Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Nisan 2010

It is typical of Germans

Dün akşamın kısa özeti aşağıdaki gibidir. Son resim maç sonrası Robben'nin Marriott Worsley Park Hotel'de yemek keyfi.Yazının başlığı ise Gary Lineker değil de Alex Ferguson'nun sözlernden alıntı. Tamamı ise şöyle:

"There was no threat and the referee wasn't going to do anything about it until they surrounded him. It is typical of Germans. They are like that."




07 Nisan 2010

Messiah

Ankara Messi Kara Messssiii Ankara Messi Kara Messiii*

Başlık: The Sun
Not*: Bunu sabahları Geveze'de duyuyorum, uykum açılıyo.

01 Nisan 2010

Football Art

Barcelona coach Pep Guardiola said. “We were better in certain aspects of the game but we need to be precise and good at the back. We’ve given a good image of how football should be played.

Şimdi her üst düzey şampiyonlar ligi maçından sonra yaşananlar gibi bizim basında da bunların oynadığı futbol ise bizim oynadığımız ne geyikleri dönecektir illa o ayrı bi kasvet zaten.

Maçın son yarım saati inanılmazdı. Barcelona'nın top yapamadığı anları gördük bence. Walcott sağ tarafta ring hattı gibi çalıştı. Golü attığında nedense herkes Capello'ya döndü. Bence gerek yoktu çünkü bu adamın yeri zaten milli takım. Fabregas uzatmalarla beraber son 8 dakika muhtemel kırık ayakla oynadı. Kırık olup olmadığı bugün netlik kazanacak, eğer bir operasyon gerekiyorsa da en geç cumartesi günü gerçekleşecekmiş. Son 8 dakika herşeye rağmen koştu, pozisyon kovaladı, pas yaptı, şut çekti. Bülent Korkmaz'ın Uefa finalinden beri görmediğim bir performanstı.

“When I took the penalty, I was quite strong, but after when I went to get the ball, I could not walk any more,” Fabregas said.

Bence penaltıdan önceki herhangi bir pozisyonda oluşan darbeyi muhtemelen hissedemedi Cesc. Penaltıyı "Allah ne verdiyse asıldım" tarzı kullandıktan sonra olası sakatlık uç verdi.

Rövanşta Arsenal'den Fabregas, Barcelona'dan Pique ve Puyol yok ki bu adamlar Barcelona defansının bel kemiği falan değil direk cinsel organıdır. Umarım rövanş en az bu maç kadar güzel olur. Dandik derbiden sonra iyi geldi.

Photo by Shaun Botterill/Getty Image via yahoo

31 Mart 2010

Tonight is art, not football.


ARSENE WENGER believes Arsenal's clash with Barcelona tonight will be the closest football comes to art.

Foto: The Sun

30 Mart 2010

Heineken Italy Activity



29 Nisan 2009

Holly Quartet


The performance in the second half on Saturday and the way Carlos Tevez's introduction to the team changed the pattern of the game – that has definitely not been lost to me.

Dört forvetle maça çıkabileceklerinin sinyalini veriyor Fergie. Sağda Rooney, sola Ronaldo, ileride Tevez ve Berbatov... Ortası değişir fakat bu durumda. Scholes ya da Giggs'ten birini kesmek gerek, hatta ikisi bile olabilir. Tabi tamamen söylentilere göre yapılan tahminler bunlar. Zira gol yemeden maçı kazanmaya çalışacaklarına dair de bir yorumu var ki Fergie'nin, dört forvet bu görüşe çok abes kaçar.

Fakat bana göre dört forvet, ilk maçı kendi sahanda yapıyorsan ve rakibine göre daha üstün duruyorsan tercih edilebilecek bir taktik anlayışı. Sonuçta karşımızda ne Chelsea, ne de Barcelona var. Onlara göre nispeten daha kötü durumda olan bir Arsenal ile oynayacağız. Yine de korkulması gereken bir takım.

Ben burada ne kadar dil döksem bir şey farketmeyecek elbet. Bu maça Ferguson 'Sir' ünvanını kuşanıp öyle çıkacak ve kazanacaktır diye ümit ediyorum.

Bu da Jamie'nin reçetesi;

NOT: Fotoğrafın kolajı bizden, Jamie'nin reçetesi de Redcafe üzerinden alıntı olarak Daily Mail'den... Saha dizilimi de Yahoo'nun beklentisi oluyor.

