transferler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transferler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Temmuz 2009

Hido ve Toronto

Hido'nun artık bir Raptor olduğuna dair haberler yayılmaya başladı. Kendisi 53 milyon amerikan dolarına 5 yıl için evet demiş. 50 milyon amerikan dolarlık teklifi de portland yapmıştı. peki ne diye hidayet portland'ın bu teklifini reddetti?

1) karısının isteğine saygı gösterip daha avrupai bir şehir olduğu söylenen toronto'yu seçti. açıkcası ben ne toronto'yu biliyorum, ne de portland'ı. daha etnosentrik olabilir portland; öbür tarafta toronto'da n tane farklı ırktan insan yaşıyor. yalnız, hidayet için başarı grafiğini yükselttiği orlando'dan sonra, gitmek için garip bir takım olduğu kesin eğer gitme nedeni bu ise.

2) bir önceki maddede gitmek için garip bir takım dedim; amma velakin bu takımda avrupai basketbol oynanıyor diye yazılıp çiziliyor sürekli. geçen sene pek bir varlık gösteremeseler de mitchell'a yılın koçu ödülünü kazandırdı oynatılan sistem. calderon, parker gibi avrupa deneyimi olan oyuncular da mevcut kadroda. sistemi bir üst seviyeye çıkaracağını düşünmüş olabilir hidayet.

3) hidayet'in parasını iyi yönetebilmek için iktisat ile alakalı bir bölüm okuduğunu hayal meyal hatırlıyorum. bu herif madem bu kadar parasına önem veriyor, o halde 3 milyon amerikan dolar'ının da muhabbetini yapar. her ne kadar iklimi bi zikime benzemese de toronto'yu seçer.

4) colangelo, takımın genel menejeri diye bu takımı seçmiş olabilir. gm'nin kafasındaki sistem ile hido'nun oyunu uyuşuyor gibi nihayetinde. zaten colangelo'nun phoenix'te görevinin başındayken de hido'yu kadrosuna katmasına "that close" olduğunu yazan pek çok haber de okudum. eski defterler hesabı yani.

5) carter orlando'ya giderse, ben de carter'ın carter olduğu yere giderim demiş olabilir hidayetciğim. air canada center, artık bundan böyle turkish air force base olacak.

hakkında hayırlısı olsun hido. kafanda rahatlamıştır umarım, serbest ajanlar piyasasında en çok istenilen oyuncu olarak kotardığın mukaveleyle. tolga tugsavul, iyi akıl vermiş olabilir hidayet'e. ne de olsa bu işlerden anlıyor. kafası da rahatlamış olan bir hidayet'in bu yılki şampiyonada performası artar mı azalır mı? ben açıkçası net bir şey söyleyemiyorum, zira tanjevic gibi bir hocayla bu iş zor.

sevgi, saygı.

05 Haziran 2009

2009 Transfer Sezonu #2

Bugün akşam saatlerinde futbolun gündemine 2 bomba transfer oturdu. İlki yurtiçinden, Beşiktaş'tan geldi. Kayserispor'un geçen sezon 11 milyon dolara vermediği Mehmet Topuz, siyah-beyazlı formaya 6 milyon avro karşılığında transfer oldu. 1.5 milyon avro ücretle 3+1 yıllığına imza attıktan sonra, küçüklüğümden beri Beşiktaşlı olduğum için tercihim bu yönde oldu açıklamasını vermese bence daha iyi olacaktı.


Bütün futbol dünyasını yerinden oynatan ise, aslında devre arasından beri beklenildiği gibi Kaka'nın Real Madrid'li olmasıydı. 65 milyon avroyu reddedemeyen Milan'ın Lavezzi'yle boşluğu doldurmaya çalışacağı ilk dedikodular arasında. Bu bonservis ücret aynı zamanda futbol tarihinin en yüksek 2. rakamı olacak, transferin resmi açıklamasının rekortmen Zidane'dan gelmiş olması da bir diğer ayrıntı.


