playoffs 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
playoffs 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2009

Her Güzel Şey Gibi...

2000'li yılların en başarılı spor organizasyonu (Murat Kosova'ya saygılar) 2000'li yıllarla birlikte süresini doldurdu artık. Ginobili'nin sakatlığı sebebiyle oynayamadığı play-off ilk turunda ev sahibi avantajına sahip olmasına rağmen kendi evinde Mavericks'e iki maç kaybederek 2000 yılından sonra ilk defa play-off'a ilk turda veda etti. Duncan ve Parker'ın çabalarına rağmen geride kalan ihtiyarlardan bir yardımcı dahi çıkaramayınca elenmeleri normal oldu tabii. Spurs için yeniden yapılanma yollar görülüyor artık. Geçen yıl Lakers'a pek fazla direnemeden konferans finalinde elenmelerinden sonra da aynı şeyler söylenmiş fakat onlar son bir kez daha denemek istemişlerdi bu ekiple, sanıyorum artık kesin karar verilmiştir. Her güzel şey gibi Spurs'ün de güzel günleri bitti ne yazık ki...

25 Nisan 2009

Dear Kobe...

Fotoğrafı BDL'den arakladım. Salt Lake City'deki 3. maç sonrası P-Jax böyle yakalanmış. Şu ana kadar play-off'ların tartışmasız en güzel fotoğrafı. Kim yakaladıysa eline koluna gözüne sağlık.

24 Nisan 2009

Play-off Günlükleri: Jazz-Lakers

Dün gece serinin üçüncü maç Salt Lake City'de oynandı ve maçın özeti bu iki fotoğraf desem çok da yanlış birşey söylemiş olmam heralde. Bugüne kadar oynadığı playoff serilerinde (en azından izlediğim kadarında) normal sezondaki oyununu sahaya yansıtamadığı için ve kaçak dövüştüğü için suçlanan Boozer dün gece Lakers'ı denize döken adamdı. Maçı, Utah franchise rekoru 23 ribaund ve 22 sayı ile bitiren Boozer maçın son dakikalarında da Utah hücumlarını sürükleyen adamdı. Boozer'ı çoktandır bir playoff maçında bu kadar hırslı ve istekli görmemiştim. Kendisinden uzun Lakers pota altına karşı savaştı ve özellikle ilk yarıda topladığı hücum ribaundlarıyla Utah'ın umutlarını bir sonraki maça taşımasın yardımcı oldu.

Deron Williams her zamanki oyununu oynadı ve paslarıyla Lakers'ın savunmasını alt üst etti. Maçın bitimine 2.2 saniye kala attığı basketle de maçı takımına kazandırdı. Fakat Williams'ın bu seride şutuna güvenmediği gibi bir izlenim edindim. Boş kalsa bile çok defa hep arkadaşlarına pas çıkarmak istiyor 3 maçtır. 4. periyotta kritik sayılara imza atan ve yakalanan seri ile geri dönüşte önemli rol oynayan oyunculardan biri de Harpring'di. Harpring'i her zaman çok takdir etmişimdir zaten, her takımda böyle oyunculara ihtiyaç var. Her maç çıkar ve varını yoğunu ortaya koyar. Sertlik, mücadele kazandırır takıma. Yapacakları sınırlıdır fakat bunları her maç düzenli olarak yapar her maç. Bir diğer önemli faktör de Sloan'ın Kirilenko'yu ilk 5'e çekmesiydi. Kirilenko savunmaya getirdiği enerji ile Utah'a avantaj sağladı. Aslında bu değişiklik Utah'ın dış şut tehditini azalttı gibi görünse de ribaundlara ve savunmaya sağladığı katkı Utah'ın daha çok ihtiyacı olan şeydi dün gece ve Kirilenko da bunu yaptı.

