16 Ağustos 2009

Aman Ormancı


Mutluluklar dileriz ağabey. Umarım daimi olur.. Sırada kim var ? Şef ? Evlilik güzel şey galiba..

15 Ağustos 2009

Ribery'nin Keyfi


An itibariyle Ribery, Werder Bremen maçında Bayern Münich'e olan inadına son vermek zorunda kalıp oyuna girdi. Daha önceki maçlarda sakatım diyerek oynamak istemeyen Madrid aşığı Fransa milli takımında döktürmüştü. Gel gelelim oyuna girdikten sonra da takıma hareket kazandırıp beraberlik golünün gelmesine yardımcı oldu. Henüz uzatmalar hariç 10 dakikalık bir süre varken belki de Allianz Arena'da galibiyet Ribery'nin ayaklarında.

Açılış Maçı: Chelsea - Hull City


Sezonun ilk maçına yakışır biçimde kaliteli spaghetti eşliğinde kuruldum televizyonun karşısına. Spormax görüntü kalitesi açısından iyi kanal ancak spiker açısandan bazı sorunlar var. Bi kere televizyonun sesini sonuna kadar açsam bile spikerin sesi oldukça boğuktu. İngilizce seçeneğide farksızdı. Neyse maça geçeyim.

Maç Stephen Hunt'ın katliamıyla başladı. Henüz ilk dakikada tribünlerin küfür&ıslık malzemesi oldu. Hunt Reading'ten geldi takıma bence güzel transfer. Türkiyede Trabzon'a yakışırdı açıkçası keza Beşiktaş'a da gider. Ayrıca ben kendisini D. McGiven ve Tuncay Şanlı kırması olarak tanımladım Tuncay'ın "bir baba hindi" çekmeyeni, Daglıs'ın sahada ayakta duranı gibi.

Chelsea maça hızlı başladı. Daha ikinci dakikada Drogba'nın sert füzesi vardı. Bu sezon şu belli ki Drogba yedek kalmaz Chelsea'de. Kaleyi gördüğü an vuruyor bence şutunu da düzeltmiş, Allah ne verdiyse vuruyor. Hunt'ın golü karamboldü. Zaten Hull büyük takımlara karşı basketbol deyimiyle set hücumu yapamaz.
Drogba'nın ilk golünde kaledi iki tane Myhill olsa yine çıkmazdı dedirten türdendi. Keza Myhill topu oyuna sokarken bazı anlarda saç baş yoldurdu Hull taraftarına. Chelsea'de hocalar değişiyor ancak takımın yapısı hiç değişmiyor. Hala Mourinho Chelsea'si izliyoruz ancak Mourinho dönemindeki kanat yapısı yok. Takım oyunu daima ortaya yıkıyor. Gerçi Ballack, Lampard gibi adamların olduğu takımın göbekten oynaması çokta sırıtmıyor. Ancak sağ-sol kanada transfer yapılcak olsa benim gönlümdeki isim Arda Turan olurdu.

Drogba'nın ikinci golü umarım bu sezonun habercisidir. Golden önce orta sahadan topu alışı, mükemmel süzülüşü Deco'ya verdiği pastan sonra geri alışı (ki orda Deco'nun yerinde ben bile olsam o uyum yine aynı olurdu) ve hayvanoğluhayvan dedirten vuruşu. Bu adam için sezon ortasında İtalya'ya kaçar diyoduk ki güzel bir geri dönüş yaptı.

Daha önce Community maçında Gürk ile konuşurken United bu sene götürür ligi demiştim. Ancak şu görüntüyle bence Chelsea şampiyonluğun en büyük adayı (ne dersin Gürk? ). Geçen yıl sakatlıklar ve United'ın tecavüzvari futbolu Chelsea'yi gölgelimişti bence ancak bı sezon Chelsea benim favorimdir.

Chelsea Ballack oyundayken daha kolay pas yapıyor. Lampard'ın kötü gününe geldiğinde topu iyice sıkıştırıyorlar. Bu durumda ya Carvalho çıkıp derinlemesine toplar atıyor ki o çok sağlıklı değil yada Mikel alıyor topu ondada genelde top taca çıkıyor bi şekilde. Bu sebepten Ballack'tan daha fazla faydalanmalı Ancelotti.