Şu ana kadar transfer sezonunun en hızlı takımı ise Bayern Münih. Son olarak bugün Heerenveen'den Hırvat sol kanat oyuncusu Pranjic'i alan Bayern, Ribery'nin olası gidişini de bir noktaya kadar kompanse etmiş oldu. Sezon içerisinde Baumjohann, Tymoschuk ve Olic'le anlaşan Alman devinin şimdiye kadarki en önemli transferi ise 30 milyon avro ödeyerek Bundesliga rekorunu kırdıkları Mario Gomez'di. Olic ve Gomez'in gelişi, aylardır speküle edilen Podolski ve Toni'nin takımda ayrılma ihtimallerinin de oldukça fazla olduğunun bir göstergesi oldu. Toni, Milan ve Wolfsburg takımlarının hedefi olarak gösteriliyor.

03 Haziran 2009

British Knights


Son dönemde çok konuşulan bir mevzu şu vefasızlık hadisesi... Gerçekten Tugay Kerimoğlu'nun Kuzey İngiltere'de yaşadığı güzellikleri görüp altta kalmamaya çalışan, ama onu görürken yanıbaşındaki Hasan Şaş'ı bundan önceki onlarcası gibi göremeyen bir garip kulüp. Vefa artık İstanbul'da... Yok böyle demeyeceğim. Ama bugün Gareth Barry'nin mektubu düşünce ajanslara, bu da düşündürdü beni açıkçası. Oyuncu da biraz hak etmeli, sizce de öyle değil mi? Örneğin burada da çok sevilen güzel insan Daddy Cool'un sezon öncesi Leeds United taraftarına yazdığı bir açık mektup vardı. "Profesyonel futbolcuyum, kimseye hesap vermek zorunda değilim" diyebilirdi, fakat o erdemli olanı seçti ve Galatasaray konusunda doğal olarak bir hassasiyeti bulunan eski kulüp taraftarlarına seslendi. Biz de buraya yansıttık... Gerçi onu bu mektuba iten olaylara da değindik. Yine de buna benzer şeyleri ülkemizde ne yazık ki göremiyoruz pek fazla. Hala sakatlık geçiren rakip oyuncuyu görüp, gol pozisyonu kovalamaktansa topu taca atan amatör zihniyet haftalarca televizyonlarımızda gösteriliyor. Bu mu profesyonel futbolun içinde bulduğunuz en güzel detay? Bravo...


Bayrak adam mertebesine yükseldiği Aston Villa'dan, Manchester'ın mavi yakasına geçiş yaptı Barry. Ada'nın yetiştirdiği en sağlam orta sahalardandır, Frank Lampard ve Steven Gerrard'a git gide daha çok benzemiştir beklentilerin etkisiyle fakat çok daha all-around bir adamdır bu ikisine göre. Geçen sezon Rafa Benitez'in onu ne kadar çok istediği sır değil. Orada yıl boyunca kullanılan Riera-Benayoun ikilisinin hiçbir zaman tam olarak güven vermediğini de düşünecek olursak, istikrarla eş anlamlı bir Barry takviyesi her iki kulvarda da mutlu sona çok yaklaşmış Pool'da senaryonun çok farklı şekillenmesini sağlayabilirdi. Ucuz kurtulduk... Böyle açıklamış vedasını, içerik çok zengin değil ama mektubun varlığı bile yeterlidir benim için. Buraya da koyalım:


"After all the speculation over the last 12 months, I want the chance to explain my decision to the Aston Villa fans,


I want to thank them for the incredible support I have received over the last 12 years and this football club has been a huge part of my life.

I joined as a 16-year-old boy and 12 years later I am moving on as a 28-year-old man with a wife and two children. A lot of things have changed in that time - players, management and a chairman.

But every season bar none, whether we have been bottom half, mid-table or challenging for Europe, the support myself and the team have received has been fantastic.


