o değil de etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
o değil de etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2009

Aman Ormancı


Mutluluklar dileriz ağabey. Umarım daimi olur.. Sırada kim var ? Şef ? Evlilik güzel şey galiba..

20 Nisan 2009

Beykoz'da Pazar Esintisi

Gençsubaylar olarak atarımız-giderimiz boldur. Bundan yaklaşık 20 gün önce İstanbul'a geleceğim demiştim fakat rahatsızlanınca yalan olmuştu. O zamanlar gider yapan arkadaşımız sevgili Gürkan (Orange) dün yaşadıklarını hayatı boyunca unutmaz umarım. Beykoz-Buca maçı için kalkıp İzmir'den geldik Beykoz'a. Sabah direksiyonun başına geçtiğimde saat 05.00, gece kapının önüne geldiğimde saat 04.00'ü gösteriyordu. 950km yol yapmışım toplamda. Direksiyon başına geçmeden öncesinde 6 bira içip 4 saat kadar uyumama rağmen gidiş iyiydi de dönüş yolunda yorgunluktan defalarca durmak zorunda kaldım, bir ara lanet ettiğimde oldu... (İstanbul trafiğine ayrıca lanet ettim) Maç sıkıcıydı aslında 70 dk nerdeyse uyuduk. 70. dakikadan sonra hafif hafif canlandı tribün. 85te gelen golle deyim yerindeyse kendimizden geçtik... Gençler en Bucalı'dan daha Bucalı oldular dün. Tribünde dönen muhabbetlere, figürlere, tiplere verdikleri tepkiler de şahaneydi aslında. Maçın sonunda gülmekten yanaklarım ağrıyordu resmen.

Maçtan sonra Anadolu Kavağı'na gittik Van Baaskay'ın tavsiyesi ile. Mekan güzeldi, biladerlerimin muhabbeti onlardan da güzeldi. İkinizi de öpüyorum dayılar çok sağolun...



Not: Seyahat boyunca ulaşımla ilgili bitmek tükenmek bilmeyen sorularımı sabırla cevaplayan, tüm isteklerimizi karşılayan ve yardımcı olan ev sahibi Oğuz biladerime sonsuz teşekkürler..

not 2 : Gürkan'ın beni gördüğünde hasssssiktir deyişi hala kulağımda çınlıyor arkadaş :)

04 Mart 2009

Bangır Bangır!

Her şeyi anlıyorum... Seçimler yaklaşıyor, laflar savruluyor, basına malzeme çıkıyor. Biri iktidara darbe vurmak istiyor, diğeri iktidara yalakalanıp muhaliflere giydiriyor. İktidar hepsini ezmek istiyor gibi senaryolar cirit atıyor etrafta... Hepsi başım üstüne, ilgiyle okuyup takip ediyoruz her kaynaktan.

Fakat seneler oldu, şu pis ve gereksiz alışkanlığa çare bulamadılar. Hayır ben hatırlamıyorum ki Obama otobüsleri, Şıvaynzeneger ya da her neyse işte onun otobüsleri cadde cadde dolaşıyordu NY sokaklarında, Washington'da, vs... Angela Merkel Rammstein'dan beste alıp sokaklarda cirit mi attı ya da ne bileyim Gordon Brown Coldplay'den kırma şarkılarla propoganda mı yaptı?

İnsanın hastası, çoluğu çocuğu var kardeşim. Sabah 7'de insanlar besmeleyle kepenklerini açarken bunlar da besmeleyle otobüsün kilidini açıp bangır bangır dolaşıyorlar caddede. Nasıl bir mantıktır ki yani? En yüksek sesi çıkarabilene mi daha çok oy gidiyor, anlamadım gitti... Bildiğin gürültü kirliliği... Haydi Adapazarı, Haydi Bursa, Haydi Adıyaman demeyi bilen ve halkını önemsediğini vurgulayan sloganlarıyla otobüslerini etrafta dolaştıran adaylara sesleniyorum; bu seçimlerde huzurumu bozmayana-kafamı ütülemeyene basıyorum oyumu yeminle... Yeter be kardeşim...

Hadi her şeyi geçtim, diyelim ki bunlar da asabımı bozmuyor. O şarkılara ne demeli? Falanca sanatçının şarkısı alınmış, eğilip bükülüp de propaganda için kullanılır olmuş. Gel de tiksinme şimdi izni veren sanatçıdan da...

Bu en uyuz olduğum kısmı olsa da, seçim günü yaklaştıkça görülebilir ki her yerde bayraklar ve fener alayları olacak. Adaylardan sanki bir daha hatırlayacaklarmış gibi saçma sapan iş yeri ziyaratleri falan olacak... Bayraklar da zaten seçimin hemen ertesinde yerlerde, sağda solda... Gürültü kirliliği yetmezmiş gibi bir de çevre ve görüntü kirliliği...

Batılılaşmak da batılılaşmak, açılımlar yapabilmek diye bık bık öten tüm liderlere seslenmek istiyorum; Avrupa ve Amerika'daki seçimleri bizdeki seçimler gibi takip etmiyor olsak gam yemeyeceğim. Biraz feyzalsanız da biz de rahatlasak siz de rahatlasanız...

