ?

Bucaspor tribününün müptelası kardeşim Ozan Uzuner'in yazdıkları benim yazmak isteyipte yazamadıklarıma denk gelir. Popülarist bir kişilik olmadığı için yazdıklarını çok fazla paylaşmaz. Kelimesini ellemeden (imla falan uğraşmadan) aynen aktarıyorum;

1- "uygun, buca'nın başına geçirebileceği en iyi türk hocaların başında geliyor şu anda ve takımın başında ilk senesinde türk teknik direktör isteyen bir kulüp için anlaşılabilir bir tercih..." deniyor...

evet, anlaşılabilir bir tercih ama soruna nereden baktığımız da tercihi anlamlandırmamızda önemli bir konumlandırıcı unsur. hatta tek önemli unsur. zira buca, tam olarak ne ara taraftar sempatisi topladığını anlayamadıkları bir izmir klubü. 90'ların ilk yarısındaki atletico madrid fatihliğini ya da fuji memedi net anımsanmayan göztepe’nin ilerleyen yıllarda yakaladığı efekti onlar şimdi biz yakaladık; ‘bir otobüs taraftardan göztepe store’a giden yol ilginçtir velhasıl...
mesele alışıldık ama bu kez özne farklı. buca'ya lige renk getirecek takım 'otantikliği' ile yaklaşıp, o takımı gerçekten -ve şimdilerde onu destekleyenlerin buca'dan da haberi olmadığı zamanlarda- destekleyen gedizlileri de birer 'enteresan canlı' olarak yorumlayanların takındıkları elitist tutum, buca'nın bir takım olarak ciddiye alınmaktan çok süper lige uğrayan bir enteresanlık olarak ele alındığını hissettiriyor . buca’nın başarısı sportif bir planlamanın ve çabanın sonucundan çok enteresan bir event olarak yorumlanıyor.

tıpkı artık erciyes mi kayseri mi olduğuna artık net olarak karar veremediğim 'o' takımın inter ile kardeş takım olmak istemesi ya da akçaabat'ın köftesi ve olanaksızlığın isyanı olan pierre loti manzaralı garip stadıyla dikkat çekip, 5 seneye yayılan bir başarı silsilesi sonucunda türk futbolunun tepesine erişmesinin futbol dışı unsurlarla yorumlanıp indirgenmesi gibi bir durumun güncel nesnesi buca.

yönetim de az veya çok bunu hissediyor olmalı. bu nedenle, uygun ile çalışma kararları ve bundan sonra alacakları kararlar, kendilenrine nasıl bakılıyorsa o minvalde ilerleyecektir. kendi içinde tutarlı ve başarılı bir yaklaşım bu. altay’ın playoff hocasını anımsayalım bir an; ya da yılmaz vural müptelası takımlarımız tam listesini, her konuda atıp tutarken çekinmeden kelimelerle sıvadığımız şu text box’a üstünkörü karalayalım. nasıl bir neticeye vardığınızı sonra mesaj atıp anlatırsınız.

2- “asansör takımlarda 4-5 ay boyunca hocalık yapıp sonra bir başkasına atlayan vasatların tercih edilmemesi de buca adına olumlu...” deniyor,

olumlu ama uygun’un asansör imalatçısı olmadığını söylemek için erken değil mi? tamam, henüz bir erdoğan arıca değil uygun, ama türbülent hakkında kesin sözler söylemek için elimizde (yeterli) süreklilik teşkil eden veri olduğunu söylemek de güç. uygun, tabela olarak hoş duruyor, tıpkı cilalı cv’li vasat insanlara işverenlerin yaptığı gibi, uygun’un henüz ince ama alacalı ambalajına aldanmamak gerek. 80 maddelik gaziantep sözleşme metni taslağı, bu cilanın kalınlaştırılması yönüne bir hamle, hem de 80 maddelik bir hamle. gelin uygun’un, özellikle 4 büyüklerle yaptığı maçlarda giydiği prime-time kreasyonları hatırlayalım. hatırladıklarınızı mesaj atmasanız da olur.

3- “sempati ve güzel bakış bu oyunda, bu ülke sınırları içinde çok önemlidir fakat buca yönetimi iki yıldır sadece doğruları yaparak kademe atlayan yapısı içinde bu kararı eminim ki çok düşünerek vermiştir...” deniyor..

ilk maddeye geri dönüyoruz. arkadaşlar sempati olayına ‘rasyonel’ ve eleştirel yaklaşıyor, biliyorum. ama büyük resme baktığımızda, futbol ve sempatinin çay ve sempati kadar bile anlamı olmadığını hepimiz biliyoruz. “düşme hattının sessizliğinde unutulup giden ne sempatik takmılar gördük zaten hiç yoktular.” bu anıştırma boşuna değil; zira bazı şeylere/kurumlara/kişilere
/başarılara hiç varolmamış oldukları halde varmış gibi muamele çekmek bizde alışkanlık halini almış bir tavırdır: büyük romancımız, divamız, mühim siyasetçimiz vs. çoktur. bu olayın mazisi köklüdür. o yüzden, anıştırmamın ‘zaten’den sonrasını ciddiye alın, gerisi mühim değil, benim için üzülme.

