oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2009

NBA Live 2010

NBA'i sadece ekrandan takip etmeyip sanal alemde kendilerini deneyenler bilir ki bu toprakların hakimi NBA 2K serisidir. Fifa ve PES arasındaki savaşta sürekli yenik taraf olan EA Sports firması bence 2009 yılındaki oyun ile bir adım öne çıkmıştı. Şimdi ise NBA Live serisini şahlandırmak için hazırlanıyorlar. Videoda yeni özelliklerden bahsedilmiş ancak bu özelliklerin hepsini 2K Sports yetkileleri çok daha önceden monte etmişlerdi oyunlarına. Pek de umut vermediğim ancak yine de yılların hatrına bakmadan geçemediğim NBA Live serisinin son çıkan videosu:

28 Mayıs 2009

Kraliçenin Yeni Oyuncağı


Bilgisayar oyunlarına aşina olanların mutlaka bildiği firmalardan biridir THQ. Wii için geliştirdikleri BIG Family Games oyununun reklamını yapmak için ilginç bir yol seçmişler. Kraliyet ailesine altın kaplama bir Wii ve oyunlarının ilk kopyasını hediye eden THQ'dan bir de "Majestelerinin eski bir konsolda oyun oynamak istemeyeceğini düşündük ve özel, altın bir versiyonunu yaptırdık. Umarım Kraliyet Ailesi bizim aile oyunlarımızı beğenir." açıklaması gelmiş.

11 Nisan 2009

Devrimin İlk Halkası

Bilgisayar ve oyun teknolojisinde bir devrim gerçekleşiyor. Artık oyunları bilgisayarım çalıştırır mı, GTA V için nası bi ekran kartı lazım gibi sorular rafa kalkıyor. Yıllardır Pay-TV'lerden alışık olduğumuz izle-öde sisteminin bir benzeri olan oyna-öde sistemini hayata geçiren internet sitelerinin ilki olan OnLive beta kayıtlarına açıldı. Şu an için sadece ABD kullanıcılarına açık olan site yıl içerisinde Avrupa ve Asya'da da kullanılabilecek.



Kısaca anlatmak gerekirse, siteye üye olduktan istediğiniz oyunu seçip ücretini verdikten sonra OnLive kendi serverlarında oyunu sizin için çalıştırıyor. Siz ise sadece HD kalitesinde video oynatabilen bir bilgisayarla(PC veya MAC) ya da OnLive'ın MicroConsole adını verdiği aleti alıp televizyonunuza bağlayarak, bu serverlardan gelen video yayını üzerinden oyunu oynuyorsunuz. Böylece binlerce dolarlık bilgisayarlar yerine, evinizdeki mütevazi bir bilgisayarla en kallavi konfigürasyon isteyen oyunları en yüksek kalitede, HD çözünürlükte ve de cüzi bir fiyata oynayabiliyorsunuz. Tabii bunun için elinizin altında HD kalitesinde video yayınını online izlemenize imkan tanıyacak(5 Mbps civarında) bir internet bağlantısı gerek. Bunu da ülkemiz sınırları dahilinde bildiğim kadarıyla sadece Vdsl marifetiyle, yani aylık 100 liranın üzerinde bir fiyata elde edebiliyorsunuz. Bizim için henüz kullanılabilir seviyede olmasa da, dünyanın büyük kısmı için çok büyük bir devrim gerçekleşiyor diyebiliriz. Yakın zamanda OnLive benzeri sitelerin mantar gibi çoğalacağını öngörmek pek de zor değil. Tabii, bu sitelerin sıklaşmasından bilgisayar oyuncuları için performans parçaları üreten firmaların nasıl etkileneceği de ayrı bir merak konusu.

21 Ocak 2009

Bunlar Gerçek Değil!

Bu fotoğraflar esasında fotoğraf değil sevgili okuyucu. Bunlar oyun teknolojisinin geldiği son nokta! Proper Graphics isimli Belarus firmasının, Gran Turismo serisini yapan Polyphony Digital'in poligon ve kaplama teknolojisini kullanarak yarattığı render modeller, Gran Turismo 6 nasıl olacak sorusuna yanıt olarak verilebilir. HD fotoğraflar ve video için buraya tıklayabilirsiniz.

