25 Mart 2010

Mancini & David Moyes


Bence Moyes döverdi. Mancini kendini Ferguson, Wenger bilemedin Mourinho falan sanıyor sanırım. Sermaye ürünü bi takımın başında olduğu için herkese zıplama hakkın var ya zaten. İki teknik adamda oyundan atıldı. Mancini ceza alabilir.



Gramme Souness

Ulubatlı

Leeds United Training Session




Max Gradel
Foto: Gerald Binks

Boys

Hanimiş memişler?




SALAK

Ezeli rakibin formasıyla poz vermek... 19 yaşında, daha sübyan bu denilcek yaşta... İleride pişman olunabilecek işler bunlar. Yahoodan kaptım haberi alttaki yorum hoştu.


2. Posted by FRANCISCO Tue Mar 23, 2010 1:23 pm EDT

Lets take a look at Mr. Balotelli's to do list:

1.make the country of Italy hate me- check
2.make jose mourinho hate me- check
3.make team mates hate me- check
4.make inter fans hate me-check
5.make whole world hate me-in progress

23 Mart 2010

Travesti


23-year-old Robert Pattinson, who plays Edward Cullen in the hit Twilight saga, said that having his eyebrows plucked for the role made him feel like a transvestite.
During an interview with The Times, he admitted: 'You get to the point where you think, ‘Okay, I look like a transvestite now’'


Biz bu herif simit dediğimizde kız kişiler aksini savunduydu. E alın işte adam kendi söylemiş :)
haber: metro gazetesi

Ne Ayaksın Bucaspor ? Ve Diğerleri

Koşun ulen!
Sezon başında bismillah dediğimizde hedef ligde kalmaktı. Şu an önümüzde 7 maç var ve 2. sıradayız. Üçüncü takımla aramızda 5 puan fark var. Şu an bir çok görüşe göre Buca iyi avantaj yakaladı. Şimdi yemişim şampiyonluğunu benim anlatmak istediğim mevzu farklı. Sessiz sakin gelen takım cebinde parası olmamasına rağmen nasıl bu noktaya gelebiliyor ufaktan dikkatinizi çekmek istediğim şeyler var.



ALTYAPI ALTYAPI ALTYAPI. Bu takımdan bir Arda Turan çıkmadı, bir Sabri Sarıoğlu çıkmadı (aman sabri çıkmasada olur) ama şu an 11'in 5-6 oyuncusu alt yapıdan yetişti. 86-90 doğumlu gençler ve her mevkide tecrübeli isimlerin inanılmaz bir uyumu var. Yılmaz Özlem, Erman Güraçar, Yunus Altun gibi usta topçuların yanında Mehmet Batdal, Sercan Kaya, Erkan Taşkıran gibi bir çok genç oyuncu yer alıyor, iyi de top yapıyolar.


Neyse mevzumuz altyapı oraya geri dönelim. BucaGenç ismini duyan pek yoktur muhtemelen. Bucaspor 2 yıl kadar önce altyapıyı kulüpten tamamen ayırdı ki bence bu fevkalade bir hareketti. Şu an ilçedeki bütün amatör kulüpler altyapıları ile BucaGenç'e bağlı durumdalar. Binlerce gençten bahsediyoruz.


Resmin üzerine tıklayın lüffen

Binlerce genç bebeden en yetenekli 100 küsür bebeyi kendi bünyesinde barındırıyor kulüp. A takımda oynayan ağabeylerinden hiçbir eksikleri yok. Zaten onlarda her yıl şampiyonlukları sıralıyorlar, milli takımlarda oynayan birçok genç var ve bence bu gurur verici. İnanılmaz bir tesisleri var ki bu çapta bir tesisi bizim memlekette dört büyükler haricinde anca 1-2 kulüp barındırabilir. Tesisleri anlatıp kafa tırmalamaya gerek yok siteden bakarak olursunuz ( linkin park ).


Fildişi Sahilleri İzmir'de A Milli takım ile oynamadan önce Bucaspor tesislerinde çalıştı


Şimdi gelelim diğer İzmir ekiplerine. Karşıyaka ve Altay ile aynı ligdeyiz. Göztepe bi alt kümede. İzmirspor ve Altınordu 3. ligde. Karşıyaka sırtını Selçuk Yaşar'a (Yaşar holding) dayadığını bilmekteyiz. Selçuk amca hortumu kıvırırsa kulüpten vıcı vıcı tısss diye sesler gelir hemen. Para babaları Selçuk Yaşar'ı önce onursal başkan ilan edip tesislere heykelini diktiler sonra bi gecede heykel söküldü ancak daha sonra yerine tekrar dikildi ( para varsa yancıkta, papi oynar am.cıkta). Altay Zorlu holding ve sülalesine yaslanıktı ancak onlar çekilince önce sendelediler fakat toparlandılar. Çok borçları var, Süper lig'e çıksalar bile gırtlağa kadar borç içinde küme düşerler. Göztepe donuna kadar haczedildikten sonra rica minnet Altınbaş holding'e kakalandı (satıldı diyemeyiz) . Canlı parayı görünce topçular oynamaya başladı altyapıdan yetişen iyi topçuları var, ekmeğini yiyorlar. İzmirspor ve Altınordu kesinlikle olması gerektiği yerde olmayan iki takım. İstanbuldaki muadili Vefa bu takımların.