My one huge regret is that during my time at this club we have not brought the fans the success they deserve and I obviously have to take my share of responsibility that we have not been good enough to win trophies.

I feel the club is in the best position it has been in during my time here. I think we have a group of very good young players, we have a fantastic chairman who is here for the good of the club, and one of the best managers in the game.


Obviously people will ask why I am leaving if I feel like that. I have honestly been very undecided what to do.

The manager and the whole club have bent over backwards to try and persuade me to stay and made me a fantastic offer which I am extremely grateful for.


But, after changing my mind lots of times, I came to the decision that the time was right for me and for the club to part company.


I need a new challenge, I have a massive fear of going stale and falling into a comfort zone.


I believe the deal is a good one for the club. I am sure the manager will use the money well to strengthen the team and the club will go from strength to strength. I am also excited now about my new challenge.

A lot of people will question my decision to join Manchester City. They were the club prepared to meet the valuation which, for a 28-year-old with a year left on his contract I think shows how much they wanted me.

Once I had spoke to Mark Hughes, there was nowhere else I wanted to go, I was also desperate to avoid any long drawn-out saga. I feel I am joining a club that will seriously challenge to win major honours.

People might doubt that, but I am convinced with the plans the club has short term and long term, and the backing the manager will receive from the owners, that we will be a major force.

Also the World Cup has always been a major part of my thinking and I feel at Man City I will get the chance to play regularly in my best position and play a big part in a successful side.


Time will tell if I am right or not, but those are my reasons.



I have grown bored of all the speculation surrounding me over the last 12 months and I am sure all the fans have as well. I am glad I never left last summer because I would have left under a huge cloud. This year I feel things are different.

I haven't used an agent. I have discussed things with my best friend but ultimately made my own choices and I think the situation has been handled properly by everybody involved and once again I have to thank the manager and the club for that.


I genuinely wish the club all the best for the future, and want to thank everyone who has helped and supported me in my time here.


For the rest of my life, Aston Villa will be the first result I look for."


Cengiz Çandar Gibisin: Bu yazı aynı zamanda NUMARAIKI gazetesinde yayınlanmıştır.

21 Mayıs 2009

2009 Transfer Sezonu #1

Avrupa'da büyük liglerin şampiyonlarının belli olmasıyla önceden gerçekleşmesi çok muhtemel olan transferler bir bir kesinleşmeye başladı. İlk açıklananlar tecrübeli defans oyuncuları Hyppia'nın Leverkusen'e, Cannavaro'nun da Juventus'a transferleriydi. Juve taraftarının tepkisine rağmen kulüp Cannavaro'dan vazgeçmedi, bu ekonomik krizde bu kadar kaliteli bir defans liderini bonservissiz bulmak taraftar tepkisini akıllarından bertaraf etmeye yetti. Aynı şekilde Leverkusen'in genç kadrosunda Hyppia gibi bir oyuncu çok yararlı olacaktır.


Dün Genoa başkanı tarafından açıklanan diğer önemli transfer hamlesi ise Inter'den geldi. Son haftalara kadar Şampiyonlar Ligi koşusunu sürdüren Genoa'nın bu başarısındaki en önemli paya sahip iki oyuncu, Milito ve Motta, Inter'in yolunu tuttular. Bu transferden Milito 3.5 milyon, Motta da 3 milyon avro alacak sezon başına. Genoa başkanı Enrico Preziosi kaç para aldıklarını açıklamazken, Acquafresca'nın bonservisini aldıklarını belirtti. Ayrıca Atalanta'nın forveti Floccari'nin gelecek sene Milito'nun yerini alacağını da sözlerine ekledi.

13 Mayıs 2009

Tevez Nereye?