Dipnot: Postun bütün repleri, emeğine sağlık dostum iyi paylaşımları batug.com f1 yazarı Yavuz abimize aittir.

07 Ocak 2009

Heavy Rain : The Origami Killer


Oyunlara yeni bir bakış açısı getiren Fahrenheit'ın yapımcısı Quantic Dreams'in, teknoloji demosuyla bugüne kadar bir oyunda hiç görmediğimiz şeyleri bize gösterip, beklentilerimizi tavana vurduran projesi Heavy Rain'in resmi çıkış tarihi halen sadece 2009 olarak gözükse de oyunla ilgili ufak detaylar su yüzüne çıkmaya başladı. Teknoloji demosunda izlediğimiz kast çekimindeki mimikler, oyuncunun verdiği duygu, gerçek görüntülerden farksızdı. Yapımcılar da bu görsel zenginliği oyuna entegre ederek duygular üzerinde dönecek bir senaryo hazırladıklarını belirtiyorlar. Bugüne kadar böyle bir açıklama yapılsa ancak müziklerle sağlanmaya çalışılan bir atmosferden bahsedebilirdik ama teknoloji demosunu gördükten sonra işin içinde gerçekten oyunculuk olacağını söylemek mümkün.



Oyunun konusuyla ilgili halen net bir bilgi yok, tek öğrendiğimiz şey oyunun 4 ana karakter üzerinden döneceği ve bunlardan birinin bir baba olduğu. Aslında oyunun ana konusunun "bir babanın sevgisi" olduğu açıklanan yegane şey. Ayrıca Leipzig Game Convention'da yayınlanan oyun-içi demosunda da gazeteci bir kızı oynatıyoruz. Fakat yapımcı Quantic Dreams olunca, senaryonun da bizim kararlarımıza göre farklı yollara doğru gittiğini ve kontrol edeceğimiz karakterlerin değişebileceğini söyleyebiliriz. Bunların yanında oyunun yetişkinlere yönelik, aksiyon ögeleri içeren karanlık bir film noir olarak tasarlandığı da belirtiliyor.




Not: Buradaki videolar youtube'dan alınmış düşük çözünürlüklü versiyonlardır. Eğer ilginizi çekerse bir de esas olan HD versiyonlarını izlemenizi öneririm, esas ayrıntılar onlarda ortaya çıkıyor çünkü.