16 Şubat 2009

All-Star Night

All-Star havasına iyi girdik. Sağolsun Doğan biladerim evini açtı bize, Mert babuş da PS3'ü getirdi. Oğuz yazlıkçı modunda takılıyor, yiyip içiyoruz, bir yandan da 2k9 atıyoruz. Oğuz şu saate kadar oynanan maçlarda mağlubiyet yüzü görmedi. Ben bu satırları yazarken Mert Miami, Oğuz da Portland ile sahada. Skor, 22-26 Miami ve ilk yarı bitti, sayı olmuyor maçta... Bir de şunu anladım ki, Sixers ile kabız kabız oynanmaz. Doğan da vazgeçmiş ki Orlando ile harikalar yarattı. Ben de Indiana'da Granger'ı coşturuyorum, kimse durduramıyor. Artık geri sayım, maçı bekliyoruz... Kubi, sevgiler yavrum.

05 Aralık 2008

Dirty West


Tamam anladık moda falan hoş şeyler de abartma be Kanye.

12 Kasım 2008

Sayısal Loto


Dün, Milli Piyango İdaresi'nin 11 Kasım 1996'da başlattığı, "Sayısal Loto" adlı şans oyununun 12. yıldönümüymüş. Eh o kadar "Oğuz'la Açtırma Kutuyu" adlı İddaa köşesi yapıyoruz, bu bilgiyi vermeden de geçmeyelim dedim.

11 Eylül 2008

Türkje'yi S3viy0ruZ...

BÖYLEYDİ;

Bizim âhenkli, zengin dilimiz yeni Türk Harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu lüzumu anlamak mecburiyetindesiniz. Anladığımızın izlerine yakın zamanda bütün dünya şahit olacaktır. Buna kat'i şekilde eminim.



BÖYLEYDİ;

Kültür işlerimiz üzerine, ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk Tarihi'ni, doğru temelleri üstüne kurmak; öz Türk Dili'ne, değeri olan genişliği vermek için candan çalışmakta olduğunu söylemeliyim.




BU HÂLE GELDİ...

08 Eylül 2008

Boğaza karşı ders seçimi

Bloga ilk adım attığımızda mensubu olduğum İstanbul Teknik Üniversitesi'nin ders kayıt telaşesi ile ilgili bir yazı yazmıştım. Baksam bulurum linkler arasından falan ama şu an dersleri yoklamak için tetikte beklemek durumundayım. Bir ara yeniden yazarım gerekirse. Ama özet olarak ne kadar mal bi durum olduğunu anlatmıştım. Şimdi ise bu boktan durumu okulun yurtlarında Boğaz manzarı karşısında ders kaydı yaparak iyileştirdim. Cep telefonu ile yaptığım basit ancak anlamlı görüntü de şudur:

06 Eylül 2008

24 Ekim 2007 - 6 Eylül 2008


Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin oğlu ve Kürt yönetiminin Washington’daki temsilcisi Kubat Talabani, ABD’nin PKK’ya karşı operasyon yapması durumunda bundan Türkiye’nin zararlı çıkacağını söyledi.

Talabani, Chicago Tribune gazetesine yaptığı açıklamada, “Eğer Amerika, PKK kamplarına bomba yağdırırsa ertesi gün Türkiye’nin bütün şehirleri alev alev yanar” ifadesini kullandı.

Peşmergenin PKK’lı militanları şimdiden kordona aldığını ve Kuzey Irak’taki şehir merkezlerine kaçmalarını engellediğini savunan Talabani, sorunun askeri yollarla çözülmesinin mümkün olmadığını söyledi: “Herkes topu birbirine atıyor. 1990’lı yıllarda Türk ordusuyla birlikte PKK’ya karşı tüm gücümüzle mücadele ettik. O zaman PKK’yı yok edemedik. Şimdi nasıl başaralım?”


Ne ABD, PKK'yı vurdu... Ne çok bilmiş Talabani ve oğlu şehirlerimizi aleve verdi, ne de biz PKK'nin kökünü kuruttuk. Ermenistan'a çay içmeye, hâl hatır sormaya giden bir Cumhurbaşkanımız, Irak'la pazarlık yapan bir Başbakanımız var. Olan kime mi oluyor?

Şunu yapacak kadar gözü kararanlara, yüreği yananlara. Aslında şehirler değil ya yanan zaten...

14 Ağustos 2008

İspanyol Tavlası



Tavla'yı pek seven bir insan değilim. Aslında severim de pek beceremem, yenilirim. Hem yenilmekten gelen hem de hâlâ çözemediğim bir sıkılganlık biner üstüme ama nedense bu aralar oynayasım var hep. Batug.com Forumları eşrafından Samed (some-add) insanıyla ikidir oynuyoruz. İlk gün 3-0 öne geçtim, iki mars bir oyun ile yenildim. Ertesi gün de benzer bir senaryo. Samed ise bunu, "Karşılaşmanın başında öne geçmenin getirdiği rehavet" ve "Ağırlığımı koydum" şeklinde iki türlü yorumladı. İkincisi daha mantıklı geldi bana, adam ağır netekim; bilen biliyor.