City, Liverpool, Milan, Barcelona, Real Madrid... Bu yaz transferin en gözde ismi hiç kuşkusuz Carlitos Tevez olacak. Kendisi yedek kalmaktan sıkıldığını ve Liverpool'a gitmek istediğini açıkladı bile. Menajeri ise Manchester United yönetimini ve Alex Ferguson'u ilgisizliklerinden dolayı topa tutmaya devam ediyor. Ancak anlaşıldığı kadarıyla Tevez'i takımda tutmak için 22 milyon paund ödemeye Amerikalı sahipler pek yanaşmıyor. Diğer yandan Sir onu hafta sonu Manchester derbisinde sahaya sürerek hala planlarında olduğunu gösterdi. Tevez de bu fırsatı iyi değerlendirip attığı golle Manu'yu kupaya bir adım daha yaklaştırdı.

12 Mayıs 2009

Juventus'un Yeni Maestrosu


Juventus'ta Nedved-Del Piero dönemi artık kapandı. Gelecek sezondan itibaren sürücü koltuğunda Brezilya'lı yıldız Diego Ribas olacak. Oyuncunun temsilcilerinden Giacomo Petralito, Kicker dergisine kontratın imzalandığını, Bremen'e ise 24.5 milyon avro ödeneceğini açıkladı. Petralito, Diego'nun 4 yıllık sözleşme imzaladığını, yıllık ücretinin de 4 milyon avro olacağını belirtirken; Juventus borsada işlem gören bir şirket olduğundan 31 Mayıs'tan önce bu transferin kesinleşemediğini, ancak anlaşmanın yapıldığını ve bir sürpriz beklemediğini de sözlerine eklemiş.

07 Mart 2009

Nihayet...

Bu saatten sonra ne L.A. Galaxy'e Beckham'dan hayır gelir, ne de Galaxy'den Beckham'a... Bugüne kadar türlü senaryolar üretildi Milan'da kalacağına dair, kendisi açıklamalar yaptı, bir dünya teklif götürüldü Galaxy'e ama bana mısın demiyor adamlar.

33 yaşına Beckham, çatır çatır oynuyor Milan'da... Daha Milan'a transferinin taze açıklandığı zamanlarda Seedorf'la yaşadığı gerginlik de ortadan kalktı ve iyice ısındı Milan'a. İki takımın kalitesi ortada, kendisinin de açıkladığı gibi 2010 Dünya Kupası -ki muhtemelen uluslararası bazda son turnuvası olacak- şansını arttırmak için Milan'da kalması daha iyi bir avantaj...

Ortada dolaşan son haber de, sezon sonuna kadar Milan'da kalıp -o arada MLS'te sezonun neredeyse ilk bölümünü kaçırmış olacak- Galaxy ile ligin kalan bölümünü tamamlayacağına dair bir anlaşma yapıldığı. Sonrasında ise Milan'a geldiği zaman olduğu gibi tekrar kiralanabileceği ya da satılabileceği...

İyi de tutturdu Milan'da, kalsın abi... Ne dertmiş yahu?


Düzeltme: Anlaşma resmileşmiş... Yazıyı komple değiştirmeye üşendim şimdi bu vakitte.

It is good for him, there is no question about that because it is the right type of football. I spoke to David when he came for dinner with us in Milan. He was hoping it was going to happen and he wanted it to happen. I have no doubt it is the best thing for him...


Sir Alex Ferguson

17 Şubat 2009

Milan'ın Beckham Aşkı Tadında Klasik Gazete Başlığı

Beckham huysuzlanmaya başladı, futbolu iyi gidiyordu ama, bu yaz döneminde Cristiano'nun olduğu kadar olmasa da, satır aralarından gitmek istediğini mesajını veriyordu. Belki de öyle değildi de biz kuruntu yaptık Manchester United taraftarları olarak, bilemiyorum. Sonuç olarak Beckham'ın yerine iyi bir sağ açık bulununca, ki kendisi CR7 oluyor, Sir Alex Başkan'ın odasına "Let it beeee oooh let it beee!" diye giriyor ver Beckham temenniler yanına yolluk olarak verilerek Madrid'e olaylar zinciri vesilesiyle olaylı gönderiliyordu. Uzun uzadıya ayrıntıya girmeye gerek yok zira gelmeye çalıştığım yer için bunları özet geçmek zorundayım.

