quotes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
quotes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2009

Who's Your Daddy?

Barcelona'da Guardiola nasıl bir motive şekli uyguluyor bilmiyorum ama ikidir böyle acayip pozlar çıkarıyorlar. İlk maç öncesinde bir Abidal vardı, ne oldu ona?

Zaten kucağa almışsın Bayern'i ilk maçta, di mi Güntekin?


Nobody is giving up on the Champions League, for this team have defied the odds before... We have scored four against United and Real Madrid and need to remember that.

Gerrard wants to play. We have to train and talk with him, but he’s had the problem before and was playing. We need people who are 100 per cent fit now, so it would be a calculated risk, but he is a key player for us.

Yani diyor ki Rafael Benitez Irish Times'a; "Ne vazgeçmesi dayıgil? Manchester'a, Real'e dört atmış takımız, vazgeçmedik. Gerrard da geldi geçen yanıma, oynat beni Rafa, dedi. Aldım karşıma konuştum, tehlikeli olabileceğinden bahsettim. Bize yüzde yüz performans verecek adam lazım ama şimdi Gerrard da takımın en baba futbolcusu. Oynamak istiyorum dediğinde oynatmazsan olmaz..."

Fotoğraflar: AP - Reuters

08 Nisan 2009

13-14 Yaşlarında, Bir Iverson Apaçisi...

2001’e geçelim. En sevdiğim sezon. O dönemki kankam iflah olmaz bir Allen Iverson apaçisi. Serinin ilk maçında, cep telefonunun yaygın olmadığı, olanların da Ericsson 688 olduğu o güzel zamanlarda, sabaha karşı telefon çalıyor. Bütün ev ahalisi ayakta. Arayan o “Allen Iverson apaçisi”… Tamam maç güzel maç da, yarım saat sonra zaten serviste göreceksin beni, nedir bu acele? O anda Tyronn Lue ile empati kurmuş vaziyetteki ben, “Bu seri daha bitmedi arkadaş” diye söylenerek çantamı hazırlamaya koyulurken Shaq, Kobe ve arkadaşlarının da bazı planları varmış neyse ki. Hatıralar sardı 4 1 yanımı, neyse devam edelim biz plan yapan o arkadaşlarla.

Cem biladerim yazıvermiş. Yazı, Lakerstr.com'da. Bahsettiği apaçi ben değilim ama ben de o zamanlar az Iverson apaçisi değildim hani... Cem'in bahsettiği ilk maçta servis gelmişti kapının önüne. Uzatmalar oynanıyor, yukarıdan "Murat ağabey sen git, bekleme beni." işareti yapıyorum. Okula geç gitmiştim maç sebebiyle, hala hatırlar gülerim. Daha beterine geleyim; Milwaukee Bucks ile oynadığımız konferans finali maçlarından biri, hangisi olduğunu hatırlamıyorum. Sabah 5-6 gibi elektrikler kesiliyor ve gelmek bilmiyor... Yatağın içine girip hüngür hüngür ağladığımı bilirim, komik geliyor yine...

07 Nisan 2009

Çekomastik Silikon

Benim futbol oynadığım dönemde magazincilerin futbolcu 'takibasyonu' çok daha fazlaydı.

06 Nisan 2009

El Tutuşa Tutuşa

Ne kadar çok elimiz varmış meğer
İlkin, senin elinle tutuşan benimki
Sonra çocuklarınki
Gençlerinki
Tekel işçilerininki
Sonra, ellerin elleri...
Ne kadar çok elimiz oldu, baksana
Tutuşa tutuşa
Bir orman yangını gibi...

Can Yücel

03 Nisan 2009

Real Madrid - Haccettepespor - Inter

"Takımlar 9-10 yılda bir düşüşler yaşayabilir. Bunu Real Madrid ve Inter gibi takımlar da yaşıyor."

Hacettepespor'un başkanı Turgay Kalemci'nin ligin dibine demir atan takımı hakkındaki yorumu.