17 Ekim 2008

Pro Evolution Soccer 2009

Pes 2008'in kimi çevrelere göre beklentilerin altında kalmasıyla (ki bence ps3 versiyonu olmamıştı gerçekten) yaklaşık 9-10 aydır beklentilerin giderek arttığı bir oyun haline gelen Pes 2009 sonunda mağazalardaki(ve haliyle maalesef torrent ve download sitelerindeki) yerini aldı. Ülkemizde de Can Arat ve İbrahim Toraman'ın katıldığı yarışmalı bir organizasyonla tanıtıldı. Tabii her futbolsever gibi ben de oyunu çıkar çıkmaz kapıp, yaklaşık 10 gündür sömürdüğüm demonun verdiği gazla oynamaya başladım. Öncelikle belirtmem lazım ki oyunun pc versiyonu bana yine ps3'ten daha iyi geldi. Bilmiyorum belki de bunun artık pc'de oynamaya alışmış bünyemle ilgisi vardır ama sanki pc'de oyuncu ve takım üzerindeki kontrolüm daha iyi, oynanış daha başarılı gibi duruyor, fakat işin grafik yönünde ps3 haliyle alıp başını gidiyor. Onun dışında kısa bir süre de olsa Become a Legend ve Master League modlarına göz gezdirdim. Master League her zamanki gibi keyifli, henüz çok ilerleyemediğim için çok fazla yorum yapamayacağım. Ancak Become a Legend modu henüz çok sığ. Daha ilk scout maçınızdan sonra 1. ligden 3 teklif almanız, biraz oynayıp geliştikten sonra pat diye büyük takımlara transfer olmanız gibi çok da gerçekçi olmayan durumlar yaşanabiliyor. Bunun en büyük sebebi tabii ki lisanslı lig sayısının minimum düzeyde olması ve 2.-3. lig takımlarının bulunmaması. Lisans durumları için bu sene bir çok spekülasyon yapıldı, büyük ülkelerin 2. ligleri de dahil edilecek diye yazılar okuduk pek çok güvenilir sitede, ancak sonuç maalesef yine hüsran. Fakat oynanış olarak gerçekliğe bir adım daha yaklaştığımızı, 2008'deki gibi çatlak seslere oyunun pek mahal vermeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle Fifa 2009'un demosundan edindiğim izlenime dayanarak, EA'in 2008'den bile kötü bir Fifa yapmasıyla yine rakipsiz bir PES göreceğiz bu sene. Bu arada oyunun edit modunu kullanarak takımları yaratıp, formalarını, amblemlerini orjinal haliyle oynamanıza sağlayacak Option File'lar ayın 20-25'i gibi düşmeye başlayacaktır. Aşağıdaki siteleri takip ederek bu eklentilerle oyunu daha gerçekçi bir hale getirebilirsiniz, Konami de oyun için Kasım ayı içerisinde XBox Live ve PSN üzerinden bir update yayınlayacağını belirtti. Söylediklerine göre oyuna yeni lisanslı takımlar, yeni transferler..vs eklenecekmiş, merakla beklemedeyiz.

Link 1: http://www.winningelevenblog.com/

Link 2: http://forums.evo-web.co.uk/

10 Eylül 2008

Guybrush Threepwood: Vol 2

Çocukluğumda oynadığım bilgisayar oyunlarından bahsetmiştim son yazımda, hatırlayamadıklarım ve hatırlayıp da suyu çıkmasın diye yazıyı daha da uzatmaktan vazgeçip yazmadıklarım olduğunu belirtmiştim. Geri dönüp baktım da LucasArts ve Blizzard çocukluğuma ve gençliğime bayağı bayağı kazığı geçirmiş. Zaman geldi, o kadar çok varmış ki; vol 3 bile çıkarabileceğimi düşünüyorum. Devam ediyoruz!


Her ne kadar sadece ilk oyununu tamamen oynamış olsam da oynadığım en iyi RPG oyunudur, belirtmeliyim bunu. Farklı karakterler, farklı özellikler ile bitire bitire doymadım. Geçenlerde seneler sonra Torrent'te karşıma denk geldi de tekrar bitirdim nasıl mutlu oldum. Viagra etkisi yaptı yeni nesil oyunlara alışamamış bu bünyeye... Bunun da Ultima gibi bir sloganı vardı hoş, Fallout is a Blackout... Sanırım böyle bir şeydi.

Bu oyunun bölüm sonlarındaki bulmacalara kafa patlatmak, LOST'un bir sonraki bölümünde/son bölümünde ne olur acaba ya da Sudoku da sudoku olmadı kurbağaboku diye kafa patlatmaktan kat kat daha iyidir benim gözümde. Çok uzun zaman oldu, bölümleri, oynanabilirliği çok iyi olmasının dışında ayrıntısıyla hatırlayamıyorum ama bulmacalar gözümün önünde. Tam çözümlere bakmadan oynanırsa vereceğin zevkin daha fazla olacağı kanaatindeyim.

Nasıl oldu bilmiyorum ama çok duymama rağmen bir kere bile oynamışlığım yoktur. Gayet övülür, en son Emre bahsetmişti bana bundan. Umarım bu yazıyı okuyacak ve oralardan bize gülümseyecektir. Emre nabüüüün aaafız? Full Throttle...

Yorum bile yapmaya cürret etmem. Fotoğrafı koyarım, açarım slow-duygusal bir müzik eski günleri yâd ederim.

