05 Nisan 2012

Lüleburgazgücü Spor- Trabzon İdmanocağı

4 Nisan 2012. Öğlenin hemen öncesi. Kırklareli.

Numaralı tribün


TFF Bayanlar 1. Lig eşleşmesinde Lüleburgazgücü Spor ile Trabzon İdmanocağı maçını izlemek için Lüleburgaz'dan yola çıktım. Stada vardığımda tribünde 10 kişi ya vardı ya yoktu. Daha sonra Kırklareli valisi ve İl Emniyet Müdürü'nün de teşrif etmesiyle, sürücüleri güvenlik elemanları polis derken 50 kişi kadar bir topluluk yakalamıştık tesislerde.

Kapalı tribün; ama güneş aldığı için tercih edilmedi.


Maç öncesi iki takım da sahaya girdikten sonra tribünleri selamladılar. Güzel bir ayrıntıydı; ama kapalıya dönüp de selam veremedikleri için yürek burkan bir sahneye tanık olduk. Bayanlar 1. Lig'e bu kadar ilgisizlik üzücü. Yazının sonunda ligin durumu hakkında kısaca ayrıca bahsedeceğim.

Lüleburgazgücü Spor
Takımımızın adı 2007'de kurulduğunda Düvenciler Lisesi idi. 2011-2012 sezonuna yeni bir ad ile girildi; ama bu ad, çeşitli mecralarda farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Lüleburgaz39, Lüleburgazgücü 39, Lüleburgaz Gücü ve Lüleburgazgücü Spor. Takım otobüsü üstünde Lüleburgazgücü Spor yazdığı için doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum. Bir de çalışmayan bir web sitesi var takımımızın, bir an önce etkin hale getirilmesi gerekiyor.

Takımda benim bilgim dahilinde 2 tane yabancı var. Tanzanya Milli Takımı kaptanı Sophia Mwasikili (orta saha göbek). Kendisi ile ilgili kısa bir tanıtım videosu için tıklayınız. Videoda söylediği gibi bir oyunu var. Fizik olarak üstünlüğü diğer oyunculara göre bariz. Oyunu iyi açıyor ve çok yerinde müdahalelerde bulunuyor. Diğer yabancı Gürcistan Milli Takımı oyuncusu Tamari Tatuashvili (sol bek). 

Filiz ve Sophia, maç sonrası, stadın çevresinde
 
Türkiye Milli Takımı'nda oynamış olan Filiz İşikırık (1993 doğumlu), Lüleburgazgücü Spor'un forveti. Bu maçta da golünü atmayı bildi ve galibiyeti getirdi. Ayaklarına çok hakim, omuz omuza mücadelede ayakta kalmayı başarıyor ve rakiplerine göre daha süratli. Milli Takım'ın 1 Nisan'daki İsviçre maçında oynayan  kulüp oyuncularımız ise takım kaptanımız Esra Erol, Sibel Duman, Eylül Elgalp ve Cansu Yağ

Cansu

Eylül
Tatuashvili

Sibel hakkında başka bir blogda okuduğum yazıya erişmek için bir tık. Eylül'ün verdiği mülakatlar için buraya ve şuraya. Cansu'nun verdiği mülakat için ise buraya bir tık.

Esra, 9 (sol) ve Sibel, 13 (sağ) sarı top ile ısınırken

Maçın biraz da maçın hikayesinden bahsedeyim. Takımın en deneyimli oyuncularından olan Esra, savunmanın ortasında oynuyor. Bu kadar deneyimli oyuncular bile bazen hata yapabiliyor ve Esra'nın maçın başında yaptığı hata ile 20. saniyede 0-1 oldu sonuç. Bu dakikadan sonra maç boyunca Trabzon İdmanocağı'nın doğru düzgün bir tane düzenli yaptığı akın olmadı diyebilirim. Belki 2. yarının ilk 10 dakikasında biraz baskı kurmayı denediler; ama onda da başarısız oldular. 






 Maçın tüm golleri ilk yarıda oldu. İlk dakikada golü yedikten sonra ilk yarının son dakikasında golü atarak ilk yarıyı önde kapattık ve bu sonuç, aslında maçın da sonucu olacaktı, 2-1. Hakem maçta bana göre çok dengesiz bir yönetim gösterdi. Rakip takıma kart göstermesi gerektiği pozisyonlar olduğunda, faule maruz kaldığından ötürü rakibine lafını esirgemeyen oyuncumuza kart gösterdi, bakınız Cansu. Cansu'ya faul yapan Trabzon İdmanocağı oyuncusu kız (adını bilemiyorum, 61 idi numarası eğer yanlış hatırlamıyorsam), vakanın üzerinden 2 dakika geçmeden Cansu'ya inanılmaz çelme attı/ tekme geçirdi ve karşılığından hiçbir şey görmedi. Cansu da hocaya itiraz etti, tepki olarak. O vakit, Cansu'nun dışa açık olmayı öğrendiği bir eğitim sisteminde büyüdüğünü anladım. Maç sonrası baktığımda ise Almanya'da doğup büyüdüğünü görünce şaşırmadım. 

