yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2009

Hahahahahahahahahsssssssssktr

Facebook'ta gördüm ilk, bu tepkiyi verdim. Bir kaç blogda gördüm sonra, yine benzer tepkiler verdim. Artık zamanı geldi, paylaşılmalı. Karşınızda beyin yıkama güzellemelerinden bir adet örnek;

'Evlilik Dışı İlişkinin Ürünü Komünist Rejim!'


Çok afedersiniz de sizin oyunculuklarınıza da sokayım önce bi hueaheahaeuhehuehuae. Hayır, bunu yapanların mantığını anlamak zor. Komünizm sana göre kötü mü? Çözüm değil mi? Sunarsın arkadaş mantıksız yanlarını anlatan bir tez, çürümezse kalan sağlar bizimdir. Çürürse de bakarsın duruma tekrar. Bu aptal filmi yapmak nedir ki şimdi?

Olgana da canım benim, artık Dimitry'le yatmayacaksa ve başkası olsa farketmezse bana gelsin. Şeyim açık, kapım...

07 Nisan 2009

Hatalıysam İspatla...

Zaman su misali akıp giderken
Ben hala elde sıfır gezerken
Çok düşündüm hata nerde?
Bilemezdim ki çözüm nerde?
O zaman,
Çek şarabı vur bahaneye,
Gezinelim çözümsüzlüklerde

Hissizlik içinde bir hassasiyet
İki kelam ettirmedi bu meret
Çek bi fırt daha
Sonra gene vur bahaneye
Gelen giden fırça atarsa
Hatalıysam ispatla

Üşengeçlikten beter kanser mi var?
Göt anca sigara ya da alkol için yerinden mi kalkar?
Elin piçleri demez mi sonra,
Tirbuşon var mı?
İşin yoksa kovala bütün cadde.
Sonra yengen gelip demez mi?
Çocukla çocuk olma
Sonra gene vur bahaneye
Hatalıysam ispatla.

Gökmener
28 Mart 2009-Ankara

Hüseyin Shamrock O'bama

İrlanda'lılar acayip adamlar. Acayip bir özgüvenleri, egoları ve ilginç de bir espiri anlayışları var. Hoşuma gittiğini söylememe gerek yok herhalde.

Obama başkan seçildiğinde başlamışlardı zaten O'bama geyiğine. Bu rozet ve t-shirt de Saint Patrick's Day hatırları olarak hatırlanacaktır yüzyıllar boyunca. (Ohama!)

Son olarak şarkısıyla başbaşa bırakayım sizleri... There's no one as Irish as Barack O'Bama!!!



O'Leary, O'Reilly, O'Hare and O'Hara
There's no one as Irish as Barack O'Bama

You don't believe me, I hear you say
But Barack's as Irish, as was JFK
His granddaddy's daddy came from Moneygall
A small Irish village, well known to you all

Toor a loo, toor a loo, toor a loo, toor a lama
There's no one as Irish As Barack O'Bama

He's as Irish as bacon and cabbage and stew
He's Hawaiian he's Kenyan American too
He’s in the white house, He took his chance
Now let’s see Barack do Riverdance

Toor a loo, toor a loo, toor a loo, toor a lama
There's no one as Irish As Barack O'Bama

From Kerry and cork to old Donegal
Let’s hear it for Barack from old moneygall
From the lakes if Killarney to old Connemara
There’s no one as Irish as Barack O’Bama

O'Leary, O'Reilly, O'Hare and O'Hara
There's no one as Irish as Barack O'Bama
From the old blarney stone to the great hill of Tara
There's no one as Irish as Barack O'Bama

2008 the white house is green, their cheering in Mayo and in Skibereen.
The Irish in Kenya, and in Yokahama,
Are cheering for President Barack O’Bama

O'Leary, O'Reilly, O'Hare and O'Hara
There's no one as Irish as Barack O'Bama

The Hockey Moms gone, and so is McCain
They are cheering in Texas and in Borrisokane,

In Moneygall town, the greatest of drama, for our Famous president Barack o Bama

Toor a loo, toor a loo, toor a loo, toor a lama
There's no one as Irish As Barack O'Bama

The great Stephen Neill, a great man of God,
He proved that Barack was from the Auld Sod
They came by bus and they came by car, to celebrate Barack in Ollie Hayes’s Bar

O'Leary, O'Reilly, O'Hare and O'Hara
There's no one as Irish as Barack O'Bama

06 Nisan 2009

İtalya'da Deprem!