Bilgisayar oyunu değildi belki ama o zamanlar PS 1 bize nimet olduğundan bulduk mu danalar gibi oynardık Crash Bandicoot'u. Ahım şahım, şurası böyleydi burası böyleydi denecek bir oyun değildi ama eğlenceliydi. Modern Super Mario'ydu. Üçün biri...

Hayal meyal hatırlıyorum, eğlenceliydi. Kan, şöhret, macera, para, aksiyon, trajedi, seks, role playing (?) Daha neler neler. Alayınızı düzeks...

Bir fenomendir Half-Life... FPS'de çığır açandır, çığırtandır, devrimdir, devrimcidir, FM'den iyi olmasın CHE GUEVARA aşığıdır.

  • Opposing Force
  • Blue Shift
  • Decay
  • Team Fortress
  • Counter Strike
  • Half Life 2
  • Lan
  • Bi siktir git Sierra
  • Yeter Be
Akülü oyun arabaları falan, ne oluyoruz lan? Toystory 1, ha Toystory 2 derken... Revolt, ergenlikte geçmişi bastırıp da artık tamamen adam olduk sandığımız anda içimizdeki çocuğu -adına yakışır şekilde- isyan ettirdi anasını satayım. Geç olgunlaştık böyle olunca... Tek suçlu Revolt da değil gerçi de, neyse. Toytanic haritası favorimdir...

Kick Off 97 içimde patlayan oyunlardan biridir. İlk defa bir arkadaşımda bütün günü bu oyunu oynayarak geçirdikten sonra, arkadaşımın şehir dışına taşınması vesilesiyle her yerde aradım ama o zamanın Sakaryasında bulamadım tabi... Amcam İstanbul'dan bulmuş, huyu değil de esmiş işte kafasına hediye alıvermiş ki aldığı ilk ve son hediyedir... Buna rağmen onu bile becerememiştir tabi ki, cd eşek gibi çizik çıktı kabından. Oynayamadım bir daha, o patlamanın ardından kasmadım da hiç bulayım da oynayayım diye.

Actua Soccer'ı da aslında Playstation'da oynadım. Bu oyuna dair sevdiğim şey Alan Shearer'dı. Ealaaaaaaaaan Şiiiiraaaaaaaa diye başlardı oyun. Onun dışında da pek anlam ifade etmiyor bana ama seveni boldu. O zamanların FIFA'ya alternatif futbol oyunları işte.

Yeter bu kadar bu seferlik de... Çok uykum geldi, Vol 3 dedim de Vol 4 bile çıkacak gibi.

07 Eylül 2008

Football Manager 2009



CM ve FM serilerinin yaratıcısı olan Sports Interactive, Football Manager 2009'un, seriler içinde adeta bir devrim niteliğini taşıyacağına yönelik reklamları sonucu, bizde FM 2009'un getireceği yenilikleri merakla beklemeye başlamıştık. 90'lı yıllarda adeta fırtına gibi esen oyun 2000'lerde biraz durulmuştu. CM 01/02 ile tavan yapan, ancak CM4 ile büyük bir hayal kırıklığı yaşatan seri, Football Manager serisi ile kendini oldukça toparlamıştı, fakat FM 2008'in bir önceki versiyonu FM 2007'ye göre oldukça yavan kalması ve piyasaya, buglar içererek sürülmesi dolayısıyla beklenilen ilgiyi görmemişti. SI Games, 3 Eylül akşamı, FM 2009'un getireceği yenilikleri açıkladı ve artık oyunda opsiyonel olarak 3D görüntü seçeneğinin olacağını söyledi. Açıkçası bu yenilik daha farklı şeyler bekleyen fanları oldukça şaşırttı, çünkü oyunun birçok hastası 2D'den bile şikayetçi idi. Şimdilik seçeneğin opsiyonel olması ve 3D özelliği sayesinde bütün maç motorunun değiştirilecek olması bir teselli gibi gözüküyor. Ancak ortada şu var ki, SI Games bir kumar oynuyor. Ya dedikleri gibi devrim olacak ya da skandal....