Kırgınımdır Beckham'a... Her ne kadar beni iplemiyor ve hatta varlığımı bile bilmiyor olsa da kırgınlım baki kalacak. Manchester'da bir efsane olarak kalabilirdi ama olmadı. CR7 de aynı yoldan devam ediyor. Zaten bağlarımızı kopardık kendisiyle, konuşmuyoruz yazdan bu yana. Neyse, ne diyordum? Heh, Beckham...

Real Madrid falan fişman derken artık 30'lu yaşlara giriş yapınca futboldan çok kazancını ön planda tutmaya başladı Beckham. Gerçi Real Madrid'e gidişinin amacı da oydu ama kötü oynadı da diyemeyiz. Victoria Beckham'dır, Beckham'ı idol hâle getiren. Aile dostları değilim elbette, kurabiye ve sütlü çay eşliğinde malikhanelerinin bahçesinde muhabbet etmiyoruz. Fakat en basitinden o saçma sapan saç stilini değiştirip, üstüne bir tarz olarak oluşturduğu kıyafetlerden sonra bu alanda yükselişi başladı Beckham'ın.

Real Madrid sonrası L.A. Galaxy'e gitmesindeki sebep de buydu zaten. Bu transferin asıl sebebinin çoğu yerde yakın arkadaşı Tom Cruise başta olmak üzere, John Travolta, rahmetli Chef Isaac Hayes gibi ünlülerin de bulunduğu, Lafayette Ronald Hubbard adlı dangalak bir bilim kurgu yazarının elalemle dalga geçmek için kurup daha sonra din olarak yaymaya çalıştığı, Scientology tarikatıyla dirsek temasına geçmek olduğu yazıldı. Ne kadar doğrudur bilinmez ama Beckham çiftinin Los Angeles tercihleri de yarattıkları marka için pek bir hayırlı olacaktı... Biraz da Victoria'nın kendini gösterme, Jet-Set'ten geri kalmama çabaları da olabilir işin içine tabi.

Reklam çekimleri, partiler, şudur, budur derken devam eden L.A. Galaxy serüveninden pek şikayetçi gibi değildi David, nam-ı diğer Davud... Ta ki sezon başlayana kadar hem formundan geri kalmaması hem de milli takım kaygısı yüzünden Milan'a kiralanana kadar. Bomba bir başlangıç yaptı Beckham Milan'da... Harika bir tanıtım, oyun içindeki performansı, gelen goller... İşte o zaman başladı Beckham'ın da neredeyse her gün İtalyan ve İngiliz gazetelerinde "Gitmek istemiyorum, Milan'da mutluyum." konulu demeçleri.

Ancelotti de üstüne; "Beckham şu performansıyla takımın vazgeçilmez oyuncularından biri, umarım kulüpler anlaşır ve o bizimle kalır." türünden bir açıklama yaptı. İbrahimovic; "Büyük oyuncular kesinlikle büyük takımlarda oynamalıdırlar. Beckham da o büyük oyunculardan biri..." diye salladı bir ortaya. Galliani, Beckham'ın kalması için uğraşıyor da uğraşıyor. İtalya'da büyük bir seferberlik var Beckham'ın kalması için. Sebebi ortada, gittiği ülkeyi ilgi odağı başarabilen hayvani bir marka hâline geldi Beckham'lar...

Ha L.A. Galaxy bırakıyor mu dersen, bırakmıyor. 5 milyon pound'u reddettiler, Milan 10 önerdi... Ben bu satırları yazarken cevap bekleniyordu ama sanırım cevabı da beklemeden işi çözmek için Milan'lı yöneticiler L.A.'e doğru yola çıkmışlar bile. L.A. de Beckham'ı tutamayacağının farkındadır herhalde... Ne koparırsam kârdır gözüyle bakıyorlar büyük ihtimalle. Biraz çingene pazarlığı işte onlarınki de...