Türkiye saati ile 04.30 civarlarında meydana gelen depremde ölü sayısı yabancı kaynaklara göre 40-45 arasında değişiyor. Bizim gazeteler 50'den başladılar atmaya. Kesin bir sayı şu an için vermek zor bu sebepten. Depremin şiddeti bile hâlâ 6.3 ile 5.8 arasında gidip gelmekte.

Abruzzo bölgesinin L'Aquila kenti olarak söyleniyor depremin merkez üssü. Roma'nın kuzey-doğu'sunda kalan bir bölge-imiş-. Çöken öğrenci yurtlarından ve sivil toplum binalarından bahsediliyor. Ölümleri arttıran ya da arttıracak olan bu tür yapıların ne durumda olduğunun sonucu olacaktır.

Depremi merkezinde yaşamış bir insan olarak fotoğrafları görünce ürperdim, kanım dondu, tüylerim diken diken... O kadar bildik, o kadar tanıdık ve acı bir manzara ki tarif etmek zor.

Fotoğraflar: Getty

Kendimce geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum...

05 Nisan 2009

Aşk Doktoru Gani Durgunsu

Evet sevgili okurlarım, blogumuzun Gürkan Kubilay ile başlattığı yeni serilerimizin en sonuncusunda birlikte olacağız bundan sonra. Neyi mi konuşacağız? Tabi ki gecenin maçlarını değil. Sizlerle aşkı, tutkuyu, sevgiyi ve şehveti konuşacağız. Kırık kalpleri, yorgun gönülleri ve hüzünbaz sevişmeleri konuşacağız. İclal Aydın, Tuna Kiremitçi ve Mehmet Çoşkundeniz'i hocası, Güzin Abla'nın talebesi sıfatıyla sizlerin huzurunda olmaktan gurur duyuyorum. Ben, aşk doktorunuz Gani Durgunsu, sizin için varım.

İzninizle ilk hikayemizde çok sık rastlanan bir olaya temas etmek istiyorum:

"Gani Ağabey, geçtiğimiz günlerde kız arkadaşım benim evdeyken postacı gelmiş ve içinde bir kaç fotoğraf bulunan bir zarf bırakmış. Yollayan ise Emniyet Müdürlüğü. Kırmızı ışıkta geçtiğimin belgesi olarak ceza kağıdıyla birlikte yollamışlar. Trafik kameraları tarafından kaydedilmiş görüntüler ve ceza kağıdında ayrıntılı bir şekilde nerede ve hangi saatte kırmızı ışıkta geçtiğim de yazmakta. Eşek gibi de plakam çıkmış resimlerde. Malesef eşek gibi çıkan şey sadece plakam değil. Yanımda oturan ve giderken bırakayım mantığı ile arabama aldığım iş yerinden bayan arkadaşım da çıkmış fotoğrafta. Kız arkadaşım bunu gördü ve kendisiyle aramız bu yüzden feci halde bozuldu. Adeta ayrıldık gibi bir şey. Gönlünü nasıl almalıyım şimdi kız arkadaşımın? Lütfen yardım et Gani Ağabey..."

Rumuz: Trafik Canavarı

Sevgili okurum, öncelikle merhaba, sakin ol.