Oyunun detaylarına hiç girmiyorum, keza http://www.sigames.com/ sitesini ziyaret ederseniz, bilgi sahibi olup, screenshotlara gözatabilirsiniz.


06 Eylül 2008

Guybrush Threepwood: Vol 1

Batug Forumlarında konuşurken o kadar çok özlediğimi anladım ki yazamadan edemedim şu yazıyı. Gerçi orada yazdıklarıma benzer doğrultuda giden, hatta ne doğrultusu; bildiğin aynı olacak bu yazı ama yazmazsam ölürüm.

Diyorum ki, eskiden daha mı çok oyun çıkardı? Ben haftada 10 tane pc oyunu alma hakkım olduğunu hatırlarım. Orta 1'deydik o zaman. Okulumun tam karşısında hep beraber takılıp, beraber oynadığımız bir arkadaşımın apartmanı vardı ve apartmanın altında da bilgisayar oyunları satan bir yer. Olmadı Çark Caddesinde artık bizi bellemiş, o zaman haftada bir İstanbul'a gidip bavul dolusu oyunla Adapazarına dönen bir abimiz vardı. Onlardan alırdık tüm oyunları. Tabi o zaman internet, download, torrent falan desen "Uzaylı mısın lan sen?" derlerdi adama... Sene 1997-1998.



İlk hatırladığım oyunlardan biri eskiye dair, Grim Fandango. Zamanının ilklerinden, emsalsiz ve şaşkınlık uyandıran 3D oyunlarından biri. Fotoğraftaki bölümü yanlış hatırlamıyorsam geçebilmek üç günümü almıştı. Cennetle cehennem arası bir oyundu, bir o yöne bir bu yöne savrulursun.

Escape from Monkey Island, Curse Of Monkey Island... Guybrush Threepwood, Minnie Goodsoup, Griswold Goodsoup, Edward Van Helgen, King Andre, Voodoo Lady, Wally Feed, LeChuck vs. vs. Gözlerim yaşlandı (abarttım), bu oyunun yeri ayrıdır bende. Az gecemi gündüz etmedi, ilk ingilizce espirileri bu oyunda duydum. Lan ingilizcede espiri de varmış, boşuna fuck'a, bitch'e sarmışız diyordum.

Bu oyunu kaç kişi hatırlar, biliyordur, oynamıştır hiçbir fikrim yok ama benim çocukluğumun 2-3 senesinde canım sıkıldıkça durmadan tekrar tekrar oynadığım bir oyundu. Hikayesini net hatırlamıyorum, zaten bitirebilmiş değilim de ama çok çocuksu, müzikleri bir o kadar güzel değişik bir macera oyunuydu kendileri. Selam ederim kendisine buradan, özledik ziyadesiyle...

"Twinsen, rush to the downtown pharmacy and find a cury for dinofly. He just crashed behind the house and looks injured!"


Galiba tanıdığım ve bildiğim bütün George'ları çok seviyorum. Neyse... George Stobbart ve Nicole Collard eksenli, yürü babam oraya yürü babam buraya. Her yerden ekşın fışkırıyor türünde, zamanının en iyi oyunlarından biri.

Zamanın iki Tycoon oyunu. Theme Park ve Theme Hospital. O zamanlar yoktu tabi Roller-Coaster Tycoon, Zoo-Tycoon falan. Theme Park dos oyunuydu zaten. (Var mı dos'u hatırlayan? Eski bir dost idi kendileri) Theme Hospital da PC'ye çıktı, bağımlılık yarattı ki zaten PC'ye çıkması sebebiyle en çok bilinen oyunudur bu serinin Theme Hospital...

Bu tabi biraz daha ekstrem. Sikindirik dial-up bağlantılar ile oynardık, lag'lara binlerce küfür ede ede. Tam adamı/yaratığı kesecekken lag olurdu, bağlantı kesilirdi ana avrat dümdüz. Aylarını harcadığın şeye bir daha aylarını harcardın. Bir de sloganı vardı ve oyunun adı anlamayanlar için anlaşılır hâle gelecektir elbette; "Ultima Online, Hayat Offline"

Tanya; "Çeççenga" tarzı bir repliği vardı. Ta ebesinin şeyinden pistol ile bina yıkan hatundu, cevvaldi... Ha bana verin Amerikalıları, pillbox defansım olsun kralını tanımam. Kapışırız yani.