Ryan Giggs - 800

Ryan Giggs bugünkü Arsenal maçında Manchester United forması ile 800. maçına çıkacak. Hafta sonu oynanan Tottenham maçında dinlendirilmişti, bugün için. Giggs daha önce de United formasıyla Avrupa'da en çok maça çıkan oyuncu rekorunu ele geçirmişti Bobby Charlton'u geride bırakarak. Arsenal ve Giggs bir araya gelince de akıllara direk şu harika gol geliyor. Giggs hakkında güzel bir yazı için de buraya. 

Yenişemeyenler

Beklediğimden kötü bir Chelsea vardı, Barcelona da keza öyle. Tabi durum böyle olunca da genel itibariyle bayık bir karşılaşma seyrettiğimi söyleyebilirim. Hadi Barça özde değil görüntüde iyiydi ve çok kaçırdı da, Chelsea neydi öyle yahu? Hiddink maçtan önce atak oynayacaklarına ve çekinmeyeceklerine dair yorumlar yapsa da pek de öyle bir durum göremedik sahada. Yaslanacağız geriye dese en azından dediğini yaptı derdik. Gerçi Drogba'nın kaçırdığı golde ikinci şans topunda Valdes kedi gibi esnemese oyun açılabilirdi.

Sonuç Barcelona adına kötü gibi. Bir gol yeseler kazayla daha da vahim duruma düşerlerdi elbet ama bu sonuç da onları Londra'da zorlayacak gibi gözüküyor. Bu maçta olmadı belki ama ikinci maçta olası bir Chelsea golü durumu 1-0'a getirdiği an -yine belli olmaz ama- harika bir karşılaşma çıkabilir. Bir United taraftarı olarak işin teknik-taktik kısmından çok diğer takımlardan beklentim böyledir.

Böyle ihtimaller üzerinde duruyoruz da iki takımın da şanına yakışmıyor arkadaş böyle bir karşılaşma ya da ben kendimce beklentileri çok yüksek tutuyorum gereksiz bir şekilde...

27 Nisan 2009

CL Semi Finals 2009: First Leg

Barcelona - Chelsea

Date & Time: 28 April 2009 20:45 (CET)
Venue: Camp Nou - Barcelona - Spain

Barcelona ve Chelsea arasında oynanacak yarınki karşılaşma hakkında Torino'lu Blog'da Ozan'ın yazmış olduğu çok güzel bir yazı var. Söylenebilecek her şeyi söylemiş zaten. Ben de bir kaç ekleme yapayım da yazı boş kalmasın.

İki teknik direktörün birbirini iyi analiz etmesi gerekiyor. Öyle de olacaktır büyük ihtimalle. Sadece güzel bir yarı final mücadelesi değil, taktiksel anlamda deha parıltıları da beklemek gerek. Özellikle Guardiola, karşısındaki Chelsea'nin Avram Grant'ın Chelsea'si olmadığını iyi bellemeli. Zira bunu tam anlamıyla başaramadığı takdirde Hiddink önderliğindeki Chelsea'nin ne kadar büyük bir tehlike yaratabileceğini sanırım Hiddink sonrası dönemde Chelsea grafiğine bakan herkes kabul edecektir.

Fakat aynı şekilde Hiddink'in de Guardiola'yı iyi bellemesi gerekiyor. Her ne kadar Barcelona hakkındaki 'Dream Team' yakıştırmalarına katılmıyor olsam da bu senenin seyir zevki açısından en güzel futbolunu ortaya koyan takımlardan birinin Barcelona takımı olduğunu ve bu takımın çehresini değiştirenin de Guardiola olduğunu söylemek zor değil. Bu sebepten, belki de Çeyrek Final'deki Liverpool performanslarının üstüne biraz daha koymaları gerekecek ve bence bunun en önemli faktörü de, Guardiola'nın da en önemli silahlarından biri olan, motivasyon olacaktır.

Barcelona'nın dikkatli olması gereken bir diğer husus ise ilk maçı kendi sahalarında yapacak olmaları. Eğer Barcelona açısından yarı final eşleşmesine bakacak olursak deplasmanda kendi sahalarında olduğu kadar rahat olamayacaklar. Kendi sahalarında kazansalar bile gol yemeleri hâlinde Londra'da işleri çok zor olacak.

Hafta sonu oynayacakları Real Madrid derbisini de unutmamak gerek. Sonuçta bir hafta sonra Galatasaray derbisine çıkacak Fenerbahçe ya da Beşiktaş karşısına çıkacak Galatasaray gibi temkinli olmalarına gerek yok. Statü, kondisyon ve beceri olarak üst düzeydeler ama Chelsea maçına yansıtacakları performansa az da olsa etkisi olabilir. Chelsea ise hâlâ büyük bir şansı olsa da şampiyonlar ligi için premier ligi riske edecek konumda, dikkatli olmakta fayda var.