Lakers tarafında ise Kobe kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı belki de. İlk basketini 2. periyotun sonlarına doğru atan Kobe 3. periyotun başındaki seri haricinde berbat oynadı. Maçın sonlarında Gasol ve Odom'a yaptığı asistler dışında kötü tercihler kullandı. Tabi Lakers'da kötü olan tek isim Kobe değildi ama takımın en önemli oyuncusu olunca eleştirileri de ilk alan bu yıldızlar oluyor her zaman. İlk iki maçta kenardan gelip önemli destek veren Shannon Brown aynısını deplasmanda yapamadı. Bunda Utah seyircisi ve takımın seyirciden aldığı destekle savunmasını sertleştirmesinin de payı büyük. Fisher playoff'lara formsuz girmişti ve aynen devam ediyor. İlk iki maçta pek hissedilmese de bu maçta eksikliği hissedildi. Kenardan gelen Odom takımı maçta tutan isimdi ilk yarıda. İkinci yarıda bi ara fark 13'e çıktıktan sonra tipik farkı koruyamama sendromu sonrası yedeklerin sahada olduğu sürede yenilen seri ile Utah maçı ortaya getirdi ve Boozer-Deron ikilisi ile kazandı. Son olarak da Bynum'a değinmek gerek tabi. İlk playoff serisi, heyecanlı, kendisinden birşeyler bekleniyor ve o da bunlara karşılık vermek istiyor ama 7 dakikada 4 faul de çok ayıp hakkaten. Bunu gençliğine, ilk playoff deplasmanına böyle bir salonda çıkması bunu hafifletici sebepler olabilir ama bir an önce kendini toparlaması lazım. Rihanna ile araları iyi değil sanırım, bilemiyorum. Tüm bu kötü performanslara rağmen Lakers'ın maçı son saniyelerde kaybetmesi Lakers için iyi mi kötü mü bilmiyorum. Benim bildiğim bu performansların şampiyonluk hedefinde giden bir takımın oyuncularına yakışmadığı.

Serinin 4. maçı Cumartesi gecesi 4'de yine ESA'da. Serinin en kritik maçı şu an itibariyle. Utah seriye ortak olmak için, Lakers da buraya bir daha dönmemek için çıkacak sahaya. Seri öncesi tahminimde Deron en fazla bir maç alır demiştim yanılmışım, o maçı Boozer aldı. Lakers'ın daha derli toplu bir oyunla seriyi Los Angeles'a 3-1 götüreceğini düşünüyorum.

23 Nisan 2009

Real Hawk

Atlanta Hawks-Miami Heat serisinin ikinci maçından bir kare. Philips Arena'da gerçek bir şahin. Şimdilik fotoğraf ama nba.com'dan maç özetinde izleyebilirsiniz. Güzel bir videosu çıkarsa da paylaşırız burada.

Fotoğraf: Getty Images

22 Nisan 2009

Dikembe Mutombo

"I'm going to need surgery. For me, basketball is over. I cried so much about it when I was laying on the floor."

Dikembe Mutombo dün geceki Portland maçında sakatlanarak oyunu terketti ve sonrasında yaptığı açıklama bu şekilde. 42 yaşındaki bir oyuncunun böylesine ağır bir fiziksel mücadele içinde, bu şekilde mücadele etmesi takdirden öte şeylere değer fakat artık yolun sonu geldi ne yazık ki.
Artık Mutombo ve o meşhur parmağı yok ama basketbolseverler sanmıyorum ki onu ve bu parmağı unutsunlar.

20 Nisan 2009

"God Disguised as Michael Jordan"

Bu gece serinin ikinci maçında Chicago bir kez daha Boston deplasmanında. Hali hazırda daha ilk maçtan Derrick Rose gözlerimizi kamaşatırdı. 1986 play-off ilk turunda Bulls ve Celtics karşılaşıyor. Seride ikinci maç. Hala kırılamayan o rekora imza atıyor Jordan. Celtics uzatmada 135-131 kazansa da 63 sayıyla tarihe adını yazdırıyor. Maçan sonra Larry Bird'ün demeci; "He is the most exciting, awesome player in the game today. I think it's just God disguised as Michael Jordan." Videoda 63 sayının tamamı var. Müziğe takılmayın, nostalji olsun işte, iyi seyirler.

Taraftar... #2

İlk Tur Sürprizi

%64 Bulls - Mavericks sürprizini öngörmüş - ki ikisi de ilk maçlarını kazandılar. En büyük sürpriz de Sixers galibiyeti oldu hakkaten. Burda bile çıkan hepi topu 3 oy. 1 - Gürkan, 2- Volkan abi...

2009 NBA Playoffs: Bed Time Decision

Playoff'lar benim için yanlış hafta sonunda başladı ne yazık ki. Cuma gecesi, Kubilay ile batug.com playoff sayfası için kastırdık, güzel de oldu hani. Sabah 8'de yattım ve akşama kadar uyudum. Cumartesi çok yakın arkadaşlarımdan birinin doğum günü olduğundan 19.30'da başlayan güzelim Celtics-Bulls maçını kaçırdım, hem de Bulls yenmişken. Gece geldiğimde sonucunu bildiğim Cavaliers-Pistons maçı da hiç cezbedici gelmedi açıkçası ve vücudumda dolanan alkole daha fazla dayanamayarak uykuyu tercih ettim.