Neyse, ilk yarıya dönersek yan hakem bana göre ofsayt olan pozisyonda orta yuvarlağa doğru koştu ve durumu 1-1'e getirdik. Beraberlikten önce ise bir penaltı kaçırdık. Morali düzelsin diye penaltıyı kullandığını tahmin ettiğim Esra, topu soldan dışarı attı. Ama bu 2 vukuata rağmen, moralini bozmayıp maçın kalanında kusursuza yakın bir performans sergiledi. Kafa toplarındaki hakimiyeti, top kontrolündeki sakinliği ve rakip oyuncuya müdahalelerindeki ustalık Esra'nın farkını ortaya koyuyordu. 

2. gol ise duran toptan geldi. Cansu duran toplarda çok başarılı ortalar kesiyor. Altyapı eğitiminin katkısı olduğunu düşünüyorum. Güzel kestiği topu düzgün savunamayan Trabzon takımı, Filiz'in fırsatçılığını göstermesiyle kalesinde golü gördü.


Lüleburgazgücü takımı üstün olarak oynasa da maçın ilk düzenli atağını 65. dakikada gösterdi. Güzel paslaşmalar ile gelen takım, küçük üçgenler kurdu, kale önüne kadar geldi. Boş oyuncu olan Eylül'e topu çıkarsa da Eylül'ün vuruşu, kalecinin üstüne geldi ve kaleci topu kurtarmayı başardı. Dışa açık ve bu maç özelinde düşündüğünü söyleyen bir tavır içerisinde olan Cansu, (hakem ile ilk yarıdaki pozisyondan ötürü olayı kişiselleştirmişti) itirazlardan ötürü ikinci sarıdan oyundan atıldı. Dediği cümle ise 'Şaka gibi gerçekten, valla anlamıyorum' idi. Ama hakem gerçekten rezil rüsvan bir yönetim sergilediğinden, bu tarzda fırsatlara yer vermemek adına serin kanlılığı korumak gerekiyordu diye düşünüyorum. Baktın oyuncu koruyamıyor, kenar yönetiminin olaya müdahale edip oyuncuyu kenara alması gerekirdi. 




İkinci yarıda Filiz'in bireysel yetenekleri ile yarattığı birkaç cılız çaba ile oluşan pozisyon dışında iki takım da çok fazla pozisyon üretemedi. Kondisyon (rezalet bir Türkçe sözcük) yetmedi diyebiliriz sanırım. Ancak şöyle absürd bir durum var. Herhangi bir top toplayıcı olmadığı için oyuncular, top dışarı çıktığında topu kendileri almak zorunda kalıyor ve yok yere enerji harcıyorlar. TFF'nin bu duruma müdahale etmesi oynanan futbolun niteliğini ve sporcuların performansını artırması için çok gerekli. 

Lüleburgazgücü'ne 3 puanı aldıkları için tebrikler. Tüm kızların yüreğine sağlık. Fotoğraflar için Metin hocama teşekkürlerimi borç bilirim.

Not: Yazı özelinde biraz da Kadınlar 1. Ligi'nden bahsedeceğim. Lig 12 takımdan oluşuyor. Kura ile belirlenen 2 gruba ayrılıyor lig. Çift devrede tamamlanan müsabakalar neticesinde, 2 gruptaki ilk 3 takım final grubunu oluşturuyor. Kalan takımlar ise klasman grubunu. Bu oluşan final ve klasman grupları, yine çift devre usulü müsabakalar ile maçlarını yapar ve final grubunu ilk 3 sırada bitiren takımlar ile klasman grubunu 1. bitiren takım Dörtlü Final'e kalır. Klasmanın 5. ve 6.sı ise Kadınlar 2. Ligi'ne düşer. Dörtlü Final'in 1.si Türkiye şampiyonu olur ve Türkiye'yi Avrupa'da temsil eder. Şampiyon TFF'den 30bin TL, 2. takım 17bin500 TL, 3. takım 12bin500 TL ve 4. takım 7bin500 TL kazanır. Daha ayrıntılı bilgi için, buyrun.