olimpiyatlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olimpiyatlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2009

1972 Münih Olimpiyatları Basketbol Finali: SSCB-ABD



Sene 1972, Münih Olimpiyatları. Soğuk Savaş'ın hızla devam ettiği bir dönemde Basketbol dalında, finalde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri karşı karşıya geliyor. İki zıt kutubun karşılması haliyle güllük gülistanlık geçmiyor, oldukça gergin bir havada geçen mücadele de basketbol tarihinin en ilginç anlarından biri yaşanıyor.

Oldukça çekişmeli geçen maçın son 10 saniyesine girilmektedir; maç 49-48 SSCB lehine devam etmekte ve hücum sırası SSCB'nindir; fakat topu kenardan oyuna sokmaya çalışan SSCB'li oyuncunun pası ikili sıkıştırma sonucu yanlış adrese gider ve ABD'li Doug Collins topu kazanarak potaya yönelir, fakat bu sırada sert bir faulle durdurulur. Maçın bitmesine 3 saniye vardır ve Doug Collins 2 serbest atışı da sayıya çevirerek maçı 50-49 ABD lehine çevirir ve kalan 3 saniyeyi SSCB değerlendiremez ve maç 50-49 ABD lehine sonuçlanır ve salon ABD'li basketbolcular için bir şenlik alanına dönmüştür adeta. Ancak bu sırada tribündeki FIBA yetkileri sahaya inerek sonuca itiraz eder; çünkü o günkü kurallara göre, bir takım ancak maç saati duruyorken mola alabilir ve molayı ancak takımın koçu alabilir. Doug Collins'in birinci serbest atışından sonra SSCB koçu mola ister; ancak bu duruma hakemler kayıtsız kalır ve Collins ikinci serbest atışını kullanır. Kurallara göre de ikinci serbest atıştan sonra takımların mola alma hakkı yoktur. Skorbord tam da bu ikinci serbest atış sırasında gong sesini verir, ancak iş işten geçmiştir.

Bu durumu gören FIBA yetkilileri sahaya inerek hakemle konuşurlar ve maçın son 3 saniyesinin tekrar oynanması gerektiğine karar verilir. Son 3 saniyeye SSCB başlar ve bu hücum fırsatını da değerlendiremez, salon tekrar ABD'li sporcular için şenlik alanına döner. Ancak bu sırada SSCB teknik heyeti masa hakemlerine, skorbordun yanlış çalıştırıldığı ve maçın 1 saniye sonunda bitirildiği yönünde itirazlarda bulunur; SSCB'lilerin itirazı haklıdır, gerçekten de maçın 3 saniye yerine 1 saniye oynatıldığı ortaya çıkar. ABD'liler isyan halinde soyunma odasına gitmeyi düşünselerde, FIBA Genel Sekreteri Edward Robinson'un hükmen yenilgi tehditi sonucu sahaya tekrar dönmüşlerdir.

Skorbord yeniden ayarlanır ve maçın son 3 saniyesi yeniden başlar. Pota altından, SSCB'li Ivan Edeshnko uzun bir pasla topu oyuna sokar ve top sahanın öbür ucunda bekleyen Aleksandr Belov'a ulaşır ve Belov basketi bularak maçı SSCB'ye 51-50 kazandırır ve bu sefer sevinme sırası SSCB'ye geçmiştir.

Maçtan sonra ABD'li yetkililer FIBA'ya itiraz etmiş olsa da, bu konuyu konuşmak için toplanmış olan 5 kişilik heyet, 3'e karşı 2 oyla ABD'nin itirazını reddeder ve SSCB'in şampiyonluğu tescillenmiş olur.

14 Ağustos 2008

Spor Kültürü

Facebook'taki grubumuzun nadide üyelerinden olan spor yorumcusu Mert Aydın, NTV Spor'da çok güzel bir tespit yaptı Taner Sağır'ın sıfır çekerek başarızlıklarımıza ülke olarak bir yenisini daha ekledikten sonra. Bizim ulusal spor programımız yok dedi. Haklı hakikaten de, "son 6 aydır çok iyi hazırlandık aslında" diyenm başarı fakiri olimpiyat takımımıza değindi. Son 6 ay nedir ki diye. O da doru, ben bile Batug.com turnuvalarına 6 ay hazırlanıyorum. Zaten 6 ayda bir düzenliyoruz turnuvayı, arada daha fazla zaman olsa daha fazla hazırlanırım. Bilen bilir... Eğer bu iş bu kadar basit ise 2012 Londra için hazırlanıyım ben şimdiden, 100 kg halter ve güreşte madalya alırım. Neyse, asıl mevzu millet olarak spor kültürümüzün eksikliği. Eğer bu kültürü yerleştirebilseydik aslında programımız da olurdu, madalyalarımız da.