Çok klasik bir hikaye seninkisi. Günde 30-40 arası buna benzer vakalara rastlıyorum. İlk sana cevap vermek nasipmiş. Malum bu işler nasip kısmet işi, aynen seninle kız arkadaşının geleceği gibi. Ama sen o kısmetinin içine sıçmışsın o ayrı. İnşallah yanındaki bayanın açıklamasını yaparken de sıçtığın boku sıvamamışsındır. Neyse, gelelim senin şu an yapabileceklerine. Öncelikle durumu güzelce açıkla manitana, yanına giderken de elin boş gitme sakın. Tek taş falan al.

Bu noktadan sonra senin için bu ilişki çatallanıyor cankuş. Eğer seni dinleyip yeni bir başlangıcı kabul ederse ne mutlu sana. Olur da etmezse, o zaman Normandiya (Omaha Beach) çıkarması diye tabir ettiğimiz, bir benzerini Şahin K'nın "Denizin soğuk suları" adı altında yaptığı hamleyi yapmalısın. Unutma bu hamle 2. Dünya Savaşı'nın en önemli hamlesiydi. Ayrıca Şahin K da bu hamle sayesinde zafere ulaştı.

Neyse, kısacası yapman gereken kızı kolundan tutup tatile çıkartman. Sarımsaklı, Ayvalık, Armutlu, Erdek ördek falan olmamalı tatil mekanı yalnız. Maldivler, Pattaya, Paris, Milano falan ancak etkili olur. Romantik bir tatilden sonra da kız arkadaşın seni affetmemişse son çaren olan atom bombasını kullanmalısın.

Gelelim atom bombasına, bu noktaya gelen bir ilişki artık kendisine ve çevresine çok büyük zararlar veriyor olsa da hala onu yürütüp ayakta tutmanın tek yolu bu bombadır sevgili mağdur dostum. Çok detaya girmicem, hatta blogun kapanma riskini de düşünerek sana bu bombanın tanımını üniversitedeyken çok severek kitaplarını okuduğum, derslerini katiyen kaçırmadığım değerli hocam William Shakespear'in betimlemesi ile anlatıcam. sevgili okurum şu satırları çok iyi hatim et: Kız arkadaşının gizli bahçesine hayat tohumlarını ekip onları düzenli sulamalısın.

Bir çok çift evliliğini kurtarmak için yeni bir çocuk yapar dostum. Sen de bunun bir benzerini yapmalısın. Bir bebek kız arkadaşının yeniden sana tutku ile bağlanmasını sağlayabilir. Akabinde evlilik de gelebilir. Çok mutlu olabilirsiniz. ama bombayı nasıl atarsın orasını bilemem. Tahsilim o konuları kapsamıyor Romeocum.

Artık atom bombası da işlemezse, arabana aldığın kız ile ilgilenebilirsin demektir. Son bir nasihat daha: Trafiğe çıktığında kemerlerini bağlamayı unutma.

Not: İl Trafik Müdürlüklerine yüzlerce kez faks çektim, "kameralar ile insanların özel hayatlarına şahit oluyorsunuz, edep ya hu, kaldırın onları" diye ancak bir cevap alamadım. Geçenlerde de UEFA'ya ofsayt kaldırılsın diye faks çektim ancak onlar da cevap vermedi. Çok yazık...

02 Nisan 2009

Rusya'da 1 Nisan Başkadır...

1 Nisan görkemle kutlandı tüm Dünya'da! Arjantin, Türkiye özellikle coşkunun tavan yaptığı ülkeler oldu. Tabi bu iki ülkeden sonra da Rusya'yı unutmak olmaz... G.tün başın oynuyor Lenin!

Rusya'da aykırı gençler, şaka olsun diye adamcağızın kıçında TNT patlatmışlar. Gülsen bir türlü, gülmesen bir türlü...

31 Mart 2009

Nisan 1

Fatih Terim; "İspanya'ya Sami Yen'de beş çekeriz" dedi.

Eğer bunun bir şaka, hatta saçma sapan bir şaka olduğunu düşünüyorsanız hazır olun. Bu yazı sizi bu ve bunun türevlerine hazırlamak için ele alınan bir yazı olacaktır.