Pazar günü için, bir kaç gün önceden Oğuz ile Beykoz maçına gitme planı yapmıştık. Ardından Anadolu Kavağı'na gidip iki duble rakı içeriz diyorduk. Nitekim gittim, çok da güzel bir sürpriz yapmış Oğuz sağolsun, onu da ayrıca yazacağım bu sayfalarda. Beykoz-Bucaspor maçında Bucaspor tribününde coşunca gereksiz yorgunluk oldu, sonra Kavak'ta henüz votkanın etkisinden kurtulamadan rakıya girince, o da hoş yaptı kafayı. Bir de üzerine Beykoz'dan Üsküdar'a 1.5 saat süren ve ayakta geçen otobüs yolculuğu eklenince...

Lakers-Jazz maçına baktım ara ara internetten. Jazz alsa alsa içerde 1 maç alır bu Lakers'tan. Sonra, merakla beklediğim maç başladı işte NBATV'de. Sixers, Magic deplasmanında, serinin ilk maçı. Üçüncü çeyreğe kadar herşey güzel gidiyordu ama, ikinci yarının hemen başında Andre Miller'ın top kaybıyla başlaması ve sonrasında da hataların devam etmesi üzerine "Başlarım size de oynayacağınız oyuna da ulan!" serzenişleriyle yine uykunun esiri oldum, malum sabah iş vardı, napalım...

Sabah, klasik olarak yine 6'da çalan saati her defasında erteleyerek 8.30'a kadar yatakta dönüp durdum. O süreçte maçın sonucu yatıyordu kafamda. "Olm, bak sen yattın ama son saniye basketiyle kazandık, görürsün..." diyerek yavaşça kalktım yataktan. Bilgisayarı açıp yüzüme bir su çarptıktan sonra direk Yahoo NBA sayfasına girdim. Ve evet, ellerine sağlık Iguodala. Yalnız, Donyell Marshall çok büyük topçu baba.

18 Nisan 2009

Let the Battles Begin!

17 Nisan 2009

2009 NBA Playoff First Round: Hawks - Heat

Doğu'nun en çekişmeli eşleşmesi. Miami 2006'daki şampiyonluktan sonra ikinci kez playoff'ta; fakat playoff'ta en son kazandıkları maç hala NBA Finalleri'ndeki 6. maç. Hawks'ın geçen sezonki playoff'u 8 senelik aradan sonra gelmişti. Bugün ise 10 sene sonra ilk kez saha avantajı ceplerinde çıkıyorlar sahaya. Saha avantajı seride ibreyi Hawks'a çevirecek faktör belki de.

Takım oyunuyla bireysel performansın kapışması olacak seri bir bakıma. Atlanta, birlikte oynamayı iyi bilen oyunculardan kurulu, atletik bir takım. Miami ise son yıllarda hiç bir takımın olmadığı kadar bir oyuncuya bağlı. Takımı tek başına taşıyan adamın adı Wade olmasa, seriyi takım oyununun kazanacağını söylemek pek zor olmazdı.

Miami'nin seriden galip çıkması için Wade'in yanında Beasley - Jermaine - Chalmers ve diğerlerinden gelecek patlayıcı katkılar şart. Bu noktada Haslem'in sakatlığı da baş ağrıtacaktır. Josh Smith, savunmada pek takılmayan Beasley'i ağlatabilir. Wade'i, dışarda tutacak şekilde switchlerle savunacaktır Atlanta. Bu durumda Wade ve biraderlerinin şut performansı yüksek olmazsa gömülen savunma hücumları kilitler.

Atlanta'nın eksisi ise dördüncülüklerini garantileyip yatışa geçmeleri olabilir. Olur da seriye formsuz başlarlarsa ilk iki maçtan birinde saha avantajı el değiştirir, Wade affetmez. Al, JO karşısında beklenmedik bir şekilde ezilmediği sürece pota altı Hawks'ın kontrolünde olur. Çok fazla meyvesini yiyemeseler de rakibe kapatırlar.

Görüldüğü gibi seri hakikaten ortada. Yedinci maça uzaması da kuvvetle muhtemel. Ekstrem durumlar olmazsa herkes evindeki maçları paşa paşa kazanır, Hawks geçer. "Baba, Wade? Ekstrem?" diyenleri duyar gibiyim.