4- “bülent uygun da hatalarından biraz ders çıkarıp sadece sahanın içine odaklanmaya çalışırsa sivas'taki ilk yıllarına benzer bir takım ortaya çıkarabilir belki... en azından küçük bir hayal kırıklığına rağmen benim umudum bu yönde...” deniyor..

bunları söyleyen arkadaşım futbolu çok iyi biliyor ve seviyor. belki umudu, şimdiye kadar yaptığı pek çok yorum gibi haklı çıkacak. ama benim böyle bir umudum yok. kırık dökük de olsa böyle bir umut taşımıyorum. 270’i, 271’e tercih ettiğim için bazı şeyleri anlamıyor da olabilirim. neticede mübeccel kıray okumakla olmuyor bazı şeyler, ama izmir ölçeğinde futbolda neler oluyor oldukça iyi biliyorum.


27 Mayıs 2010

Buca'da Türbülent!!!

Sezon bitiminden itibaren bu herifin adı dönüyodu piyasada. Bizimlede anılmışlığı vardı tam eyvah derken Antep'e gidişiyle rahatlamıştık. Derken Antep'le anlaşması bozulunca ufaktan tırsmaya başladık ve korktuğumuz başımıza geldi. Türbülent Bucaspor'un yeni teknik direktörü. Bucaspor gibi bütün tribünün kafası güzel maça geldiği bir takıma ne kadar yakışır ilginç ama Buca'da la ilahe illallah ortamını bulamayacağı kesin. Aklıma geldikçe daralıyorum :(

19 Mayıs 2010

denemen

Mühendislik eğitimimin verdiği sözcük seçimleriyle, açtığım word dosyasına gayri ihtiyari atadığım ad “denemen” oldu. Deneme sözcüğü ve n harfinden oluşan yeni bir sözcük. N burada tahmin edebileceğiniz üzere bilmemkaçıncı manasında. Ulan iyi ki bir mühendislik okumuşum anasını satayım her fırsatta vurgulamam gerekiyormuşcasına, şurada öylesine iki kelam karalamaya başlamışken araya sıkıştırıverdim.

21nci yüzyılın lüleburgaz’ında telefon hatlarında bir sıkıntı olmasından mütevellit, a.k. internetine ulaşamaz oldum. Madde olmadığını düşündüğüm bu internet, meğer ne menem bir şeymiş ki madde bağımlısıymışımcasına kullanasım geliyor- giremediğimde sıkıntıya giriyorum, alkol alıyorum- sigara/puro/nargile içesim geliyor; ama sigara kullanmıyorum. Bunu da belirteyim.

Hayatta neler oluyor neler bitiyor şaşkınlıkla takip ediyorum. Malum okulum da tatile girdi, aylak adam modundayım diyebilirim. Ülke üzerinde acayip kompleler, oyünler dönüyor gibi gözlemliyorum ben. Uranyum alıyoruz İran’dan, Mike in Brazil de RTE’nin yanında. Ünlü dedin Baykal çıktı, teraziye tıklıyorum iddiaları var ortada. Bu eksende siyasal konjünktür (sikko bir sözcük idare edin) değişime girmek üzere.

Sportif anlamda Türkiye futbol ligi tarihinde ilk defa yemyeşil bir ilin bembeyaz oğlanları şampiyon oldu. Ama Fenerbahçe ilk defa şampiyon olmuşçasına sevinmedi. Ama böyle bir anonsçu ilk kez göreve geldi. Fakat Aziz Yıldırım hala başta. Niye? Çünkü Fenerbahçe sadece bir futbol kulübü değil; ancak memlekette sportif başarının anahtarı, her daim futbol oldu. Zira diğer alanlardaki başarılar ve kurumsallaşma hareketlerinin devamı için, Aziz Bey’in emeklerini göz ardı etmemek mühim. Gel gör ki FB şampiyon değilken, gidip de FB taraftarlarının timsah yürüyüşü yapması da ele avuca verilecek cinsten malzeme- benden söylemesi.