Yarın Nisan'ın birinci gününe giriyor olacağız ve ben farenjit'i daha bir kaç hafta kadar önce atlatmış olmama rağmen tekrar aynı hastalığa yakalandım. Şaka gibi...

Her sene 31 Aralık'ta yaşanan; "Seneye görüşürüz..." geyiği gibidir 1 Nisan... Yaratıcı olanları çok nadirdir. Bir Nisan'ı hatırlamak, şakayı yutturmaktan daha bir maharet olarak sayılınca durum böyle oluyor ister istemez. Annem hep bu günü unutmamı bekler ki şakasını yuttursun. Doğum gününe gün sayan çocuk unutur mu Nisan'ın ilk gününü?

Saçma sapan şakalara gerek yok, insan olun biraz. Üsturuplu ve ufak çapta şakalarla geçiştirin işte, kabak tadı vermeye başladı zaten. Herkeste bir şaka, bir pislik hevesi...

Ha, ister misin yarın şaka gibi sonuçlar çıksın maçlardan? Bence İddaa'da fantazi yapmanın tam da günüdür. Bas beraberlikleri, bas deplasmanları...

29 Mart 2009

Millau Viaduct

Tarn Nehrini ortalayacak şekilde tam 2,5 km uzunlukta ve 343 metre yüksekliği ile de Eiffel'den bile daha uzun bir köprü, rekor sahibi. Köprü Paris-Barcelona arası yolda hayati önem görüyor.

Köprünün yapımında, ne kadar doğrudur bilemem, genel olarak yerden yükseltilerek köprü inşalarının bitirildiği anlatılır. Okuduğum kaynakta ise köprünün daha değişik bir yapı tekniği ile, direkt olarak yukarıdan uç uca birleştirildiği anlatılıyor.

Ne gereği vardı şimdi bu köprüyü anlatmanın? Bilmem, oy kullandıktan sonra geziniyordum internette. Köprünün hikayesine denk geldim, haberi hatırladım ve olaylar gelişti. Hâlâ Dünya'nın En Yüksek Köprüsü olduğu için olabilir bir de...

25 Mart 2009

Ginkgo

Mimar: Tiago Rosado

Mekan Portekiz'de, mimarın ilk projelerinden biriymiş fakat ilk hâli küçük bir otel havuzu tasarımından ibaretken akabinde böyle değiştirilmiş. Haberi gördüğüm kaynakta neden böyle bir değişime gidildiği yazmıyor fakat güzel bir iç mimari örneği olduğunu söylememek de olmaz hani şimdi.

16 Mart 2009

Hadi Uçak!

Antalya'ya gidişte de dönüşte de Pegasus Havayolları'nı kullandık. Önceden aldığımız için biletleri ucuza geliyordu, bir de tabi saat konusu çok önemli olduğundan Pegasus makul geldi ama şöyle bir sorun yaşadık ve bunu dile getirmek istiyorum. Beko yazdığına bakmayın dana gibi, özel jet değil. Bugün sunum yaparken sordular da, öyle bir merak oluşmasın... Kim kaybetmiş? Pegasus...

Pegasus milleti keriz mi zannediyor acaba? Rezervasyon yaptırdıktan sonra yolculuk adına yapacağın her müdahele ücrete tabi... Check mi edeceksin? Para... Rezervasyon onayı mı? Para... Uçakta bir su bile ikram edilmiyor. Su mu istiyorsun? Para... Kola? Şarap? Çay? Para... Hadi şarap ve kola tamam da su ikramı yok, bardak su 2 ya da 3 lira gibi bir şeydi...