2009 NBA Playoff First Round: Lakers - Jazz

Lakers geçen yıl NBA Finali'ne ulaşmış fakat Boston'a önce içerde 24 sayıdan maçı vererek son maçta da tarihi bir fark yiyerek sezonu noktalamıştı. O günden sonra Lakers camiası hep bu sezonu bekledi bir geri dönüş için, bu geri dönüşte ise ağızlardan düşmeyen iki kelime Bynum ve Ariza'ydı. Bynum sezon içindeki sakatlığa rağmen geri döndü ve Ariza sezon başından beri takımın iyilerinden. Lakers'ta geçen yıla göre eksik yok fazlası var.

Utah ise Lakers'ın final yolunda ilerlerken çarpıştığı ve tatile gönderdiği bir takımdı. Onlar da geçen yıl kendi sahalarındaki performansı deplasman maçlarına taşıyamayınca istedikleri başarıya ulaşamamışlardı. Boozer'ın playoff'lardaki silik oyunu burda önemli bir faktör olmuştu. Bu yıl ise sürekli yaşanan sakatlık problemleri, dış saha performansı ve son haftalardaki formsuzluk Utah'ın geçen yıla göre eksileri.

Bu iki takım bu sezon ise playoff'un ilk turunda karşılaşıyor. Normal sezonun son maçında iki takım karşılaşmıştı ve Lakers'ın o maçı kazanması demek iki takımın eşleşmesinin kesinleşmesi demekti. Koç P-Jax Cavs ve Magic gibi oyuncularını dinlendiren takımların aksine normal düzeninİ bozmadı, Lakers maçı kazanarak sezonu noktaladı ve Utah'a mesajı verdi. Maç sonrası Jerry Sloan'un açıklaması da Utah'ın seride ne kadar zorlanacağını gösteriyor. Sloan Lakers'la eşleşmeleri hakkında "karanlık, umutsuz" bir eşleşme tabirini kullandı.

Öncelikle Lakers'ın turu çok da zorlanmadan geçeceğini düşünüyorum 4 veya 5 maçta. Nedenlerini sayarsak ilk sebep Utah'ın formsuz olması ve dış saha performansı. Ayrıca şu anki Utah kadrosundan Lakers'a sorun teşkil edebilecek Deron Williams, Mehmet Okur ve biraz da savaşçı oyunuyla Millsap var. Boozer geçen yılki seride çok çabuk faul problemine girmiş ve hiçbir zaman istenilen performansı gösterememişti. Bu yıl sakatlıktan dönüş sonrası ritmini hala bulamamışken geçen yıldan daha iyi bir katkı vermesi oldukça zor. Utah deplasmandaki ilk iki maçı kaybederse ki herşey buna işaret ediyor, üçüncü maçta Lakers rakibine direnç gösterip Utah'ın havayı yakalamasına izin vermediği takdirde dağılacaktır. Benim beklediğim senaryo da bu zaten. Deron Williams'ın Derek Fisher ve Shannon Brown karşısında çok güzel istatislikler yakalaması beklenebilir ama daha ötesini sanmıyorum şu tabloda.

Lakers tarafından olaya bakarsak da en büyük avantaj Kobe. Kobe'nin bu ligde en rahat oynadığı takımların başında Utah geliyor. Bu pozisyonlardaki oyunculara karşı her zaman sorun yaşayan Utah geçen yılki seride ve bu yıl sezon içi maçlarda da bu sıkıntıyı fazlasıyla yaşamıştı. Kobe'yi seri boyunca bol bol faul çizgisinde göreceğiz muhtemelen. Bynum'un da dönmesiyle Odom'u bench'e gönderip bench'in sezon başındaki havasını nispeten de olsa yakalayan Lakers'da Bynum-Gasol-Odom'dan oluşan pota altı Memo-Boozer ve Millsap'tan oluşan pota altına üstünlük kuracaktır. Memo'nun dışardan bulacağı isabetli şutlar pota altı savunması dengesini bozsa da bu çok büyük bir sorun olmayacaktır Lakers için. Sadece Deron Williams'ın tek başına bu kadar komple ve her türlü silahı bulunan bir takımdan en fazla bir maç alabileceğini düşünüyorum.