***

Manchester United - Arsenal

Date & Time: 29 April 2009 20:45 (CET)
Venue: Old Trafford - Manchester - England

United bana son dönemlerde bir garip gelmeye başlamıştı. İyi bir futbol oynanmıyor, defansta büyük sorunlar yaşanıyordu. Bunun cezasını da FA CUP'tan elenerek ödedik zaten. Ama en büyük sorun tam anlamıyla sakatlıkları düzelemeyen ve cezalı oyuncuların en iyi kadroyu çıkarmaya engel olmasıydı ve Tottenham karşılaşmasında uzun süreden sonra eldeki kadronun en iyilerini bir kaç eksik dışında sahada görmek nasip oldu.

Geçtiğimiz haftasonu Portsmouth'a karşı sağ kanatta verilen iki kayıp, Rafael'in hazır olmasını gerektiriyordu ancak Rafael'in ilk 11 yükünü kaldıramayacağı da belli oldu. Bereket, O'Shea'in sakatlığının önemli olmaması ve Tottenham maçında oynaması oldu. Maçın 0-2'den 5-2'ye dönmesi de Arsenal karşılaşması öncesi büyük bir moral oldu.

Arsenal genç ve tıkır tıkır işleyen bir kadroya sahip. Yetenek avcısı Arsene Wenger'in maharetlerinin meyvelerini toplayabildikleri kadar toplamaya çalışıyorlar bu sene, hamlaşmadan toplanan meyvelerin ardından önümüzdeki sezon daha iyi bir Arsenal göreceğimizi düşünüyorum. Ama son haftalarda Adebayor ve Van Persie'nin sakatlıkları da önemli. Arshavin'in kurallar gereği bu mücadelede olmayacağını, Van Persie'nin de olmayacağını ve Adebayor'un da sakatlıktan yeni geldiğini düşünürsek hücum bölgesinde United'a kıyasla daha pasif bir durumda olacakları kanaatindeyim. Fakat tabi United savunmasını düşünmeden bu kanaate vardığımı da belirtmek isterim. Zira o maça daha konsantre ve dikkatli bir şekilde odaklanarak kötü performanslarını affettireceklerini düşünüyorum.

Chelsea - Barcelona karşılaşmasının yanında biraz sönük kalacak olsa da sonuç itibariyle şampiyonlar ligi'nde bir yarı final mücadelesi bu. Sıkıcı bir karşılaşma da görebiliriz, gayet akıcı ve zevkli bir mücadele de. Ama sanırım işin en renkli kısmı Çarşamba günü oynanacak mücadeleden önce olası bir Ferguson - Wenger kapışmasına tekrar şahit olmak olacak. Merakla bekliyoruz...

Fotoğraflar: Getty, Reuters

16 Nisan 2009

Mission Accomplished!

O ne vuruş, o ne illüzyon... 1-0 oldu bizim oldu, felsefemiz Pusat felsefesi. Gimme Five!

Fotoğraflar: Reuters

15 Nisan 2009

Yeni Bir Star TV Spikeri Doğuyor!

Uzun süredir izlediğim en güzel futbol karşılaşmasıydı diyebilirim. İki İngiliz takımının kora kor mücadelesi her zaman zevkli olmuştur gerçi ama bu seferki bir başkaydı. Şu İstanbul Ruhu iddiasıydı karşılaşmayı bu hâle getiren...

Babamla seyrettik karşılaşmayı... Gerrard'ı çok sever kendisi. Ben salona girip de; "Benim maçım var, dağılın." dediğimde "Ne maçı? Dizi seyrediyoruz" burada diye diretti kendisi. Oysa annem hemen pes ederek kumandayı uzatmıştı bile... Chelsea - Liverpool maçı olduğunu söyleyince; "O zaman başka... Aç bakayım." diyiverdi. Bu Chelsea - Liverpool dıt dıt dırınt dıt gibi bir şey olsa gerek. Gerrard'ın oynamadığını kanalı çevirince söyledim bu arada.

- Abi, kıza bakın!

Babam öyle hop oturup hop kalkarak maç seyreden biri değil. Sadece Fenerbahçe'nin çok önemli karşılaşmalarında acayip acayip tepkiler verir, jest ve mimikleri garipleşir o kadar. Fakat bir spiker vardı ki bugün, evlere şenlik...

Adını Cemba Cemba söyledi ama unuttum, ki zaten hatırlamaya gerek yok. İncilerinden bazılarını babamın verdiği tepkiler ile süslerken bir daha bu işi yapmaması gerektiğini, başka alanlarda daha iyi olabileceğini ve meslek değişimi için çok geç olmadığını hatırlatmak istiyorum...