Konunun erbabı ya da ilgili bir insan olmadığımdan -Gökhan Abi ya da sevgili MILF Papasito bir yorumda bulunabilir sanırsam- pilotların bu uçuşta ne kadar etkili olduğu konusunda bir şey diyemiyorum ama yolculuk iyiydi. Giderken bol bol türbülansa girdik, kendimi Kadıköy - Maltepe minibüslerinde zannettim ama hava kötüydü hem İstanbul'dan kalkarken hem de Antalya'ya inerken... Dönüşte sadece Yalova civarındaki kar bulutunun içinde geçerken biraz sorun yaşadık o kadar...

Bir de, bugüne kadar 1.93 civarındaki boyumun dezavantajlarını çok yaşadım ama 22 yaşıma kadar da sorunsuz gelebildim. Bugüne kadar hep oturma konusunda sorunum oldu toplu taşıma araçlarında, Pegasus'ta da bunu yaşadım... Bildiğin dışarı taştım abi... Yanımdaki kocaman teyze ve ufak tefek eşi beyefendiler de bir acayipti zaten. Benim koltuğumun kemer tokasını artık nasıl çevirdiyse kendisine takmış adam, iki saat kemeri bağlamak için kemer tokası aradım.

Nerede manyak hepsi beni bulur zaten...

08 Mart 2009

Lanet Türkiye'yi Teğet Mi Geçti?

SÜPER LOTO'DA REKOR İKRAMİYE ÇILGINLIĞI

Yerel Bursa Hakimiyet Gazetesi, dün Süper Loto çekilişi öncesi internet sitesinde '30 milyon TL' adı altında bir haber yayımladı. 'Tarantino' takma adı kullanan ve bir otomobil fabrikasında bilgi işlem görevlisi olarak çalışan Gökhan Can Gökdemir, çekilişe saatler kala haberin yorum bölümüne, "İşte kazanacak numaralar: 3 - 5 - 8 - 17 - 39 - 44" yazdı. Gazetenin Yazı İşleri Müdürü Tayfun Çavuşoğlu, Gökdemir'in yorumunu dün saat 10.32'de internet sayfasına koyduğunu söyleyerek, bu rakamların akşam çekilişteki şanslı rakamlarla aynı olduğunu görünce hemen Gökdemir'i aradığını anlattı.

Çavuşoğlu, Gökdemir'in haberi kendisinden aldığını, ancak kupon doldurmadığı için ikramiyeyi kazanamamasından dolayı büyük üzüntü yaşadığını kaydetti. Fotoğrafının çekilmesini ve görüntüsünün alınmasını istemeyen Gökhan Can Gökdemir, internetteki haberin yorum bölümüne, rakamları aklından geçtiği için 'öylesine' yazdığını belirtti. Gökdemir, "İnternet haberlerine çok yorum yaparım. Haberi okuyunca da 'muziplik olsun' diye o rakamları yazdım. O rakamları biraz da 'kupon dolduranlara bir katkım olsun' düşüncesiyle yazdım. O anda düşündüm ki 'yorumlar bölümüne ben bir kolon yazsam, diğer kişiler de birer kolonluk rakam yazsa, kupon yapılır.' Rakamları yazdıktan sonra hangi rakam olduğunu bile unuttum ve kupon doldurmak aklıma gelmedi. Dün akşam saat 23.00 sıralarında Tayfun bey arayınca gerçeği öğrendim. İnternette yazdığım rakamların şanslı rakamlar olduğunu öğrenince yaşadığım ruh halini anlatamam" diye konuştu.

Yazdığı 6 rakamın da çekilişte çıktığını öğrenince önce üzüldüğünü anlatan Gökdemir, daha sonra aklına 'Lost' adlı dizide sihirli rakamları bilen, Jorge Garcia'nın canlandırdığı 'Hugo "Hurley" Reyes' adlı karakterin büyük ikramiyeyi kazandıktan sonra başına gelen kötülüklerin aklına gelmesiyle 'Bu işte bir hayır var' diyerek teselli bulduğunu anlattı. İş yerindeki arkadaşlarıyla dün akşam çekilen Süper Loto için 1 TL vererek ortak kupon doldurduklarını kaydeden Gökdemir, "Arkadaşlarımla çekiliş için makineden ortak kupon oynamıştık ama ona bir şey çıkmadı. Önümüzdeki hafta mutlaka oynayacağım" dedi.