21.03.2010 22:05:13
ŞAMPİYONUZ, ŞAMPİYON
U-18 Takımımız, Gençlik Geliştirme Ligi''nde ipi göğüsledi, son maçta İzmirspor''u 9-0 yendi.
Not: Gürkan çubuklu forma güzel he?

Özhan Canaydın

2 yıldır kanser tedavisi görüyordu. Mekanı cennet olur umarım. Başkanlığını geçtim de örnek alınacak bir işadamı, parmakla gösterilebilecek fair-play örneğidir. Güle güle Özhan Başkan.


Wet Fuck Goes On

Pazar akşamı pis yağmur yüzünden maçın başında tatil olmuştu baba maç. Perşembe günü yerel saat ile tsi 20.45te. Zamanında Clasura dalgasına Mert ile iddaaya girdiydik noldu unuttun mu koçero?

foto&haber yahoo'dan apart

22 Mart 2010

Million Dollar Baby

Bu yaz Nike ile biten kontratını muhtemelen yenileyecek Lebron. Nike ile mutlu olduğunu söylemiş. Kontrat bedeli muhtemel 100M dolar hatta daha fazla. Forma numarası da değişiyor hacının zaten, gelecek sezona kadar bişeyi alınmaz bu adamın.

Haberi yahoo'dan aparttım



Film Metni


Düşündüm deme yalan söyleme,
Uzak oldun en zor günümde,
Kırılır mı kalbim kendine bir kere sormadın.
Rolünü en güzel sen oynadın,
Buydu onlardan tek farkın,
Giderken dönüp halime bir kez bakmadın.

Sanmayan ki bu benim ilk yanlışım,
Sonunu bile bile yine kaderi zorlamışım.

Unutma hiç aşkın kıymetini,
Ne roman nede film metini,
Yazmaz hiç herkes kendi çözmeli...

07 Mart 2010

deneme,070310

Uyumamak adına anlamsızca zaman geçirdiğim şu dakikalarda gecenin şu saatine biraz olsun anlam katabilme adına, en azından kendi adıma, iki kelam edeyim dedim- açtım yalnız ve güzel günlüğü, başladım tuşlara basmaya.

Her şeyden evvel forumumuzun çok değerli üyelerinden Yalçın Şeker'e acil şifalar diliyorum. Forumdan takip edebildiğim kadarıyla durumu iyi ve en büyük temennim bu operasyon ile sağlığına tamamıyla kavuşmasıdır. Hayatta en mühim varlık sağlık, Şeker de en kısa zamanda sağlığına kavuşur inşallah.

Gecenin bu saat dilimine denk gelen yazılar tahminen belli bir taslak ve düzenden uzak olur diye düşünüyorum. Birbirine bağlamakta benim bile zorlandığım paragrafımla idare etmenizi rica ediyorum ve yazıya İstanbul içi mesafe bilgileriyle devam ediyorum.

Bu paragrafın anahtar sözcükleri sosyal medya, twitter, efes pilsen ve istanbul. Zamanında Batuğ Ağabey'in bir yazısında "sosyal" sözcüğünün kökeniyle ilgili bir sorgulama vardı- o günden beri bu sözcüğü kullanırken hep kendimce sorgularım, niye sosyal diye. Twitter denen olgu "sosyal medya platform"larından biri- hepsi yabancı kökenli ancak dilimize girmiş; tamlayanı sıfat tamlaması olan bir belirtisiz ad tamlaması. "Toplumsal basın-yayın kürsüsü" dersem çok mu abuk olur şu anki "konjunktür"de, orasını yorumlamak dilbilimcilere kalmış; ancak sözcüklerin kullanımını toplum belirlediğinden bireysel sözcük bilincinin önemine inanırım.