Her şey bir yana, ben de Beckham'ı Milan'da izlemeye devam etmek isterim. Yakıştı be, oturdu gibi sanki... Açtı Milan'ı... Ha? Şaka maka bu sene iyi Beckham yaptı valla...

03 Şubat 2009

The New Gunner

Arsenal sonunda muradına erdi. Arshavin, 13 milyon avroya artık Emirates'te top sürecek.

02 Şubat 2009

Bloody Deadline Day

Bugün saat 17.00 itibarı ile PL'de ara transfer dönemi sona eriyor. Gelenin gidenin çetelesini değil de son dakika gollerini bildirmek daha hor geçer.

Robbie Keane Liverpool'da mutsuz. Süre alamıyor, dahası kaalede alınmıyor. 20M pounda geldi, 15M + Aaron Lennon ile yuvaya geri dönüyor İrlandalı... Liverpool ise yedek kulübesine Saviola'yı getirmek istiyor ki fenada gözümüyor. Arsenal'in uzatmalı Arshavin aşkı da bugün nihayete erebilir. Zira Rus topçu an itibarı ile Londra'da ve muhtemel son görüşmeler yapılıyor. Biz Beşiktaş'a, Fener'e falan bekliyorduk ama Gudjohnsen Hull City'ye gidiyor. O da muhtemelen bugün atar imzayı. Akşam bi edit ister bu entry...

20 Ocak 2009

Balon Çabuk Patladı

Dün akşam saatlerinde herkes Kaka'nın Manchester yolunu tutacağını düşünüyordu, bunlardan biri de Tenerife'deki kampta gelişmeleri takip eden Robinho idi. Ancak anlaşma son noktada tıkandı ve şimdi hem Silvio Berlusconi, hem de Man. City'li abiler çekilen taraf biz olduk açıklamalarıyla durumdan pay çıkarmaya çalışıyorlar. Gerçek olan tek şey ise Kaka'nın ayrılmak istemediği, takımına sadık kaldığı, baba sözü dinlemeyip sözleşmeyi imzalamadığı gibi gözüküyor. Olayla ilgili en ilginç yorumlardan biri de aynı zamanda QPR'ın hissedarlarından olan, Renault F1'in patronu Flavio Briatore'den gelmiş: "If you put Michael Schumacher in a Minardi you are going nowhere. If you put Kaka in this club it is going nowhere. I think it is completely mad. When Robinho arrived it looked like it solved every problem — and now the team is very close to going down."

Milano akşamında bunlar yaşanırken, Kaka transferini en çok bekleyen isimlerden biri, Robinho da gelişmelere karşı tepkisiz kalmamış ve takımın Kanarya Adaları'ndaki kampını terketmiş. Tabii Real Madrid görmüş adamı De Jong, Bellamy, Bridge falan kesmez, en azından 2 yıldız ister yanında. City'nin hatası ise alamayacakları adamın peşinden gitmeleri oldu. Kaka yerine biraz daha ulaşılabilir birine, mesela Santos'taki ekürisi Diego'ya dökseler parayı, hem Robinho'yu mutlu ederler, hem de önemli bir ismi kadrolarına katmış olurlardı. İşin bir diğer enteresan yanı ise Robinho'nun bulunamıyor olması. Otelden ayrılan ve telefonlara cevap vermeyen Robinho'nun nerede olduğu yöneticilere göre muamma. Kamptan kaçan yabancı oyuncular konusunda derin tecrübelere sahip Türk medyası olsaydı şimdiye çoktan Rio de Janeiro'dan canlı bağlantıyla röportajını bile yapmışlardı. Chelsea'nin sessiz bir transfer dönemi geçirmesinin üzerine bu olayın gelmesi oldukça manidar oldu...