Stamford Bridge'te rakip takımın kulübesi (Chelsea'nin zaten kulübesi yok) bu yıl Londranın en büyük memeli kadınlarına ev sahipliği yapıyor. 7-8 Dev memeli her daim şovda ki Hull golünden sonra Phil Brown bile dönüp dev memelerin eksenine girmişti.
Deco'nun takımdaki etkisi bence yeterli değil. Drogba gibi Lampard gibi Ballack gibi hatta Essien gibi adamların hücumda yedikleri dayağa rağmen düşmedikleri, karşı takım atağa kalkarken top geçsede adamın geçeçemediği türden temiz faullerin yapıldığı takımda Ice Age'deki Eddie&Crush ikilisinden biri gibi duruyor. Ballack'ın Lampard'ın ceza sahasına dalmadığı kanat akınında penaltı noktasına kadar sokulması yersiz.
Foto: Getty Fotoğrafçılık

Yavuz Çetin...1970-2001



Yavuz Çetin aramızdan ayrılalı 8 yıl olmuş. 8 yılda çok şey değişti belki, ama bu topraklarda onun kadar iyi bir rock/blues gitaristi yetişmedi bir daha.

Rachel Bilson




Anan avradım olsun !

14 Ağustos 2009

Cheeky Little Monkey


Gerrard bile göt olurmuş.. Ne dersin Gürk?

David Bentley


David Bentley alkollü araç kullanmaktan tutuklanmış. Dün gece yerel saat ile 3 civarı alkollü araç kullandığı tespit edilen Bentley çıkarıldığı mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Bir sonraki duruşma 28 Ağustos'ta Pişman olduğunu dile getiren futbolcu tüm takım arkadaşları ve sevenlerinden özür dilemiş.

13 Ağustos 2009

Hadi Beni Güldür Biraz

Aynaya sordular güzel miyim diye
Dedi bırak yüzünü bak şu gözlere
Eğer parıltı varsa,yüreğin çarpıyorsa
Bu dünyada senden güzel mi var
Bu dünyada her şey güzel bi bak

Keyfin kalmamışsa susar bu şarkılar
Giyinip boyansan da renkler solar
Sebebin kalmadıysa varolmak ızdırapsa
Yüzünde maskeyle geçer yıllar

Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var daha çocuğuz inan

Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var sonuna kadar dayan

Aynayı kırdılar güzel göstermiyor diye
Bölündü parçalar çoğaldılar
Parıltı kalmadıysa,yüreğin çarpmıyorsa
Dünyadan ala cehennem mi var
Dünyada hala cehennem mi var

Hayat toz pembe olur sen istersen
Ne ekersen biçersin bu gizemli bağda
Bir yanın karanlık bir yanın aydınlık
Işık bir yerdense şüphen mi var

Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var daha çocuğuz inan

Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var sonuna kadar dayan



Mutlu günler herkese :)

Back in Milan ? Again ?

Tası tarağı toplayıp Milano'ya tekrar gideceği konuşuluyor günlerdir. Gitmek istediğini bilmeyen zaten yok. Haziran-Temmuz gibi taraftarla da tartıştı. İngilizden gider'e gider. Milan'a yakışmıştı.Bence tekrar gitmeli. Ah Victoria ahhhh..

Football in Honduras


Train in Public

Nude in public diye bişey vardır NIP kısaca. Voyeur hastaları gayet iyi bilir. Başlık ordan aklıma geldi. Parmalı topçular Christian Panucci ve Mohamed Traoré, Citadella Parkında koşarken görünmüşler. Topçuların düşündüklerini zaten biliyoruz hepimiz. Ya hatun neler düşünüyordur acaba ? :))

Yeni Forma - Liverpool

2010/2011 Sezonunda formaları aşağı-yukarı buna benzer bişey olacak. Danimarka'lı bira üreticisi Carlsberg 17 yıldır sponsor olduğu Liverpool'a daha fazla kaynak aktaramayacağını bildirmiş.. 7.2M pound ödüyor yıllık Carlsberg. Standart Chartered ise 20M ile yanaşmış..

Top European Team’s Sponsorship Deals

Manchester United: £20 million a year (£80 million over four years) with Aon
Bayern Munich: £17 million (£68 million over four years) with T-Home
Juventus: £15 million a year (£75 million over five years) with Tamoil
Real Madrid: £12.7 million a year (£38 million over three years) with Bwin.com
Chelsea: £11 million+ a year (£55 million over five years) with Samsung
Liverpool: £7.2 million: Liverpool’s annual fee from Carlsberg expires in 2010
Arsenal: £6.7 million per year (£100 million over 15 years) with Emirates (This is Anfield)

Fener: 2 bira parası :P

JT

Gürk foto senin için yavrum. Kaldırma bana doğru!!!

Ronaldo O Rei Dos Travecos

Travestiler Kralı Ronaldo.. Flamengo Taraftarları..

Velez Sarsfield





Forma tanıtımı böyle yapılır!

Kerem Gönlüm


WADA'nın (Dünya Anti-Doping Ajansı) yasak listesinde yer alan 'cathene' maddesi bulunmuş doping testinde.. Aslında tam olarak doping diyemeyiz bir tür sindirim sistemini güçlendiren madde. Asıl olayı zayıflamaya çalışanlara yardımdır. İngiltere'de serbest olan maddenin ABD ve Kanada'da kullanımı yasakmış mesela. Yine de Kerem Milli Takım kadrosundan çıkarılmış.