Dük Nükem, Dük, Dükem Nükem gibi değişik telaffuzları vardı, çok da tın gerçi ne olduğu. Fırlama bir karakterdi Duke, çapkın ve bir o kadar da pervasız bana hep Vinnie Jones ve Gazza'yı hatırlatmıştır. Çok gereksiz bir hatırlatmaymış onu farkettim.

Bilgisayarı ilk aldığımda yüklü gelmişti. Zaten yüklü gelen 3 oyun vardır, neredeyse klasiktir. Red Alert 95, Duke Nukem ve Doom... Daha sonra PS 1 zamanları 2 kişi karşılıklı savaş halinde daha da leş gibi sardıysak da ilklerin de ayrı bir özelliği, güzelliği oluyor şimdi...

Warcraft 1, Warcraft 2 vardı tabi bir zamanlar. Warcraft daha böyle büyümemiş, bu kadar g.tü kalkmamıştı. O zamanlar network'ün inceden peydahlandığı zamanlar, Age Of Empires ile birlikte yaz tatillerinde network battle kasabiliyoruz... Kafamıza hangisi eserse, sürekli bir meydan okuma hâli... "Günaydın, hadi Eyc Of oynayalım, s.kecem bu sefer seni aklıma taktik geldi, 10 set sur çekecem nah girersin.", "İyi geceler, yarın unutturma da bir de Vorkraftta koyayım..." gibi gibi...

Valla SS'i bulmasam yazmayacaktım da en çok eğlendiğim oyunlardan biri Hopkins Fbi idi... Bu da oyunun ya ilk sahnesi ya da başlardan bir sahne, çok zaman oldu hatırlayamadım şimdi.

Diğer bir eğlence ise Larry Leisure Suit'ti benim için. Bütün serilerini oynadım, 7'ye hayran kaldım. Ne ünlüler vardı, Cher, Drew Barrymore vs...

Böyle, çocukluğumda hayatımdan geçmiş bir çok bilgisayar oyunundan hatırladıklarımın bir kısmı bunlar, bir kısmını çok da uzamasın diye eklemiyorum (belki daha sonra vol 2 yaparım) bir kısmını da hatırlamıyorum. Çok da ayrıntılı açıklamalara girmedim zaten çoğunun hikayesini yarım yamalak hatırlıyorum, yalan yanlış bilgi vermek olmasın...

Bu yazıya denk gelip okuyan olursa da bir çoğunun "Aaa harbi lan böyle bir oyun vardı..." diyeceğini hatırlıyorum.

P.S.: Atari zamanlarından Captain Tsubasa'nın orjinal atari versiyonu var elimde. İnternetteki gerizekalı flashla yapılmış Tsubasalar ya da PS için çıkan tsubasa değil. Koş koş sahanın bitmediği, altı pastan topa vurdun mu çarşı pazar gezmekten 10 dk.'da anca topun kaleye vardığı Tsubasa kastım. İlgilenenler Batug.com forumlarından George insanı ile irtibata geçebilirler. Olmadı dodovol1@gmail.com adresi de mümkün....

14 Ağustos 2008

İspanyol Tavlası



Tavla'yı pek seven bir insan değilim. Aslında severim de pek beceremem, yenilirim. Hem yenilmekten gelen hem de hâlâ çözemediğim bir sıkılganlık biner üstüme ama nedense bu aralar oynayasım var hep. Batug.com Forumları eşrafından Samed (some-add) insanıyla ikidir oynuyoruz. İlk gün 3-0 öne geçtim, iki mars bir oyun ile yenildim. Ertesi gün de benzer bir senaryo. Samed ise bunu, "Karşılaşmanın başında öne geçmenin getirdiği rehavet" ve "Ağırlığımı koydum" şeklinde iki türlü yorumladı. İkincisi daha mantıklı geldi bana, adam ağır netekim; bilen biliyor.