Bu aralar başka neler oluyor dersen, Mourinho şampiyonlar ligi finaline hazırlanıyor. Ama ligindeki baskılara bana mısın demeden lig kupasını kaldırmayı biliyor. Adamın farkı şurada ki memnuniyetsizliğini doğrudan dile getirip “Burada kendimi evimde gibi hissetmiyorum” diyebiliyor. Gerçi bu laf dillere pelesenk olmuş bir laf, internetim olsa kasıp bunun İtalyanca’daki anlamını bulup yazıya dahil edebilirim; ama siktir et be okur. Basına karşı gider yapan bunca başarılı bir teknik direktör için biz de prim vermeyelim. Diğer başarılı bir teknik adam Ancelotti, Chelsea’ye ilk defa çifte kupa sevinci yaşattı. Boateng’in penaltı kaçırışından sonra Drogba’nın serbest vuruştan ağlarla buluşturduğu top neticesinde FA Cup’ı müzesine götüren Chelsea’de, yüzler gülüyor. Lig şampiyonluğunu, FA Cup ile zenginleştiren Ancelotti, yıldız oyuncuların motivasyonu ve yönetimindeki başarısını Chelsea’de de kanıtladı dersem çok da abartmış olmam yanılmıyorsam.

Ve şimdi de NBA... demek isterdim ama maalesef giremiyorum; benim finallerim dönemimde erken yatmaya alışan bünyem, yeni dünya ile aramızdaki 7 saatlik farkı kaldıracak yetkinlikte olmadığından isteyip de takip edemediğim ilk tur ve konferans yarı finallerinden sonra şimdilerde de konferans mücadelelerine tanık oluyor. İyi oluyor, güzel oluyor. Çok da iyi oluyor. Daha fazla bilgi için www.batug.org/forum/index.php

Hadi eyvallah.

18 Mayıs 2010

Yeni Aslan

Galatasaray Futbol A.Ş. ile futbolcular, Beşiktaş A.Ş.’den Serdar Özkan ve Bucaspor’dan Mehmet Batdal arasında, Haziran 2010’dan itibaren üç yıl boyunca geçerli olmak üzere sözleşme imzalanmıştır.

Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur,
Galatasaray Futbol A.Ş.

17 Mayıs 2010

Selçuk Şahin

Gol ise gol değil, zafer ise zafer değil

09 Mayıs 2010

Ryan Nelsen

"If it comes a couple of weeks early, it could be interesting," the defender said. "If it did come early, I'd have to get on the plane and head straight home. There's nothing on this earth that would stop me from being there at my child's birth."

Yani eğer çocuğum beklenenden erken doğarsa uçağa atlar evime dönerim arkadaş. Yeni Zelanda kaptanı Ryan Nelsen fazla futbolcuya nasip olmayacak Dünya Kupası finalleriden böyle erken ayrılabileceği sinyalini verdi. Zaten kafası hep evde biyerde kalacaktır kesinlikle.

ŞAMPİYON

Geçen yıl eylül ayında lig başlarken Allah utandırmasın be! diyeli 10 ay olmuş. Süper Lig'e geldik, hadi hayırlısı. Yapılcak çok iş var.

06 Mayıs 2010

Hangi Şebeke

Telefonun kontratı bitti, Turkcell kol gibi girecek sanırım bu ay. Telefonu fazla kullanan biri değilim. Hatun için bile olsa 2 saat bilemedin 3 saat kullanırım ayda. Geri kalan kendi arasın amk. Neyse Turkcell hattımı diğer bi şebekeye mi taşısam yoksa Turkcell'in herhangi bir paketine mi geçsem karar veremedim, kafam almadı. Avea her yöne 150dk hoşuma gitti 20 lira mı neydi. İnternet fazla kasmam zaten 3g modemim var gerekirse sökerim hattı takarım. Neyse babalar, bi el atın gözün sevem :)

05 Mayıs 2010

Şenol Güneş

Kupadaki başarımız ligde yaşadığımız başarısızlığı telafi edemez...

Nike Premier Cup U-15

Benim bişi yazmama gerek yok direk siteden alıntı yapıyorum;

2006 yılında kurulan ve 4 yılda U-13, U-14 ve U-15 kategorilerinde Türkiye çapında 7 kupayı müzesine götüren sarı-lacivertli kulübümüz, ilk kez katıldığı Nike Premier Cup U-15 Avrupa Şampiyonası’ndan da FC Porto galibiyetiyle zirveye çıkıp, ülkemize ve İzmir’e tarihi bir başarı yaşattı.

Bu sezon istikrarlı çizgisiyle göz kamaştıran, oynadığı 31 maçta hiç yenilgi almayıp, 27 sınavda zafere ulaşan ekibimiz, fileleri 97 kez havalandırdı, kalesinde ise sadece 17 gol görerek, müthiş bir grafik yakaladı. Maçbaşı 3.1 gol ortalamasıyla oynayan U-15 Takımımızda yeni hedef ise Ağustos ayında İngiltere’de yapılacak Manchester United Premier Cup Dünya Şampiyonası’nda final oynamak.