Kaynak: DHA

06 Mart 2009

The Wash-Men

Illustration by Frank Harris

A new breed of superheroes are at large in Washington, D.C., battling one another for dominance even as they wage a desperate war against their common enemies: Mortgage Mash, Mr. Credit Freeze, and the un-tame-able Afghakistan. Will they save the world, or kill each other trying? Meet ... the Wash-Men.


Eh kriz, sen nelere kadirsin... Güzel fikir bak ama, eğlenceli oldu gece gece...

Kaynak: Vanity Fair

05 Mart 2009

Hoşgeldin Cordozar

Günlüğümüzün serbest yapısından istinaden bugün pek çok basın- yayın organında gördüğüm bir haberi, günlüğe taşımaya karar verdim. Maksat girdi olarak gözüksün, bakarsın yine bir yerde yayınlanır.

Snoop Dogg, Cordozar Calvin Broadus, Jr., İslam'ı benimseyenlerden biri olmuş gün itibariyle. Kendisine hoş geldin diyorum. Daha önce yaptıklarını izledik, gördük, biliyoruz. Allah kabul etsin.

Not: Resimdeki bere Arizona Cardinals logosu içermesi tamamen tesadüf oldu. Nadiren oluşturduğum girdilerin en sonuncusunda da Arizona Cardinals geçiyordu. Bundan sonraki girdim de Arizona Cardinals hakkında olacak bir şekilde.

04 Mart 2009

Başımıza Taş Yağacak

Rihanna hanım kızımız ve Chris bey oğlumuz ilişkilerine devam etme kararı almışlar.

Dedikodulara göre Kadir Abi; "Rihanna, bak kızım; kadın dediğin taktın mı koluna yakışacak, çaktın mı duvara yapışacak. Kadının böylesi makbuldür, etme eyleme dön evine. Kır dizini otur, çocuklarının anası ol." demiş ve ikilinin arasını yapmayı başarmış.

Çifti kutluyor ve bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

İtalyan Yüksek Mahkemesi evli çiftlerin prezervatif vasıtasıyla güvenli seks yapmasının yasa dışı olduğuna kanaat getirmiş... Bir de demişler ki; "Sağlık mağlık hikaye arkadaş... Takmayacaksın o plastik zamazingoyu..." Vatikan da destekliyor tabi hemen; "AIDS falan hikaye arkadaş, dinimizce caiz değil. İşte o kadar!"

Duyumlarımıza göre muhalif kesim, Roma sokaklarında bir yandan Tuğba Ekinci'nin Kondom şarkısını çalarken bir yandan içine su doldurdukları prezervatiflerleri sağa sola fırlatıyorlarmış.

'Feys' Toplumların Afyonudur

Feysbuk Home Page'i yeniden değiştiriyor... Yakın bir zamanda da uygulamasına geçilecekmiş. Kendileri durumu şöyle açıklıyorlar;

We've updated our home page to make it easier to understand what's going on with the people you care about. Now your friends' posts are streamed in real-time and you have more control over what you see.

İyice akraba olalım, afedersiniz, bok yesek haberimiz olsun mudır amaç? Bilemem... Mevcut tasarım değiştiğinde de ciddi ciddi yaygara kopmuştu. Başka derdimiz yokmuş gibi daha iyi mi olacak yoksa daha kötü mü olacak diye fikir teattileri yapıyorduk, kalp kıranlar bile vardı abi... Sene 2008, insanlık çıldırmıştı ve kaos hakimdi internet dünyasına...

Ne diyelim? Adamlar istediğini yapar, hayırlı olsun...