Tam da bunun üstüne sevgili dude'um Orçun insanından bir video almış bulundum. "İspanyol tavlası bak bu", diyerek yolladı. Böyle tavlaya can kurban da son hamle adamı bitiriyor. Karşımda böyle hatun olsun sıkılmadan oynarım ama şu da var ki arkadan düşeş günahtır dinimizce.

12 Ağustos 2008

Interstate '76



Vektör grafikleri, muhteşem soundtrack'i, unutulmaz arabaları ve dönemin atmosferini çok güzel yansıtmasıyla bilgisayarlarımızı şenlendirmişti Interstate '76. Bir sürü güzel oyunun yeni jenerasyon konsollara uyarlandığı şu günlerde birileri de çıkıp Interstate '76'yı yapsa ne güzel olur...

15 Haziran 2008

Pro Evolution Soccer 2009


Özellikle Playstation ve PC platformlarında, 2008 versiyonunun beklentilerin altında kalmasının ardından, Konami yeni jenerasyon konsollara iyi bir giriş yapamadığı için oldukça ağır eleştirildi. Pro Evolution Soccer projesinin başında olan Seabass da baskılara dayanamayıp oyunun aslında tam olarak hazır olmadığını, fakat zamanlarının kısıtlı olmasından dolayı oyunu bu şekliyle piyasaya sürmek zorunda kaldıklarını açıkladı.


Seabass röportajında, yeni jenerasyon oyunlar geliştirmek için 1 yıldan daha uzun süre gerektiğini, 2008'deki tecrübelerine dayanarak 2009'da çok daha iyi bir oyun ortaya çıkaracaklarını belirtti. Ortalıkta dolaşan söylentilere göre PES 2008'in başarılı olduğu tek konsol olan Wii versiyonundan bir takım ekstra özelliklerin 2009'da Six-axis'e uyarlanacağı yönünde. XBOX 360'da da hareket algılayan oyun kollarının piyasa sürülecek olmasına dayanarak, Konami ekibinin oyun üzerindeki kontrolü artırmak adına kolu sağa-sola ve yukarı-aşağı oynatarak kullanabileceğimiz yeni hareketler ekleyecekleri düşünülüyor.



Bir diğer söylenti de oyunda yer alacak lisanslı liglerin nihayet(!) arttırılacağı. PES 2009'da Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya ve İspanya'dan 1. ve 2. liglerin; Hollanda, İskoçya ve Portekiz'den de 1. liglerin lisanslı olarak oyunda yer alacağı dedikoduları mevcut. Türkiye liginin oyunda yer alma ihtimali henüz yok gibi. Ülkemizdeki orjinal oyun satışları bu seviyede olduğu sürece de top-level oyunlarda-Crytek ekibi yapmadıkça- Türk ligi veya Türkçe desteği görmemiz pek mümkün gözükmüyor.

13 Haziran 2008

CM 03/04



Yıllardır Cm oynarım. CM 93/94 elime geçen ilk CM oyunuydu ve aynı zamanda bu SI Games'in piyasaya sürdüğü 2. CM oyunudur. İlkine çok daha sonra internette denk geldim de indirip sırf merak ettiğim için oynadım.



O zamanlar pek bilinmiyordu bu oyun, ben de kuzenim vasıtasıyla tanışmış oldum. Onun nereden duyup bulduğu konusunda ise hiçbir fikrim yok ama iyi ki bulmuş diyorum.

Aynı dönem babam da satranç oyunları alıp "Bari bilgisayar başındasın şunları oyna da kafa çalıştır transfer yapacağına" diyordu ve haklıydı da ama 22 yaşına geldim hiç pişman olmadım CM oynadığıma. Kaldı ki kendi döneminin ötesinde olan oyunlardan biriydi CM ve o özelliğini grafik sıçan oyunlar çıkana kadar kaybetmedi.