2009 NBA Playoffs First Round: Magic - 76ers

Sixers, sezonun son maçında LeBron ve Mo Williams'ın oynamadığı Cavaliers karşısında uzatmada (!) galip gelerek, aynı gün Chicago'nun da kaybetmesiyle 6. sıraya çıkarak Magic ile eşleşti. 7. sıradan Garnett'ın olmadığı bir Celtics ile oynamak ne derece avantaj olurdu bilemiyorum çünkü Cavaliers'den önce oynadıkları Celtics maçında bırakın Garnett'ı, Ray Allen da sahada yoktu ve maçı kaybettiler.Cavs maçını saymazsak 6 maçlık yenilgi serisiyle playoff'a giriyor Sixers. Geçtiğimiz sezon All-Star arasından sonra inanılmaz bir ivme yakalayan ve o ivmeyle Detroit Pistons'ı 2.5 maç zorlayan Sixers ile alakası yok.

Sezon içinde oynanan 3 maçı da Orlando kazandı ama son iki maça bakarsak zorlanmadıklarını söyleyemeyiz. Birinde Lewis'in maç kazandıran basketi var, diğerinde de son periyotta geriden gelerek aldılar ki o maçta 37'de 15 üç sayı isabeti buldu Magic.

Orlando'da sezonu kapatan Jameer Nelson'ın yokluğunu Rafer Alston dolduruyor. Kritik soru, Hidayet Türkoğlu ve Rashard Lewis'in ne derece sağlıklı olacağı. Okuduklarım ikisinin de ilk maça hazır olacağı yönünde ama seri içerisinde sakatlıkların nüksetmesi durumunda işler değişebilir.

Sixers'ta da bilek sakatlığından dönen Thaddeus Young, sezonun son iki maçında kendisini deneme şansı buldu, söylediğine göre iyi hissediyormuş. Celtics maçında sakatlanan ama Cavs maçında sahaya çıkan, ilk periyottan sonra da bir daha oyuna girmeyen Samuel Dalembert'in durumu da önemli. Koç Tony Dileo, sağ omzundan sakatlanan Dalembert'in seride oynayacağını söyledi.

Hidayet'in performansı çok önemli. Eğer sakatlığı ciddiyse, işler tersine dönebilir. İçeride Howard'ı Ratliff, Speights, Evans ve Dalembert ile yıpratabilir, Andre Miller - Rafer Alston eşleşmesini iyi kullanabilir ve üçlüğü savunabilirse Sixers için bir umut var. Ama benim umudum yok. En iyi ihtimalle, 4-2 ile Orlando seriyi geçer...

2009 NBA Playoffs First Round: Gani Edition: Zımba Celtics - Bulls

Evet, cümle alem bilir beni. Doğma büyüme Celtics'liyimdir. İlk turun kısa bir değerlendirmesini yapayım sevgili dostum Gürkan'ın ricası üzerine:

Şimdi, geçen sezon aldığımız normal sezon derecisi 66-16 idi. Lige hayvan gibi bir başlangıç yapmıştık. Devamı da öyle oldu ve 20 küsür yıl aradan sonra şampiyon olduk. Ben ilk kez tattım bu duyguyu. Bu sezon ise geçtiğimiz sezona göre;

  • 25 maçlık Garnett eksikliği yaşadık -ki Garnett'i olmayan Celtics kramponları olmayan Pele gibidir.
  • James Posey ve P.J. Brown gibi 2 önemli veteranı kaybettik.
  • Şampiyonluk hevesini aldık ve eski ateşimizin bir kısmı söndü.
Bunlara rağmen sezon sonuna gelindiğinde geçtiğimiz sezona göre sadece 4 maç daha az kazandık. Ayrıca Garnett'siz 25 maçın 18'ini de götürmüşüz. Bu yüzden ben geçen seneye göre daha iyi bir takım olduğumuzu düşünüyorum. Garnett olmasa bile seride zorlanmamız benim için sürpriz olur. Hatta 10 sayının altında maç kazanırsak ona bile şaşırırım. Garnett olsa bu postu bile atmazdım zaten.

Şikago'ya baktığımızda ise aslında bireysel olarak sivri özellikleri olan topçulardan oluştuğunu görüyoruz. Yaptıkları takastan sonra da iyice ritim tuttular. Ama biz onların gaza gelmiş halinden Garnett'siz ve hevessizken bile daha iyiyiz. Gürkan takastan sonraki derecelerini yazmış.