21 Şubat 2009

Patlamış Mısır

Aslında çok iyi bir mısır patlatıcısıyımdır ama hala sidik sarısı, taş gibi sert mısır tanelerinin nasıl olup da kar beyazı, ağıza atılınca pamuk gibi eriyen nesnelere dönüştüğünü çözebilmiş değilim. Ufak bir araştırma yapayım dedim. (Bu kadar boş bi insanım işte.) Beni tatmin edecek sonuçlara ulaşamadım. İstesem ulaşırdım ama araştırmamın 20. saniyesinde gördüğüm patlamış mısır tatlısı tarifi beni benden aldı. Hemen değerli okurlarımla paylaşmak istedim. Buyrun efendim:

PATLAMIŞ MISIR TATLISI: İzmir'den Yasemin Erol'un tarifi
yarım p. margarin
1 su b. toz şeker
1 p. vanilya

2 çorba k. pekmez

patlatmak için mısır


HAZIRLANIŞI: Margarini eritin. İçine tozşekeri, pekmezi koyup kaynatın. Karemel rengi alınca vanilyayı ekleyip ocaktan alın. İçine patlattığınız mısırları koyup karıştırın. Kaselere bölüp servis yapın. Tahmin edemeyeceğiniz kadar lezzetli ve farklı bir tarif.

20 Şubat 2009

Bu Sene İyi İlham Yaptı Hee...

Geçmişe dair hatırladığım çok fazla şey yoktur. İnsan .mpeg formatında yaşıyor, video misali hareketli ama geçmiş dediğinde hatta geçmişin süreci çok uzun olduğunda .jpg de tatmin edici olabiliyor. Misal, üçüncü yaşımın doğum günü partisi çocukluğumda çok fazla yere sahip olan dedemlerin müstakil evindeydi ve o güne dair kare kare hatıralarım var. Kaldı ki o gün geriye dönüp bakışlarımın varabildiğim en son noktasıdır.

Üç-beş yaş arası siyah-beyaz tonlardayken, yedi-on iki yaş arası sepya olarak canlanıyor. On iki yaşımdan on yediye kadar olan kısımda renkli televizyona geçiş yapıyorum, bugüne kadar olan ve hâlâ süregelen şu zaman dilimi ise yeni teknolojinin nimetlerinden yararlanıp HD olarak devam ediyor.

İnsan değişiyor. En; "Ben değişmem." diyeni yalan söylüyordur gözümde. Ufak ufak da olsa sürekli bir devinim içinde olup bitenleri kendimizce anlamlandırmaya devam ediyoruz. Add-On olarak da bakabiliriz duruma. Zaten hangimiz biraz Mozilla değiliz ki? Bir olay gelişir etrafında, bir makale okursun gibilerinden tanık olduğun her şeyden ya kendince bir ders çıkarır ve kullanışlı olacağına inanarak bunu eklersin ya da "Hade len!" der geçer gidersin...

Hani derler ya sizinkiler; "Ne kadar büyürsen büyü sen benim küçük oğlum/kızım kalacaksın" Tamam da sen de hep benim annem/babam olarak kalacaksın. Benim hareketlerime, haylazlıklarıma, gelecek kaygılarıma kulp takacak ve fikirlerini yer yer empoze edecek yer yer "Senin iyiliğini düşünüyoruz evladım, tercih sana kalmış." diyip tribini atacaksın. Çoğu zaman şunu göreceksin ki, ikilemde kalacaksın. Yeri gelecek; "Bu nasihatlerin içeriği zararlı olabilir. Yine de devam etmek istiyor musun?" uyarısının altındaki evet ya da hayır butonundan birini seçmek zorunda olacaksın. Bir zamanlar; "Dersine çalış evladım, bak yine haytalığa vurdun" diyen sizinkiler emin ol -biraz da özgür ruhlu biriysen- sana "Eh bak, falanca kişi de evlendikten sonra sıra sende." demeye başlayacaklar. Bitmez anlayacağın, bitmeyecek. Ve işte böyle zamanlarda insanların neden Tanrı kavramına inanma gereksinimi duyduklarına anlamlar yükleyebiliyorum.