Tam da bunun üstüne sevgili dude'um Orçun insanından bir video almış bulundum. "İspanyol tavlası bak bu", diyerek yolladı. Böyle tavlaya can kurban da son hamle adamı bitiriyor. Karşımda böyle hatun olsun sıkılmadan oynarım ama şu da var ki arkadan düşeş günahtır dinimizce.

23 Temmuz 2008

O Değil De...




Bir umuttur yaşatan insanı
Aldım elime...
Sazımı...


Hiç düşünmediği anlarda hayat sürprizler yapabiliyor insana. İyi ya da kötü, farketmez, neye uğradığını şaşırıyor insan. Şaşırdığım anlardan birindeyim. Üç kötü haber üst üste geldi. Üç boktan Brezilya dizisini aşırı doz almış gibi oldum.

Bu aralar bozuk keyfim, keyfimiz belki de ama bunun tersinin de olacağı günler olacak. Çünkü her gün kendimizden bir şeyler kaybettiğimize ve akabinde kazandığımıza da inanıyorum. A ve B musluğu hikayesi işte. Ama bir gün dolduran musluk sonsuza dek kapandığında kaybedecek bir şeyimiz olmayacak.

Hep değişir mutluluğa dair tanımlarım, bir bütünlük ya da istikrar oluşturamadım ama şimdilik; kaybedecek hiçbir şeyin olmamasıdır mutluluk.

16 Temmuz 2008

Bakış Acısı

15 Temmuz 2008

Vur Beline Ballack'ın



Ballack abimiz dünya evine girmiş. Kaldı ki şu dünya evi kavramını da hâlâ anlayabilmiş değilim, neyse.

Güzeller içinde Simone Lambe'yi kendine seçmiş, kalbini ona vermiş. Yenge güzel ("Nereden yengen oluyorum ben senin, ayı!"), sahibine bağışlansın.

Eh gençler birbirini sevmiş faslına geldik, bize bok yemek düşer ancak ama Michael'in suratındaki ifade Sezercik'in yıllarca ayrı kalan anne ve babasının tekrar birleştiklerinde ve akabinde gelen evlilikte babanın suratının girdiği o yavşak hâlleri hatırlatmıyor değil.

Amaaaaan banane.

13 Temmuz 2008

Das Auto!

İsminin söyleniş zorluğu ve bize yarı finalde attığı gol sebebi ile bir çoklarımızın gözünde antipatik bir nazi subayı konumuna geçen Bastian Schweinsteiger ülkemize tatile gelmiş. Tabii ki hemen Fenerbahçe alıyor söylentileri de yayılmış piyasaya. Kız arkadaşı ile tatile geldiğini menajeri aracılığı ile açıklayan Schweinsteiger geldiği akşam da Eminönü'ndeki Hamdi Restaurant'ta akşam yemeği yemiş. Önceki akşam da Cahide Sayfiye'de gece eğlenmesine çıkan civciv topçuya eşcinsel hayranları büyük ilgi göstermiş. Yine çıkan haberler arasında yaptığım araştırmaya göre iki sevgili Sezen Aksu'nun Menajer adlı parçasını çok sevmişler ve tekrar tekrar çaldırmışlar.

Mümkünse Danone Uluslar Kupası final maçına gelen büyük topçu Zinedine Zidane'ı tercih ederiz. Memleket olarak... Nişantaşı ve Beyoğlu yerine Lüleburgaz'ın Yeniköy dolaylarına da gelsin Schwehgeiressdtsdsger de görelim arkadaş.

07 Temmuz 2008

O Değil De...



Haberler şöyle olsa ya;

Ankara bugün çok etkili bir açıklamaya yaptı. Borsanın güne hedehödö endeksinde dokuzkattat ile başlamasına neden bu açıklamada önce Başbakan A.B.S. "Oğlum haftasonu maçta çok pis koruz size biz" dedi, muhalefet kanadının ise; "babayı korsunuz" cevabı ortamı gerdi ve borsa geri vites yaptı. Yağmurlu havada oynanan söz konusu maçta ise kazanan demokrasi oldu. AB; "CHP'nin 4-4-2 taktiği devam ederse müzakerelerde ikram keklerden yemenizi, üstüne üstlük otelden havlu araklamalarınızı göz ardı etmekten vazgeçeriz" diyerek göz dağı verirken, iktidara yakınlığı ile tanınan Condoleezza Rice; "2. gol ofsayttı" demekle yetindi.

O değil de bugün Kalburüstü İşçi Sendikası gelen kalburun üstündeki zamlara karşı ayaklandı. Sendika sözcüsü yaptığı açıklamada; "Sözlerini ben yazdım, sendika besteledi ve güzel bir eser ortaya çıkarttığımız için mutluyuz" diyerek çok matah bir bok yapmış oldu.


Ne güzel olurdu hayat... Vodafone reklamları daha bir katlanılır, eşcinseller daha hür, zenciler de oscar'a doymuş olurlardı.

Peace For Everyone Bro...