Eşleşmelere bakarsak da, Pierce'ı rakip takımda durdurabilecek yeterlilikte bir topçu olmadığını görebiliriz. Pota altı Tyrus, Miller ve Noah üçlüsünün hakimeyetinde kalacak gibi duruyor ama Powe ve Baby Glenn armut toplamayacaktır. Dışarda ise bu senenin Rondo'suna bakarak mutlak hakimiyetin bizde olduğunu rahatça dillendirebiliriz. Üstüne ev sahibi avantajını da ekleyip seri için 4-0 net skor yorumu yapıyorum. Rondo iyi oynarsa 5-0 bile olabilir. Son maç mars yapabiliriz.

2009 NBA Playoffs First Round: Blazers - Rockets

Para harcamaktan kaçınmayan bir takım sahibi, bir adet kalburüstü GM, yeni neslin en başarılı koçlarından biri, NBA'in en heyecan verici potansiyelleri ve play-off beklentisiyle başlanan sezonda, Batı Konferansı gibi bir kurtlar sofrasında gelen 4.'lük... Portland taraftarları için her şey güzel gidiyor gibi. Akıllardaki tek soru işareti LeBron'dan sonra gelen en dominant potansiyel olarak lanse edilen Oden'ın kendini toparlayıp, toparlayamayacağı. Fakat takım sezon boyunca Oden sıradan bir uzun olsa bile, bu kadronun iş yapabileceğini gösterdi. Pritchard da bu çekirdeğe güvenerek, LaFrentz'in kontratının yanına o çekirdekten bir-iki genç koyup, karşılığında bir yıldız alma fırsatını pas geçti. Sonuca bakarsak çok da haksız sayılmaz gibi.

Houston'da ise bu sezon geçtiğimiz sezonlardan çok farklı geçmedi; sorunlarla dolu ve fakat sonuç pozitif. Önce alıştığımız üzere T-Mac'in sakatlığı, Artest'in uyum süreci ve yer yer sakatlıkları; daha sonra Landry'nin vurulması, takımın önemli parçalarından Rafer'ın takas edilmesi, T-Mac'in defteri kapatması derken yine sorunlarla dolu bir sezon geçti Rox adına. Gerçekten Houston ilginç bir takım. Önemli oyuncuları sakatlanıyor, fakat kadrodan isimsiz bir oyuncu çıkıp o yokken kendini gösteriyor. Geçen sezon benzer bir performansı Yao'nun yokluğunda Landry göstermişti, bu sezonsa Brooks ve Wafer gibi iki önemli parça kazandılar bu eksikler sayesinde.

Seriyi iki farklı şekilde değerlendirmek mümkün. Zorluklarla savaşmayı görev haline getirmiş, sert ve tecrübeli Rockets'ın, genç Blazers'a dur diyebileceğini iddia edebiliriz. Fakat kadro genişliği ve opsiyonları rakibine oranla oldukça fazla olan Blazers'ın, Rockets'a üstünlük sağlayabileceğini de söylemek yanlış olmaz. Bu serinin ne kadar ortada olduğunu anlatmak için sezon içerisinde Roy'un mucize üçlüğüyle biten maçı hatırlatmak yeterli olur sanıyorum. Benim fikrim, Portland'ın ev sahibi avantajı ve Rose Garden'daki muhteşem performansının, tıpkı o maçtaki gibi, onları bir adım öne çıkaracağı yönünde; 4-3 Portland.

2009 NBA Playoffs First Round: Celtics - Bulls

Son şampiyon Celtics için playofflar öncesinde en önemli konu Garnett'in sağlık durumu. 19 Şubat'ta sakatlanan ve toplam 25 maç kaçıran Garnett playoff boyunca takımını yalnız bırakabilir. “Knowing him, he’ll play if his leg is broke” demiş Bulls'tan Derrick Rose konuyla ilgili olarak. Hakikaten de öyle bir adamdır Garnett, geberene kadar oynar o hırsla. Geçen sezon Pierce'ın, acı içinde sahadan çıkıp Willis Reed misali, ama koşarak sahaya girişi sonrasında takımı ateşlemesi gibi bir olay da yatabilir altında. Durum abartılıyor mu yoksa gerçekten çok mu ciddi bilemiyorum ama Garnett olmadan Celtics'in işi zor bence, belki Bulls serisi için değil ama sonrası için.