- Çocuk lakaplı Torres, adam gibi vuramadı topa!
+ Bak şimdi! Bak şimdi! Laf mı yani dediği?! Püüü kalıbına!

- İşte bu da Gerrard, tribünden atıyor gollerini o da!
+ ..?

- Benitez Babel'i çağırdı yanına ama herhalde artık sohbet etmek için çağırdı.
+ Böyle adamları spiker yapmıyorlar mı, kafayı yer insan!

- Drogba frikiği kullanıyoooor ve gooooooooooooooooool!
+ Aaaa salağa bak, bak bak! Gol diye bağırıyor hâlâ! Aaaa şaka lan bu gece gece.

Maç 3-2 olduğunda artık bitti gözüyle bakıyordum karşılaşmaya "İş bitti baba..." dedim ama spikerin karşılaşma boyunca tekrar ettiği şu İstanbul Ruhu'nun ne olduğunu (Belki kızmak mı? Belki mi?) merak edip, öğrenince de "Haaa şu mesele" tepkisi veren babam bu sefer de; "Belli olmaz evlat, ya dönerse?" diyecek ve benden "Ohoo ooo 5-3 çok zor baba, sanmıyorum." diye cevap alacak -idi-... Akabinde beş dakika sonra göt oluşumun ilk sinyali gelecek -idi-... Kendisi de buna skor 4-3'e geldiğinde "Eaaaaaa yeaaaaa eaaaa yeaaaaa" diye tepki verecek -idi-.

- Hop! Al araya kaçmasın!

Sonrası ise malum...

- Lampaaaaard! 4-4 oldu Geçmiş olsun! Geçmiş olsun! Bay bay Liverpool!
+ Değiştir şu kanalı be, bitti zaten maç! Şu herif yüzünden ağız tadıyla maç izleyemedik!

Fabio'nun golünü çok sevdik ailecek. O ne güzel organizasyondur, o ne güzel şaşırtmacadır-illüzyondur yarebbim... Penaltıda ise yan koltuktan şöyle bir tepki alıyordum; "Helal olsun! Helal olsun vallahi hakeme. Aha bizim hakemlere ders olsun, feyz alsınlar biraz. Bak nasıl yakaladı adam! Bak bak nasıl indiriyor adamı p.ç kurusu, bal gibi de penaltı!" Lugano Galatasaray maçı sonrası defterden silindi tabi, artık Fenerbahçe'li sayılmıyor bazılarınca. Eh, Edu da sakat... O yüzden rahat rahat sallayıverdi zat-ı alileri bizim hakemlere doğru...

Faith

Şen Ola Düğün Şen Ola

United'da keyifler gıcır gibi gözüküyor olsa da takımda bir gerginlik var... Gerek Porto'dan kesilmesi gereken ama ilk maçta kesilemeyen hesabın stresi hem de kendi sahanda 2-2 berabere kalmanın stresi... Deplasmanda gelecek bir gol işi zora sokabilir.

Bu sebeptendir ki baskılı ve ofansif ağırlıklı başlayacağını düşünüyorum Fergie'nin. Gel gör ki son haftalardaki, Liverpool maçının akabindeki, form grafiği de İsmail'in PFA ödülleri için yazdığı yazıdaki gibi pek güzel durmuyor. Ofansif bir oyunda defansın hataları gol olarak dönebilir... Artık Star'ın spikeri de Camp Nou ruhundan bahseder durur bütün gece...

Yüzlerin gülmesi güzel, her ne kadar ikinci fotoğraf romantik komedi filminden fırlamış gibi dursa da. Anderson ne alaka onu çözemedim zaten, neyse... Liverpool'dan sonra bir de biz elenip de meydanı boş bırakmayalım... Bir Manchester United - Barcelona finali görelim.

NOT: Son fotoğrafta da şarkısını bitiren Fransız Rap'çileri gibi çıkmış Anderson, şimdi farkettim.

Fotoğraflar: AP-Getty-Reuters

Reds vs. Blues

2004-05 Champions Leage Semi-finals First Leg

2008-09 Champions Leage Quarter-finals Second Leg

Fotoğraflar: The Guardian

Blues' Night

Getty Images

Maçta 51. dakikaya girerken, o top Anelka'ya geldiğinde çizgiye indirmeyin diye bağırınıyordum odada. Anelka çizgiye indi, ne olursa olsun diyerek içeri çevirdi, Drogba dokundu ve Reina içeri aldı... İşte maçın döndüğü saniyelerdir. Her kalecinin talihsiz yediği gol vardır, bu da onlardan biri oldu, suçlamıyorum Reina'yı ama keşke bu maça denk gelmeseydi.