28 Mart 2009

Beni Bir Kere Dövdüler

Beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
Daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
Büyükdere'de dövdüler Emirgân ve birileri
Geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm

Emirgan'la aramız çok eskiden beri yok
Niye ölmedim diye bana bozuluyor
Ötekiler şurda burda azar azar gördüğüm
Çakıdan bozma itler sustalı birileri
Fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
Bir vakit omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm

Boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor
Gecenin bir saatinde gizlice kustum
Bir böcek yürüyordu boynumdan içeri
Burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum
Büyükdere'de dövdüler Emirgân ve birileri
Ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok
Kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
Çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı
Omzum bir vakit tutmadı dişlemi tükürdüm

Fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
Daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
Hiç kimse o halimde görsün istemiyordum
Eczane aramak filan aklımdan geçmedi
Sıcak bir şeyler içmek otelde motelde
Kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
Dağıtılmış suratımı avuçlarına saklamayı
Ağlamayı düşünürdüm kim bilir belki de
Bir vakit omzum tutmadı dişlerimi tükürdüm

Beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
Daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
Büyükdere'de dövdüler Emirgân ve birileri
Senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm
Attila İlhan

26 Mart 2009

87. Sone

Hoşçakal!
Sen çok değerlisin benim sahip olmam için;
Muhtemelen kendin de bilirsin ne kadar değerlisin.
Kıymetin hak verir sana benden kurtulmak için;
Bana olan sorumlulukların değildir her zaman için.
Çünkü ben nasıl tutabildim seni iznin olmadan senin?
Ve nasıl hak ettim kıymetini senin?
İyi bir sebebin yoktu kendini bana vermek için,
Ve yeniden kazanıyorsun seçeneğini kendini kime vereceğinin.
Ne kadar kıymetli olduğunu bilmediğinden kendini bana verdin;
Ya da kendini verdiğini benden daha değerli zannettin;
Ve böylece büyüdü hediyen o yanlış değerlendirmeden,
Şimdi gerçek sahibine döner, değerlendirmen düzeldiğinden.
Ve öylece ben sana bir rüya gibi sahiptim,
Överek beni sanki ben bir kral gibiydim,
Fakat gerçekte hiçbir zaman değildim.

William Shakespeare

25 Mart 2009

Ezop Masalları: Teğet Geçen İnekler

ABD’nin Texas eyaletinde yaşayan George adında bir çiftçi vardır. Küçük bir evi ve iki de ineği vardır George’un.

Bir gün John adında bir başka çiftçi George’a der ki “İki ineğinden birini bana ödünç verir misin? Onu 100 dolara satacağım. Sana 10 dolar da teminat vereyim. İneği satınca da geri kalanını öderim.”

George, bir ineğini John’a verir ve 10 doları alır. “Bu inek işi iyi gidiyor. Kendime bir inek daha alayım” diye düşünür George.

Yan komşusuna gider ve 100 dolara ineklerinden birini almak istediğini söyler. Komşusu kabul eder. George, John’dan aldığı 10 doları verir ve geri kalan 90 dolar için de bankadan kredi çeker.

Gurur duyar kendisiyle George. Şu anda iki ineği vardır, bir de John’a ödünç verdiği bir başka ineği. Yani 300 dolar varlığı 100 dolar da borcu bulunmaktadır George’un.

Ama bir anda ülkede yaşayanların üçte ikisi vejeteryan olmaya karar verir. İnek fiyatları 100 dolardan 70 dolara iner.

George için hâlâ durum çok vahim değildir. Çünkü elinde toplam değeri 140 dolar eden iki inek vardır. Bir de John’a ödünç verdiği diğer bir inek. George şöyle düşünür: “Elimdeki ineklerin değeri yaklaşık 200 dolar. Borcum ise hâlâ 100 dolar. Çok sıkışırsam inekleri satarım, borcumun tamamını rahatlıkla kapatırım.”

George inekleri satma konusunda pek istekli değildir. Çünkü hayvan piyasasında fiyatlar sürekli değişmektedir. Ayrıca elbet bir gün birileri yeniden et yemek isteyecektir.

Son telefon Merkez’e

Ama birilerinin et yemeye başlaması bir yana ülkenin geri kalanı da “biz de vejeteryan olacağız” der. George için işler hiç de iyi gitmemeye başlar. Kimse et yememektedir. Köpek maması yapmak isteyenler George’un ineklerine talip olurlar ve inek başına 2 dolar önerirler. Fiyatların gerilemesinin ardından John, 2 dolara bir inek alır. George’a gider ve der ki: “Senden aldığım ineği geri veriyorum. Sana verdiğim 10 doları geri verir misin?”