Bir üst paragrafta esas girmeye çalıştığım konuya bir türlü değinemedim. İstanbul içi mesafe diyordum sanırım.. Hah, şöyle ki bu a-acayip kürsülerden biri olan twitter için hazırlanan uygulamaların biri sayesinde, takip ettiğim kişilerin güncellemeleri ekranımın sağ üst köşesinde beliriveriyor. Sinan Güler'den 2'şer bilet kazandım 2 Efes maçı için. İlkine gidemedim; perşembe günkü Real Madrid maçına gitmeyi başardım. Başardım diyorum; çünkü Sabancı Üniversitesi'nden Zeytinburnu'ya saat 17.15 civarinda yola çıkarak bunu gerçekleştirdim. Kişisel aracımla gittiğimden km sayacına baktım ve benim gibi yolu tam bilmeyen biri olarak Orhanlı/Tuzla- ZAbdi İpekçi Arena/Zeytinburnu arasının 100 km olduğunu idrak ettim.

Davetlisi olduğum oyuncu maçta oynamadı- desteklediğim takım maçı alamadı- toplam 200 km yol yaptım- peki buna değdi mi? valla pek değmedi gibi sanki. Ama bu dönem okulda baymanın doruklarına vardığımdan, küçük bir değişiklik oldu benim için. Ergin Ataman'ın acayip rotasyonunu- Rakocevic'in iğrenç savunmasını- Kasun'un hakemin kafasını avuçlayışını- siyah lambo'su beyaz ferrarisiyle Delgado& Ferrari ikilisini canlı gördüm. Aman ne de mühim.

Yazıyı daha da uzatabilirim; ancak hem saat geç oldu hem de zaten dağınık bir şekilde yazdım- bir de uzun olursa hiç çekilmez. İyisi mi burada yazıyı noktalayayım. Efes ile ilgili teknik incelemeyi sayın Pekdoğru layıkıyla yapar zaten.

Tekrardan Yalçın Şeker'e geçmiş olsun dileklerimi yolluyorum. Yüreğimiz seninle.

18 Ocak 2010

Gaines Adams

Günlüğümüze uzun zamandır herhangi bir girdinin oluşturulmadığının farkındayım, bu yüzden takipçilerimizden özür diliyorum yazının başında.

Uzun bir aradan sonra maalesef ki üzücü bir haberle tekrardan sizlerleyiz. Belki biliyorsunuz belki bilmiyorsunuz şu anda NFL'de playofflar başladı ve bu vesileyle haftalık maç incelemeleri, eşleşme yorumları, oyuncu haberlerini takip etmek için NFL'in sitesine girdiğimde anasayfada Chicago Bears'ın Defensive End'i Gaines Adams'ın vefad haberini okudum.

Adams'ın kalp büyümesinden ötürü geçirdiği kalp krizi nedeniyle 26 yaşında yaşama gözlerini kapadığı bildirildi. Yakın zamanda, kalp krizi yüzünden aramızdan ayrılan kaçıncı sporcu oldu bilmiyorum; ama bu konunun üzerine ivedilikle gidilmesi ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra sporcu yaşamına yönelik önlemlerin alınması gerektiğini biliyorum.

Toprağın bol olsun Gaines Adams.



Kaynak: www.nfl.com

14 Aralık 2009

Sebastien Chabal

Rugby pis bir spor. Çoğu sporcunun dişleri kırıktır genelde fazla saç sakal uzatmazlar, tırnakları neredeyse kökten kesiktir v.s . Ada'da ikamet ettiğim dönemde 1-2 rugby ortamına girmişliğim vardı, ozaman aldık şerbeti. Fiziksel olarak ufak tefek diyebileceğimiz biri benim (ki beni tanıyanlar bilir bildiğin iriyim) enden daha da iri halim diyebiliriz. Büyük bedenleri siz düşünün.

1.dakikanın sonuna dikkat adam yerden kalkamıyor

Bizim memlekette ilgi duyulan bir spor değil duyulsa da zaten boku çıkartılıp yasaklanırdı. Rugby denilince akıllara gelen ilk ekip illa ki All Blacks. Bilmeyenler için Yeni Zelanda milli takımı oluyor, forma itibariyle komple siyah giydikleri için (burda tamamen basite indirdik tanımı bilenler burun bükmesin) Rugby aleminin en sosyete takımı oldukları için de herkes zaten bilir. Haka'yı severim fena gazdır hatta Pasifik ülkelerinin'de Hakalarını severim (Amerikan Samoası ve Cook Adaları) bu milletler tribal milletler diye de adlandırılabilir ki daha sonra tekrar işleriz o konuyu.

Bir de Chabal var rugby aleminde. 1.92cm boyunda 104kg ağırlığında Fransız oyuncu safkan bir boğa. Şöyle böyle demek diye tanıtmanın alemi yok bence zaten pek ipleyen de olmaz. Hani bir Eric Cantona, Zinedine Zidane gibi bir sporcu bu adam anlatabildim mi? Ülkesinde de çok tutulan biri. Saygıda kusur etmemek gerek.

Ara ara rugby eğilimi yapacağım. Futbol&Basketbol ikilisinin arkasından gelir benim için.