Getty Images

İki takımın, Şampiyonlar Ligi'nde, 2004-05 sezonunda İstanbul yolundaki yarı final ilk maçıyla başlayan ve 5 sezon devam eden bu rekabetine yakışır bir maç oldu tartışmasız. Turu atlayan Chelsea'yi tebrik ediyorum tabii ki ama kaptanı olmadan 1-3'ün rövanşına çıkıp böyle bir performans ortaya koyan Liverpool'u da alkışlamak lazım. Önce Liverpool öne fırladı, Chelsea yakaldı önce geçti, Liverpool bir atak daha yaptı ama yine Anelka'nın asistinde Lampard'ın son golü Chelsea'yi Barcelona'nın yanına yolladı.

Şu güzelim maçı Irish Pub'da izlemek ne güzel olurdu kim bilir... Lampard'ın son golünden sonra "Geçmiş olsun! Bye Bye Liverpool!" diyerek orgazm olan, maç boyunca saçmaladıkça saçmalayan spiker tam bir eziyetti, Ertem Şener'i aradı kulaklarım.

Umarım Manchester Porto'ya elenmez de, sadece lige asılmaz...

Elimde güzel fotoğraflar var, sabaha görüşmek üzere...

Ne maçtı be!

Reuters

14 Nisan 2009

Who's Your Daddy?

Barcelona'da Guardiola nasıl bir motive şekli uyguluyor bilmiyorum ama ikidir böyle acayip pozlar çıkarıyorlar. İlk maç öncesinde bir Abidal vardı, ne oldu ona?

Zaten kucağa almışsın Bayern'i ilk maçta, di mi Güntekin?


Nobody is giving up on the Champions League, for this team have defied the odds before... We have scored four against United and Real Madrid and need to remember that.

Gerrard wants to play. We have to train and talk with him, but he’s had the problem before and was playing. We need people who are 100 per cent fit now, so it would be a calculated risk, but he is a key player for us.

Yani diyor ki Rafael Benitez Irish Times'a; "Ne vazgeçmesi dayıgil? Manchester'a, Real'e dört atmış takımız, vazgeçmedik. Gerrard da geldi geçen yanıma, oynat beni Rafa, dedi. Aldım karşıma konuştum, tehlikeli olabileceğinden bahsettim. Bize yüzde yüz performans verecek adam lazım ama şimdi Gerrard da takımın en baba futbolcusu. Oynamak istiyorum dediğinde oynatmazsan olmaz..."

Fotoğraflar: AP - Reuters

13 Nisan 2009

CL Quarter Finals 2009: Second Leg

Bayern Munchen vs. Barcelona

Date & Time: 14 April 2009 20:45 (CET)
Venue: Fußball Arena München - Munich - Germany
First Leg: 4-0 (Barcelona)

Chelsea vs. Liverpool

Date & Time: 14 April 2009 20:45 (CET)
Venue: Stamford Bridge - London - England
First Leg: 3-1 (Chelsea)

Arsenal vs. Villarreal

Date & Time: 15 April 2009 20:45 (CET)
Venue: Emirates Stadium - London - England
First Leg: 1-1

Porto vs. Manchester United

Date & Time: 15 April 2009 20:45 (CET)
Venue: Estádio do Dragão - Porto - Portugal
First Leg: 2-2

Fotoğraflar: AP - Getty - Reuters

09 Nisan 2009

Kung Fu Henry

Maçtan 1 gün önce, Barcelona antrenmanından Abidal'in görüntüsünü koymuştum. Demek ki boşuna çalışmıyorlarmış... Şaba bir yana, tabi ki Henry isteyerek yapmamıştır, en azından öyle düşünmek istiyorum, yakıştıramam. Ama surata çift girmek budur işte. Irish Pub'da bir yandan Liverpool-Chelsea maçını izlerken sağımızdaki ekranda da Barça maçına göz atıyorduk. Pozisyonun tekrarını izlediğimizde Irish'te hep bir ağızdan "Ouuuuuuv" sesi çıktı ki öyle böyle değil. Butt'ın surat ne alemde dayı derseniz, işte böyle.

Bkz. Kung Fu Abidal

Frank Lampard

Fotoğraf: The Sun

07 Nisan 2009

Kung Fu Abidal

Nou Camp'ta Barcelona, Bayern Münih maçına hazırlanıyor. Eric Abidal fazla gaza gelmiş belli ki...

Photo: AP