George, “Elimde 3 inek var ve toplam değeri sadece 6 dolar” diye hesap yaparken telefon çalar: “Bankadan arıyorum. 90 dolar olan borcunuzu kapatmanız gerekiyor.”

Bu noktadan sonra yapacak bir şeyi kalmayan George, Merkez Bankası’nı arar ve yardım ister.

21 Mart 2009

İzmir

Facebookta dönmüş bol miktarda ama hep İzmirlilerde gördüm kıskandım burayada koyalım dedim.. Yılmaz Özdil Hürriyet gazetesinde yazmış. İyi etmiş..

***

Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben.Simite gevrek deriz biz...
Çekirdeğe çiğdem.
Kordon elektrik aleti değildir.
Kumru da kuş değildir bizim için...
Yengen’i yeriz.
Sen sigorta dersin... Biz asfalya deriz.
Uzatmayız...
Gidiyom geliyom deriz
Domates dediğin, domat işte.

Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60’ar 80’er midye yeriz, istifno severiz, cibez’e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz’a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır...

Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede...

Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar’ız, Sezen Aksu’yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök’ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül’le Alişan’ı ayırt edemeyiz biz...

Gülümseriz. Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri... 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald’s’ın bunalıma girdiği tek şehirdir... Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz... Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız...
Pak Bahadur’u özleriz... Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız... Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir’de.

Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu’ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi...


Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20’de tiyatro başlıyor... 20.30’da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21’de filan başlar... Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu...


Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir... 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202’dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz. 35’imiz var.35 buçuğumuz da var.34 plaka gördük mü, kapışırız... Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz. Özetle, arızayız!

Erkek çocuklarına en çok "Efe" adı konulan şehirdir orası... Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize... Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız... Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi’dir... İstanbul’daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada... Ankara’daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek...

Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı’nı teklif etmez hiç kimse.Bakın, Tayyip Erdoğan dedim, aklıma geldi... Bugün İzmir’de miting yapacakmış Başbakan.Kendisine ev sahibi olarak, Ayla Dikmen’in Kordon’da üstü açık otomobille gezerken söylediği ve Türkiye’nin anca yıllar sonra keşfettiği parçasını armağan ediyorum: "Ben söylerken gülmedin mi? Falımızda ayrılık var demedim mi? Anlamazdın, anlamazdın..."

12 Mart 2009

José :şappi:

They have experience, quality, great physical condition and intensity in their game. "That's why they're European champions. That is why they can win everything. I think they can win five trophies...

United are a quality team and showed against us exactly why they are European champions. You have to say they deserved to win.

They scored two goals over the course of the two games and we have to accept that, in football, the team that wins always deserves it but I don't think we should be negative about my team's display.

We played a great match against a great team. We just lacked that little bit of luck you need to win, that little thing that makes that difference between winning and not winning.

We went one down after a couple of minutes but we had three chances to score in the first half, more than our opponents, and we hit the bar from three metres out.


In the second half we lost another goal but we continued to play and we showed great character.

José Mourinho
Kaynak: BBC

Ne yalan söyleyeyim, Mourinho'dan böyle bir açıklama beklemiyordum maç sonunda. Hakemlere versin, veriştirsin. Kaçan gollere, direkten dönenlere atsın tutsun istiyor insan Mourinho'nun açıklamalarını bildiği zaman. Gel gör ki öyle olmadı... Bu kadar iyimser bir açıklama bir daha ne zaman duyulur Mourinho'dan bilemiyorum, başımıza taş yağacak.

Manchester United'ın dört kupayı birden kazanmasının zor olmadığından, maçı kendilerinden daha fazla hakeden iyi bir takımla oynadıklarından bahsederken kaçan goller ve şanssızlıktan da söz etmemiş değil. Haklı da o konuda, çok kritik yerlerde direkten dönen iki topu var ki Adriano'nun direkten dönen volesi girse ayakta alkışlardım. Gerek atağın güzelliği, gerek vuruşun...

Öyle ya da böyle turu geçmeyi bildik, İtalya ligi ilgimi çok çeken bir lig değil. Bu yüzden belki Roma sempatizanı Kensai kadar ya da herhangi bir başkası kadar bilgili değilim ama ligi alıp götürme şansları da yüksek. Her işte bir hayır vardır derler, bize dört kupada bir hayrı dokunabileceği gibi başka düşüncesi kalmayan İnter'e de ligde rahat bir ortam yaratabilir.