Gittik Geldik - XVI Bilecik


Bilecik Hatırası



Beki Hotel, Bilecik



Final: Sedat KOÇ vs. Kerem YILMAZ



Bilecik Valisi Gani Can ÖZ


Genç Subaylar Edit - Pap's

12 Ağustos 2009

Copa Sudamericana

Sezonlar açıldı artık ufaktan geri dönüş başlar... Copa Sudamericana karşılaşmasında Bolivya takımı Blooming ile River Plate karşılaşıyor.. Kalecinin hediyesiyle River golü atınca Blooming taraftarı çılgına dönüyor. Önce gölü atan Gimenez'e daha sonrada kendi futbolcularına sarıyorlar.Haliyle maç yarıda kalıyor..


11 Ağustos 2009

Kendine İyi Bak

...

“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...


"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“


“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”


"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."


"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"


Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.


"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.


Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.


Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.


"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.


Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….


Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.


"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...


05 Ağustos 2009

kısa kısa

Ben bu günlüğün gidişatından memnun değilim arkadaş. Ne lan bu hiçbir şey yazılmıyor? Ulan yığınla haber olay var, 2 satır da mı bir şey karalanmaz?! That includes myself. herkesin kendine göre "excuse" u var tamam da, buranın ruhu da kaybolmak üzere, belirteyim.

27'sinden günümüze fenerbahçe honved'e 5 taktı. galatasaray da aşağı kalmadı gol sayısında, makabi netanyahu maçında. bu maçın benim açımdan şöyle bir önemi vardı, güiza nın herhangi bir maçta bu kadar gol atabileceğini görmüş oldum. yalnız bu herifin aşırtması falan çok iyi, pozisyonu kokluyor- soteye yatıyor, sinsice vuruyor da hocam hiç mi swerve olmaz bir forvetin vuruşunda.



neyse, avrupa'nın en iyi golcüsüymüş güiza daum hocama göre. daum cuğumun diğer bir görüşüne geçelim. fenerbahçe seyircisinin kendisinin bildiği o eski heyecana sahip olmadığını ateşinin söndüğünü tok müşteri moduna geçtiğini söylemiş. aragones gibi bir tranquilizer alınca bir yıl boyunca seyirci de böyle bir şey olmuş olabilir; ancak tribünler hiçbir zaman tezahürat bakımında ateşli olmadı fenerbahçede. neyin ateşinden heyecanından bahsediyor bilemiyorum ama bizim takımın profili daha çok british. top rakipteyken ıslıklama, beğenilen oyuncuya şakşaklama; gerektiğinde de kendi takımına muhaliflik. daum'a şantaj yapıyorlarmış güya, belki kafası karışıktır böyle garip değerlendirmeler yapmış olabilir bu nedenden.

Aynı süre zarfında, fb gs 5 atarken geçen sene Türksel Süper Lig'inin sürpriz takımı Sivasspor, şampiyonlar ligi ön elemesinde Anderlecht'ten 5 yedi. dünkü maçta 3-1 lik galibiyet ile uefa için umut verdiler; ancak savunmanın göbeği çok berbat sivasspor'da. uche ve högh ü koy şu anda, bu yaşlarında daha verimli oynarlar.

haftaya lig başlıyor, türksel süper lig artık başlasın diyorum. ama 2-3 hafta güzel bir oyun izleyemeceğiz gibi, hiçbir takım olması gereken seviyede değil. eylül ayında güzel futbol izleriz, kondüsyonları yerine gelince topçuların.

lig demişken transfere harcanan para ile ilgili bir haber vardı ntvspor'da, izleyemeyenler için not düşeyim buraya. transfer edilen net zararları ve bu transfler sonucunda avrupa'da gelen başarıyı konu alan bir haberdi. kıyaslama yapılan takım porto idi.

bjk 50 küsür, fener 48 ve gsaray 32 milyon avro net zarardaymış. porto ise 200 küsür civarı net kar elde etmiş transferlerinden. 3 türk takımı bu transfer politikasıyla şampiyonlar liginde 4 yılda sadece 1 kez çeyrek final görebilmişken, porto 3 kez ilk turu geçmiş 1 kez de çeyrek final oynamış. mourinho şampiyon da yaptı 10 yıl süreç içinde. daha ne olsun. bizim takımlarımız daha m topuz'a yılda 2.2 versin, deivid'e 3, ferrari'ye 2.5, belözoğlu na 3.5 vs vs vs. biraz feyz alıp transfer politikalarına çeki düzen verin birader. sonra digitürk pahalılaşıyor, kombineler ateş pahası oluyor sizin afaki harcamalarınıza kaynak oluşsun diye. lütfen.