Garnett olmadan bu takım 25 maçın 18'ini kazandı bu sezon ama direnci bir kere kırıldığında, sahada onun gibi bir hırs küpü bulunmadığında gerisi çorap söküğü gibi gelebilir. Leon Powe ve Glen Davis'e daha çok iş düşecek böylelikle. Geçtiğimiz sezon benchten gelerek çok kritik işler yapan PJ Brown ve James Posey gibi iki isim de yok bu sefer. Ayrıca, ev sahibi avantajı da playoff süresince ellerinde olmayacak. Mikki Moore ve Stephen Marbury ne derece katkı verebilecek hep birlikte göreceğiz.

All-Star arasından sonra oynadığı 29 maçın 18'ini kazandı Bulls. Özellikle John Salmons ve Brad Miller'ın takıma katıldıktan sonra verdikleri katkı çok önemli. Garnett'ın olmadığı bir pota altında Tyrus Thomas ve Joakim Noah enerjisiyle, Miller da çakallığıyla kilit isimler olabilir. Derrick Rose, Rajon Rondo eşleşmesi de yine önemli. Garnett'olmayacağından seride daha çok sorumluluk alacak olan Paul Pierce'ı durdurmakta sıkıntı çekecekleri ise kesin.

Celtics, Garnett olmadığında bile güçlü ve özgüveni yerinde bir takım, doğru. Ama çok ciddi bir biçimde süpriz bekliyorum bu seride...

2009 NBA Playoffs First Round: Nuggets - Hornets

Aslında, geçen sene bu zamanlar iki takımı karşılaştıran bir yazı yazmış olsam, bu yazıyı yazmama gerek kalmayacaktı. Sadece takım ve oyuncu adlarını yer değiştirsem istediğime yakın bir şeyler elde edebilirdim. Çünkü iki takım da sezon boyu gelişimleriyle, geçen sezon olduklarının tam zıttı bir hale büründüler. Bir tarafta geçen sezonki haliyle bir yere varamayacağını bildiğimiz Denver, diğer tarafta da geçen sezonun parlayan yıldızı Hornets; ya da başka bir deyişle bu sezonun parlayan yıldızı Denver'a karşı, bu haliyle parıltıdan oldukça uzak olan Hornets.

Billups takasıyla, birkaç sezondur kaliteli kadroya sahip düzensiz takım görünümündeki Nuggets'a bir düzen ve savunma sertliği getiren Kiki Vandeweghe, Birdman transferiyle de sezon başında gönderilen Camby'nin boşluğunu çok daha cüzi bir fiyata doldurmuş gözüküyor. Sezon başında koç Karl'dan başlanarak bir rebuildinge gidilmesi gerektiği bile konuşulan takımın, yapılan hamlelerle geldiği nokta Vandeweghe'nin en iyi GM ödülüne ciddi bir aday olması gerektiğinin göstergesi.

Diğer tarafta ise sezonun en büyük hayal kırıklıklarından biri var. Üstelik bu hayal kırıklığı, geçen sezon MVP ödülüne ciddi bir aday olan performansından bile daha iyisini gösteren Paul'e rağmen meydana geldi. Zaten Paul sıradan bir süper yıldız performansı gösterse, belki de Hornets'i şu an burada göremeyebilirdik. Tabii bunun en önemli sebebi ekürisi West'in istikrarsız oyunu. Her ne kadar son dönemde biraz toparlanmış gibi gözükse de West geçen sezonki elit uzun sıfatının altını, bu sezon dolduramadı. Keza Chandler ve Peja gibi diğer iki önemli parça da sürekli sakatlıklarla boğuştuklarından verimli olamadılar. 2 numarada oynaması için alınan Mo-Pete ise yavaş yavaş emekliliğinin geldiğini kanıtlarcasına 2 tane iyi maç oynamadı. Sezon başında alınan Posey, ilk başta bir cuk sesi çıkarmış gibi görünse de ilerleyen dönemde bu cuk sesinin aslında Avrupa'dan elleriyle bişeyler anlatmaya çalışan Pargo'dan geldiği anlaşıldı. Her ne kadar faydalı bir oyuncu olsa da, Posey'e verilen para geçen sezon önemli işler yapan Pargo'ya verilse takım için daha faydalı olurdu diye düşünüyorum.