Fransız diline sahip çıkıyor. Bugünler de bizimde ihtiyacımız var galiba. Neyse.

13 Aralık 2009

Lehmann Napıyor?

09 Aralık 2009

Lise

İlk üç tanesine bizzat şahit oldum lisede

Vassel The Blogger

Çok Janti

Darius Vassel blog olayına girmiş. Bi süredir yazıyormuş zaten ama ben yeni farkettim. İyi gözlemciymiş dayıoğlusu.

07 Aralık 2009

World Cup Draws

Foto Alim Karasu'dan arak :)

02 Aralık 2009

kazalar



Kazım'ın 400000 euroluk arabasını parçalamasından sonra, Twente'li Jenssen de kaza yapmış. Bildiğim tek Janssen, Bond Kızı Famke Janssen idi. Kaza vesilesiyle Theo Janssen'den de haberim oldu. Janssen 2 ay ceza almış kazadan ötürü (alkolü de varmış)- Colin'ciğim ceza haberini merakla bekliyorum.

Not:Benzema da temiz kaza yapmış, kendisine de geçmiş olsun dileklerimi yolluyorum.

22 Kasım 2009

ahlak

İspanya ve İtalya futbol gündemini takip etmek, futbol- basketbol eksenli haberlere ulaşmak için neredeyse her gün girdiğim sitelerden birinde Messi, amiyane tabirle, ağzının ortasına tekme yediği bir fotoğraf gördüm. Bahsettiğim siteyi takip edenleri anlamıştır; ama konu bu değil. Niye sitenin adını doğrudan vermedim, ben de bilmiyorum. Neyse devam edelim; fotoğrafı merak edenler ilgili siteye lütfen.

Sadece futbol değil, basketbol- atletizm- koşu- tenis olmak üzere çeşnisi bol tadı güzel başka bir blog'a da sürekli girerim; acaba yeni bir "post"atılmış mı diye. Farklı bakış açıları önemli ve yazarların hepsini birebir tanımam da cabası. Henry'nin elini kullanarak attığı golün ardından, günümüzden geçmişe doğru uzanan bir liste okudum.

Fenerbahçe- Beşiktaş maçında, Kazım'ın yan hakeme "fuck you" ya da "fuck off" dediğini tahmin ediyordum yan hakem ağzını yarım yamalak kapayarak Fırat Aydınus'a durumu aktarırken. Nitekim "fuck you" diye aktarmış milliyet. Öncelikle buradan Kazım'a sevgilerimi yolluyorum. Maçtan evvel, twitter'ında "8jk" diye cikcikleyip rakip takıma "additional motivation" (ekstra motivasyon da Türkçesi) sağladın. Yetmedi takımını 10 kişi eksik bıraktın. Hoş bırakmasaydın da takımın oynu çok değişmeyecekti.

Yan hakemin yaptığı sonuna kadar doğru; ama kendisine ev sahibi takımdan bir oyuncu küfretse Aydınus'a iletir miydi bu durumu? Ya da evsahibi takımın oyuncusu Kazım olsaydı, oyuncu yine atılır mıydı? Bu noktada, kimse Türk hakemlik kurumunun birden evrim geçirdiğini söylemesin bana. Kaç oyuncu gördük anne-bacı söven herhangi bir yaptırım olmadı; Kazım'ın son dönemdeki sivriliği mi atılma sebebiydi? Aynı hakeme tribünler hep bir ağızdan küfür saydırdığında baş hakeme "anons yaptır Aydın" diyebilir mi?

Diğer bir spor ahlakıyla uyuşmadığına inandığım olay, Dünya Kupası'na gitmek için mücadele eden Mısır- Cezayir maçında yaşananlar. Afrika kıtasının sosyo- kültürel analizi ile ilgili birkaç kaynak okumak belki de yaşananları aydınlatmak açısından önemli olabilir; ama oyuncuların kafasını yarmak, otobüsünü taşlamak Türkiye'de 3. Lig maçlarında, öncesinde ve/veya sonrasında olur! Mısır- Cezayir arasında musubet 1950'lerden itibaren süregelmekteymiş. Buyrun buradan.

Tufan görünümlü Cemal Nalga haberiyle post'umuzu sonlandıralım. Galatasaray Spor Kulübü Basketbol Şubesi'nin hangi akla hizmetle bu tarz bir hareket yaptığını anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum. Hani oynatmaya çalıştığı oyuncunun takıma getirisi 10 sayı 10 ribaund olsa anlayacağım. Ama o da yok. E nedir o zaman? Sorarım sizlere ey okurlar, nedir?

Ha bir de Süreyya Ayhan vardı, canı sıkılan. Koşan koşturan. Artık O da yok. Elini verdi, kolunu da kaptırdı sayın Süreyya Kop. Türkiye'de atletizmde biri gider; diğeri gelir mi?