19 Ocak 2009

Şeyhin Kaka'sı Gelmiş

Bir oyuncu için bir çok ülkenin futbol liginin toplam değerinden fazla para, tam 154 milyon avro... Futbolun içine etmek bu olsa gerek. Abramovich de ilk geldiği dönem böyle saçılmış, her parayla satılanı takıma almıştı. Ancak Kaka çapındaki tek transferi o dönemin süper forveti Sheva olmuş, o da ellerinde patlamıştı. Onun dışında, bedavaya aldıkları Ballack'ı saymazsak, bonservis verip aldıkları adamların hepsi yıldız olmasına rağmen bir takımın vazgeçilmez adamları değillerdi. Araplar işi bir adım daha öteye götürüp İtalya'nın en köklü takımlarından birinin en büyük yıldızını, üstelik takımdan ayrılmak istemediğini pek çok kez söylemesine rağmen kadrolarına katıyorlar. Galliani'nin tüccar zihniyeti, aynı görevi yapacak Ronaldinho'yu 21 milyona kapatınca Kaka bir anda elden çıkarılabilir hale geldi. Verilen teklif tabii ki inanılmaz, daha küçük çaplı kulüplerin bu paraya değil yıldızını, takımın tamamını bile göndermesi mümkün ancak Milan gibi geleneklerine bağlı, dev bir takımın para uğruna Kaka'yı yollaması, büyüklüğünü de ayaklar altına alması demek.

14 Ocak 2009

Git, Gideceksen Bekleme!

Ocak geldi Drogba söylemleri açıldı saçıldı.. Daha önce Ocak'ta gider diyordum. Umarım gider de bende apaçi damgası yemem :) . O değil de geçenlerde mızmızlanan Drogba'ya Scolari vermiş ayarı; İstersen gidebilirsin bu sorun yaratmaz.. Bence Drogba'nın ilk adresi Mourinho'nun yanıdır. Adım adım ilerliyor...

07 Ocak 2009

Appiah Tottenham'da

Stephan Appiah Spurs tarafından bir hafta süreyle denemeye alınmış. Beğenilrsede sezon sonuna kadar sözleşme yapılcakmış. Bana göre sağlıklı Appiah her daim oynayabilir Adada..

03 Ocak 2009

Toure to City?

Manchester City bu seferde Kolo Toure için zıplamış. Bonservisine 8M pound önermişler. Toure için iyi para. Wenger bırakır mı bilmiyorum da Toure haftada 70.000 pound alıyormuş, bende haftada 70.000 alsam idmanlardan sora Emirates'te çim biçer, tuvalet temizlerdim...

30 Aralık 2008

Rumor Mill

Futbolda Ocak ayı demek, dedikodu çarklarının hızla döndüğü, kötü giden takımların sezonun 2. yarısında durumu kurtarmak adına, iyilerin ise hedefe giden yolda eksik parçayı bulmak için paraları saçtığı dönem demektir. Ben de kendi adıma bu süreçte söylentileri, transferleri haftalık olarak değerlendirmeyi, Ocak ayı blog programım olarak belleyip bir Rumor Mill serisi yazayım dedim. Gündemi son günlerde meşgul edenlerle başlayalım;

Mehmet Yıldız(Sivasspor): Aslında daha çok Avrupa ağırlıklı yazmaya çalışıyoruz ama son günlerde her spor programında mutlaka konuşulan bir transferi de yazmadan geçmemek lazım. Rivayete göre Galatasaray 3.5 milyon avro + Necati + Mehmet Güven + Aydın(kiralık) veriyormuş. Eğer gerçekten böyleyse teklif sanki o 3.5 milyon biraz fazla kaçmış gibi, hele ki Nonda ve Ümit Karan bile yeterince forma bulamazken. Ancak diğer yandan Koller-Baros ikilisinin Çek milli takımındaki uyumunu ve Mehmet Yıldız'ın Koller'le benzer tarzda bir oyuncu olduğunu düşününce olabilir esasen diyorum.