Seriye dönersek, favori her ne kadar Denver gibi gözükse de, Paul'ü içerisinde olduğu bir takımın her zaman söyleyecek bir sözü vardır. Üstelik West, Peja ve Posey, play-off'ta maç çalabilecek kaliteye sahip oyuncular. Chandler'ın durumu Hornets için belirleyici olacaktır. Denver cephesinde ise başrolü Billups'a kaptıran Carmelo tam bir iki ucu keskin bıçak durumunda. Eğer sezon içindeki uyumunu devam ettirirse Nuggets'ın hanesine yazılacak çok önemli bir artı olur, fakat aşina olduğumuz öne çıkma tutkusu yine depreşirse, takımına yarardan çok zarar verebilir. Ayrıca terazide Nuggets tarafına konulması gereken bir JR Smith faktörü de mevcut. Son dönemde inanılmaz formda ve bu sezon takım sıkıştığında çıkıp maç alabilecek bir oyuncu haline geldi.

Değinilmesi gereken bir diğer nokta da pota altı oyuncularının sağlık durumu. Hem Nene hem de Martin kırılgan yapıya sahip isimler ve sakatlıklarla sık sık takımdan ayrı kalıyorlar. Aynı şekilde Chandler ve West de bu sezon oldukça fazla sorun yaşadılar. Play-off'ta yaşanacak herhangi bir problem dengeleri pamuk ipliğine bağlı bir seride, avantajı otomatik olarak karşı tarafa geçirecektir.

Serinin Billups vs Paul'e dönmesi Hornets açısından çok iyi olur. Ancak Billups bu seriyi, ligin en iyi point guardına karşı bir düello yerine, takımının atlaması gereken bir eşik olarak görecek kadar aklı başında bi adam. Çünkü Denver, 94'teki Sonics sürprizinden beri oynadığı son 7 play-off serisini de kaybederek Houston'la birlikte play-off'ların en uzun kaybetme serisine sahip ve bu sıfatı üzerlerinden atmaya Houston'dan daha yakın durumdalar. Sonuç olarak, daha çok skor opsiyonuna ve çok daha iyi bir bench katkısına sahip olan Denver'ın, uzun ve zorlu bir seri sonucu 4-3 galip geleceğini tahmin ediyorum.

2009 NBA Playoffs First Round: Cavaliers - Pistons

2004'teki şampiyonlukla zirve yapan Pistons döneminin kapanışı belki de. Diğer taraf tam aksine, benzer bir dönemin başlangıcında. İki sene öncenin doğu finalistleri, efsaneleşen 5. maçın kahramanları tekrar karşılaşacak; fakat bir taraf intikam için sahaya çıkmaktan çok uzakta. Pistons ruhunun asıl simgesi Ben Wallace'ın, "Bad Boys 2" döneminin kapanışına katkıda bulunacak olması da manidar.

Cavaliers tarihinin en iyi sezonunu geçirdi. LeBron'un etrafındaki parçalar artık tamam. Parçalar sadece saha içinde değil saha dışında da birbirini çok iyi tamamladı. Özellikle savunmasıyla nam salmış contender takımlarda, genelde suratlar asıktır, soğukluk hakimdir. Cavs ise saha kenarında inanılmaz şekilde eğlenerek, hatta bazen abartıya kaçacak şekilde, geçirdi sezonu. Sahada korkutucu savunmadan taviz vermeyen herifler, süre durduğunda 180 derece dönüp eğlencenin dibine vuran afacan çocuklar oluveriyorlar. Kimilerine göre antipatik hatta saygısızca; ama "takım" olduklarının iyi bir göstergesi.

Savunma her zamanki Mike Brown savunması, hücumdaki değişimde kilit iki isim var: Mo Williams ve sene başında ofansif koordinatör olarak atanan John Kuester. Sadece LeBron üzerinden dönen hücumlarda artık Anderson "The Chosen Two" Varejao bile verimli olarak kullanılıyor. Ki bu da gösteriyor ki Tayshaun, James'i kitlese bile hücum sıkıntıya girmeyecek. Kenarda da formsuz tek oyuncu Sasha - ki hakkaten kendisi odundan hallice.

Cavs ne kadar derli topluysa Pistons da bir o kadar dağınıktı bu sezon. Sezon içindeki Iverson aşısı tutmadı, o defter de artık kapandı. Stuckey çıktı bir ara, Curry koş koşa heves etti, Hamilton-Stuckey-Iverson üçlüsünden birini benche göndermek sıkıntı oldu, Sheed'in ayaklar gitmez oldu. Sonuçta son sıradan pek bir ümidi olmadan playoffa kaldı Detroit.

Cavs fazla yormadan, 4 ya da 5 maçta işi bitirip 7 maça uzaması muhtemel Hawks - Heat serisinden rakibini bekler.

16 Nisan 2009

NBA Playoffs '09

NBA Playoffs 2009: The First-Round

Resim: Genç Subaylar