Alkışlamayı da becerebiliyormuş yenilgilerinde diyip bu bahsi de kapatıyoruz.

11 Mart 2009

Torres 'Varım' Diyorrrr!

"We now have the belief for Saturday against United. That is a massive game. I hope to win that and have more chances in the league."

Artık Real Madrid galibiyetinin gazıyla mıdır bilemem ama maçı değerlendirirken arada Manchester United'a da gözdağı vermeden edememiş El Nino, sırada siz varsınız, diyor. Top yuvarlak, ne olacağı belli olmaz da kaynanadan tırsan taze gelin gibi parlamaya gerek yok. Hızlı giden atların hacet durumu ile ilgili bir söz vardır bizde...

10 Mart 2009

Dylan

Yesterday's just a memory, tomorrow is never what it's supposed to be.
-Bob Dylan

09 Mart 2009

Run Rona Run

Manchester United midfielder Cristiano Ronaldo is set to have sprinting lessons from fastest man in the world, Usain Bolt.

"It's definitely going to happen" Bolt's manager Ricky Simms said in The Independent on Sunday.


Adam mı oluyor, ne?

03 Mart 2009

The Big Galactus

"I think I'm the only player who looks at each and every center and says to myself, 'That's barbecued chicken down there.'"

02 Mart 2009

Ah Bendtner !!!


''I'm very sorry to see Adebayor injured as we need him fit and to be playing in the league, but it does not really matter to me who is fit and available.

'I should start every game, I should be playing every minute of every match and always be in the team.'

I've never seen Arshavin. I did not watch Euro 2008. I've no idea what sort of player he is.''

***

Bentdner'ın şu sözlerine ne desem bilemedim hakkaten. Böyle adamların hakkını en güzel "papasito" dayım verir aslında, ona sormak lazım. Demek ki zamanında Adebayor boşuna kafa atmamış bu adama.

27 Ocak 2009

Ünlü Tavlama Sözleri #3: Donun Olayım Parçala Beni...

You know what would look great on you? Me.

18 Ocak 2009

Ünlü Tavlama Sözleri #2: Yanıyorsak Eğer Kalbimizde Aşk Var...

Is your name Gillette? Because you’re the best a man can get!

13 Ocak 2009

Ünlü Tavlama Sözleri #1: Rockin' Baby...

I may not be Fred Flintstone, but I can sure make your bed rock!

Saza Gelmek

İşte Hannover 96 taraftarı... Geçen haftasonu Vfl Osnabrück ile hazırlık maçı oynadı Hannover. Yaklaşık 300 Hannover taraftarını dondurucu soğuktan kurtaran sanırım bu adam olmuş... Hatta adam o kadar ilgi çekmiş ki taraftarlar kendi aralarında "Saz Saz Saz Saz" diye tezahurat yapmışlar... O değil de adam orada bütün mal varlığını sergiliyor, sağ alt köşedeki teyzemiz ise sanki vergi müfettişi gibi kanıt! topluyor. :))

Nişancı


İnsanı yaşatmak için
Hastalığı atmak için
Son bir ayar yapmak için
Girerek damar içinden
Kalbimize nişan alır

Büyük nişancı, nişancı
Profesör Yılmaz Nişancı...

Şarkıyla, türküyle,
İnce ilmi, görgüyle
Sevgiyle, övgüyle,
Eli mahir özgüyle
Dilindeki ezgiyle

Derin nişancı, nişancı, nişancı
Profesör Yılmaz Nişancı

Sırılsıklam yağar yağmur
Hasta gelir tabur tabur
Büyük kardiolog odur
Tek başına korodur
Bu makamda bir solodur

Yüce nişancı, nişancı, nişancı..
Profesör Yılmaz Nişancı...

Kan tahlili, eko, efor...

Gel de onu hocaya sor
Kimi kolay , kimisi zor
Ona karar verir doktor
Hasta gelse bile mosmor
Kalbe açar bir koridor
Şahmerana yeni konfor
İşinde bir imparator
Profesör Yılmaz Nişancı...

Şahmeran Baltacıoğlu