İşte dün akşam. İki takımımızda kadro olarak rakiplerinden oldukça üstün iken 2-2 beraberliği zor aldı. Para başarı demek değildir. Asıl olan parayı doğru harcamaktır. Bunun da yolu doğru spor kültürüne sahip olmaktan geçer. Biz G8'e girsek bile yine sporda başarılı olamayız mevcut mantığımızla. Mert Aydın'ın katıldığı aynı program da bir abimiz daha vardı, hatırlamıyorum kimdi ama O da bir Küba örneğini rakamlar ile önümüze serdi. 11,2 milyon nüfuslu Küba'nın 5 milyon sporcusu varmış. Biz de ise bu rakam 1 milyona yeni ulaşmış. Hakketen de rakamları duyunca düşündüm ki çevremde amatör veyahut profesyonel anlamda spor yapan adam parmaklarımdan daha az. Aynı şeyi politika yapanlar için düşündüm. Onlar şüphesiz parmaklarımdan çoklar.

Halterdeki başarısız sonuçlarmızdan sonra halter federasyonu başkanı sorumluluğu üstlenmiş ve Ekim'de yapılacak federasyon seçimlerine aday olmayacağını açıklamış. Güzel bir hareket olmuş bence, gelen gideni aratır demişler ama yeni bir soluk geleceği farklı da kılabilir. Başarızlığa rağmen böyle bir erdemi gösterebilmek, bence asıl başarıdır. Uçaklar düşsün, hızlı trenler raylardan çıksın, otoyallarda arabalar öpüşedursun, yüzelerce insanın kanı aksın, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hala hiç vicdan azabı çekmeden deri koltuğunda osuruk sesleri çıkararak rahatına baksın. Binali değil bu Cin Ali...

12 Ağustos 2008

Halter ve Güreş

Sibel'in 48 kiloda gümüşü kazandığı mücadeleyi izleyememiştim. Sonradan izledim. Ama asıl güzel olan Sibel'in kaldırışı değil, Sibel'e gümüş madalyanın yolunu açan Çinli rakibinin son anda kaldırdığı ağırlığı elinden düşürmesi idi. Güzelden kastım heyecan vericiydi. Farkettim ki ben halter izlemeyeli baya olmuş ve özlemişim böyle anlık heyecanları. Euro 2008'in hala tadı damağımdayken ancak böyle bir tatlı ile menüyü tamamlayabilirdik belkide. Halter tam zamanında yetişti bu konuda. Yarın 77 kilo erkeklerde Taner Sağır yarışacak, saat 14:00'da. Atina'da altın almıştı ve benim en çok hoşuma giden mücadele olmuştu halterde 77 kilo erkekler. Yarını da heyecanla bekliyorum açıkcası.

Güreşe gelirsek eğer, gerek ortaokul çağında beden eğitimi öğretmenimin gazıyla il çapında müsabakalara katılmam olsun, gerek bu spordaki ulusal başarımız olsun olimpiyatların göz bebeğidir güreş benim için. Serbest güreş takımımız da bugün gitmiş Pekin'e. En az 4 madalya hedeflemişler ki ben bu sayının kritik olduğunu düşünüyorum. Onların müsabakaları da 16 Ağustos ve 19 Ağustos'ta başlayacak. Başka bir heyecan da içimde onlar için yeşermekte.

Bu da benden içimde yeşeren heyecanın meyvesi olsun ahaliye. 120 kiloluk pehlivan...

Ömer Üründül




Bugüne kadar futbolda yaptığı yorumları, özellikle kolektif futbol, severek takip ettiğimiz sporsever varlıklı işadamı ve aynı zamanda çakılı TRT yorumcumuz Ömer Üründül, basketbol ve voleybol üzerindeki engin deneyimleri olimpiyatlarda bizlerle yorumcu olarak paylaşarak 3/3 yapmış durumda. Kim bilir Phelps in 8/ 8 için olan mücadelelerinden birini belki bize yorumlar:

" Şimdi Phelps iyi yüzücü, böyle yüzmede sporcular çekişince... İşte yüzme budur."

Acaba ?!


Michael Phelps, 8 altın madalyayı da kazanırsa olimpiyatlar tarihinde bir ilke imza atacak. Şimdiye kadar karnesi: 3 yarış, 3 altın madalya, 3 Dünya rekoru. Daha fazlasını söylemeye gerek yok bence...

0.08 Saniye...



In the days leading up to the 2008 Olympics, when asked about the United States team in the 4x100 meter relay race, Bernard said "The Americans? We're going to smash them. That's what we came here for".

2008 Olimpiyatları öncesinde, Fransızların dünya rekortmeni yüzücüsü Alain Bernard ABD'nin 4x100 metre bayrak yarışındaki takımı hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, "Amerikalılar? Onları ezeceğiz. Bu yüzden buraya geldik" diyor.




ABD'nin son yüzücüsü Jason Lezak'ın 0.59 saniye önünde havuza giren Alain Bernard'ın ilk 50 metrede bu farkı 0.23 saniye daha açmasına rağmen Lezak, son metrelerde yaptığı atakla yarışı rakibinin 0.08 saniye önünde bitirdi ve ülkesine altın madalya, rakibine de bir adet iyisinden kapak hediye etti. Tabii böylece Phelps'in 8'de 8 altın hedefindeki belki de en önemli engel ortadan kalkmış oldu.