Beni en uzun süre oyalayan versiyonlarından biri de yukarıda screenshot'ı bulunan CM 2'dir. Mavi- koyu yeşil arası bir rengi vardı cd'sinin hiç unutmam ve belki de hâlâ duruyordur bir yerlerinde evimin ve bana oradan gülümsüyordur, neyse...

Tabi o zamanlar daha ilokula gidiyorum. Mr. Brown bildiğim tek futbolcu, bir de işte Cantona falan biliyoruz. Mahalle takımımızın forması kalkık yakaydı zaten, herkes 7 numara, herkes Cantona. İngilizce olarak da sadece Mr. Brown'ın yediği nanelerden haberdar olunca bir dönem sürekli bana gol atan oyuncuları transfer ettim. Takım forvet dolup maç da kazanamayınca hâliyle şutlandık takımdan. O zamanki mantığa baksana, bana gol atıyorsa (ki tartışmasız Manchester United olurum) herkese atar, o zaman alayım ben bu adamı... Bir CM versiyonu da bu kadar bilinçsizlikle geçti işte.



CM'nin dünya üzerinde sıçrama yapması ise tam olarak CM 3'ün kapısının önüne çıkarıyor bizi. CM 2'den sonra 96/97 ve 97/98 gibi başarısız sayılabilecek iki versiyon daha sürüldükten sonra CM 3, CM 2'ye göre bambaşka grafikler, bambaşka menü ve oynanabilirlik seçenekleri ile karşımıza çıktı. Bu oyunu daha göze hitap eden yani şık duran bir hâle sokmuştu. Geliştirilen taktiksel sistemler ve değiştirilebilirlik özellikleri de oyuncunun oyun üzeride daha fazla hakimiyet kurmasını sağladığı için ilgi de hâliyle arttı.



CM 3'ten sonra sırasıyla CM 99/00, CM 00/01, CM 01/02, CM Quiz(Çok gereksiz bir girişimdi), CM 02/03 ve en son olarak da yazının başındaki CM 03/04 piyasaya sürüldü...



CM 03/04, oyun CM ve FM olarak ikiye ayrılmadan önce SI Games'in piyasaya sunduğu son oyun olma özelliğine sahip. Daha sonra oyunun isim hakları EIDOS'a satıldı. Fakat SI Games çalışanları EIDOS'un oyunu nasıl bok ettiğini gördükten sonra vicdanları cız ettiği için hepimizi sevindirerek FM adı altında oyunu devam ettirmeye karar verdiler. Fakat beklenmedik şekilde FM de EIDOS'un CM'leri gibi pazarlama üzerine kurulmaya başlayınca oyunun eski hayranları pek fazla itibar etmemeye başladılar, ben de onlardan biriyim.

CM 03/04 en güzel CM/FM serisidir bana göre. Şu an bile deli gibi oynadığıma göre bayağı bir etki bırakmış olması gerekiyor ki SI Games de herhalde bunun farkındadır, bir daha asla bunun kadar kaliteli bir oyun da çıkaramayacaklar.

Benim gibi ilgileneni varsa uzun sürelere dayanan tecrübelerime dayanarak mevkilere göre iyi isimleri önerebilirim;

GK
Santiago Canizares
Sebastian Frey
Rüştü Rençber

DC
Lucio
Michael Dawson
Walter Samuel

DR
Daniele Bonera
Massimo Oddo
William Gallas
Mancini

DL
Patrice Evra
Mikael Silvestre
Wilfred Bouma
James McEveley

DMC
Freddy Guarin
Fredy William Thompson
Sunday Oliseh

ML
Lionel Morgan
Montolivo
Thiago Motta
Emre Belözoğlu

MR
Cristiano Ronaldo
Ricardo Quaresma
Toledo

AMC
Mikel Arteta
Joe Cole
Alex De Souza
Andres D'Alessandro

FC
Thierry Henry
Giampaolo Pazzini
Daniel Braathen
Evandro Roncatto
Adrian Mutu
Ricardo Vaz Te
Alessio Cerci
Tuncay Şanlı