Andrei Arshavin(Zenit): Real Madrid, Barcelona, Tottenham, Chelsea derken sona en çok yaklaşan takım haberlere göre Arsenal. Devre arasında takımdan ayrılmak istediğini kesin bir dille açıklayan Arshavin, Arsenal'in genç ve dinamik kadrosunda neler yapabilir, burası henüz soru işareti. Zenit'in istediği 20 milyon avro da Wenger'in transfere astronomik rakamlar harcamama prensibini çiğnemesini gerektirecek.

Adriano(Inter): Tam Mourinho geldi, kendine çeki düzen vermeye başladı derken Adriano yine bildiğimiz Adriano davranışlarını sergilemeye başladı ve haliyle de Mourinho'dan kesiği yedi. Şu sıralar Fenerbahçe'nin(!) yanısıra Flamengo'nun da Adriano'yu kiralamak için girişimleri olduğunu okuyoruz. Eğer Brezilya'ya giderse, bu kez Avrupa'ya dönüşü top-class bir takımla olmaz diye de bir tahminde bulunayım.

Diego(Werder Bremen): Santos'ta Robinho'yla birlikte harikalar yaratırken kimse O'nun Werder Bremen gibi Avrupa'nın görece olarak düşük profilli takımlarından birine geleceğini düşünmüyordu. Ancak o basamakları teker teker çıkmak istedi ve artık kariyerinde yeni bir adım atma zamanı gelmiş gibi duruyor. Real Madrid, Juventus, Chelsea derken şimdi de Inter Brezilyalı'nın peşinde. Şimdiye kadar bütün tekliflere sırt çeviren Bremen, son dönemdeki kötü gidişin de etkisiyle artık Diego'yu elinde tutamayacak gibi gözüküyor.

Florent Malouda (Chelsea): Malouda'nın sezon başında Scolari'nin takımında fazla yer bulamayacağı düşünülüyordu ve adı uzunca bir süre Roma'yla anıldı. Ancak o bütün dedikodulara rağmen kulübünde kalıp forma savaşına girmeyi tercih etti ve şimdiye kadar da bunu başarmış gibi duruyor. Fakat şu sıralar Ribery'li Bayern ve Nedved'in yerini doldurmaya uğraşan Juventus ile adı sıkça anılıyor.

22 Aralık 2008

Beckham @ San Siro



AC Milan'ın Udinese'yi 5-1 mağlup ettiği karşılaşmada yeni transfer David Beckham da taraftarların karşısına çıkarıldı.

Diarra @ Madrid

Varan 2: Lassana Diarra

20 Aralık 2008

Beckham @ Milano

David Beckham, AC Milan ile olan serüvenine başladı. Amerika'da Los Angeles Galaxy'de forma giyen Beckham 3 ay boyunca yani Mart ayına kadar kiralık olarak Milan'da top koşturacak. İlk olarak yarın Udinese maçında taraftarların karşısına çıkacak. Ama resmi olarak Milan formasıyla, transfer dönemimin başlayacağı Ocak ayına kadar oynayamayacak tabi...

17 Aralık 2008

Varan 2: Lassana Diarra

Los Merengues'in yolcu yolunda gerek başkanı Calderon, son çırpınış vaadi olarak devre arasında en az 2 yıldız alacağı sözünü vermişti. Bunların ilki Huntelaar bugün takımla ilk antremanına çıkarken, oldukça ciddi gözüken haberlere göre ikinci bombanın Portsmouth'un genç orta saha oyuncusu Lassana Diarra olduğu kesinleşmiş gibi. Herkes Di Maria'yı beklerken biraz ters köşe(ve belki biraz da beklentilerin altında) olsa da iyi transfer, fakat ortalıkta dönen 20-25 milyon avro arası fiyatlar kafamda soru işareti yaratıyor. Gerçekten o kadar para veriyorlarsa, daha iyisi alınamaz mıydı?