Öğrencilik hayatın olacak, kız arkadaşların olacak, işin ve iş arkadaşların, eşin olacak... Hepsinde varlığın belirli periyodlarda belirlenemeyen hatalar ile karşılaşacak. Kötü gün arkadaşların, bir nevi ruhunun teknisyeni konumunda olan kişiler, o an bu sorunun üstüne çalışıyor olacaklar. Kendine seçtiğin yolda karşılacağın zorluklarda betiğin sonlandırılamayan döngüler içerisine girecek, gücünü toplayıp refresh ettiğin zaman kendini, tekrar yüzün gülecek.

İyisi mi yer yer yumruklayıp çalıştırmak, yer yer format atıp canlanmak gerek tekrar. Dünya'yı sırtında taşıyan ve bugüne kadar fıtık sorunu çekmemesini Tanrısal dürtülerine bağladığım Atlas gibi maksimum taşıyacağın yükü sırtına alıp öyle takılmak gerek.

Eskilerden birini andığın zaman buhran gecelerinde, bazen o anda ulaşılamıyordur o kişi ya da geçici olarak servis dışı olmuştur ki bu en büyük yalandır. Bir süre sonra o şebekeye kayıtlı birilerinin olmaması durumu artmaya başladığında sıranın sana yaklaştığını idrak ettiğin an; siyah-beyazlarına, sepyalarına geri döndüğünde... Yüzün gülsün, pişmanlıkların asgari düzeyde kalsın. En büyük temennim budur insanlık adına ama insanlık beni umursuyor mu emin değilim.

Analog günler diliyorum hepinize...

Yumurta Kâselerinden Tequila Shot Yapan Halkıma Gelsin...

Sigara teşviği yapıyormuş gibi olmasın, yazı ve fotoğraf sigara içenleri bağlar...

Bu içiciler iyi bilir, kahvaltıdan sonra ya da herhangi bir öğünün yemeğinin üstüne şu kahve-sigara kombinasyonunu... Artık vücudun nikotine tepkisinden midir bilemem ama sigara içen bir çok kişi de kahve-sigara yapmanın kafayı toparlamada, bir konuya odaklanmada oldukça etkili bir kombinasyon olduğunu savunur. Benim için de öyleydi...

Tasarımın mucidi Alexander Lyapunov, Rusya'dan katılan mucit bir arkadaşımız kendisi. Alkışlıyoruz kendisini... Aferin İskender, devam et.

18 Şubat 2009

Gözlerim Kapalı Çıktı Oğlum Ya! Bir Daha Çek...

Kayseri'de Türk Eğitim-Sen üyeleri Hitler'in ruhu için helva dağıtmışlar, Avi Mizrahi'nin açıklamalarından sonra. Bununla da yetinmemişler, Ali İhsan Öztürk isimli 2. Şube başkanları demiş ki; "Hitler'i rüyamda gördüm. Bana 'Siz beni Yahudiler'in gözüyle tanıdınız. Ancak bugün Amerikalıların Irak'a yaptığı saldırılar, Doğu Türkistan'daki Türklere saldırılar var. Yahudiler Filistin'de soykırım yapıyor. Bunların yaptığı benimkilerden az değil' dedi."

Ulen Hitler'in sakalları mı beyazladı? Onu geç, nasıl da ukde olmuş lan içine de rüyalara girip açıklama yapıyor. Şaştım kaldım abi, bana da gelsin bak vallahi darılırım! Bak yatıyorum birazdan, valla gel!

Hayırlı olsun Süleyman Çakır, papucun dama atıldı. Yiyorsa çık da al...

17 Şubat 2009

Gazanfer Özcan (1931-2009)

Bazı değerler var ki ülkemizde, ölene kadar ölümsüzmüş gibi geliyor. Suna Pekuysal gibi, Aysel Gürel gibi... Gazanfer Özcan da o değelerden biriydi, bugün aramızdan ayrıldı... Toprağı bol olsun...