25 Mart 2010
SALAK
2. Posted by FRANCISCO Tue Mar 23, 2010 1:23 pm EDT
Lets take a look at Mr. Balotelli's to do list:
1.make the country of Italy hate me- check
2.make jose mourinho hate me- check
3.make team mates hate me- check
4.make inter fans hate me-check
5.make whole world hate me-in progress
23 Mart 2010
Travesti
During an interview with The Times, he admitted: 'You get to the point where you think, ‘Okay, I look like a transvestite now’'
Ne Ayaksın Bucaspor ? Ve Diğerleri
ALTYAPI ALTYAPI ALTYAPI. Bu takımdan bir Arda Turan çıkmadı, bir Sabri Sarıoğlu çıkmadı (aman sabri çıkmasada olur) ama şu an 11'in 5-6 oyuncusu alt yapıdan yetişti. 86-90 doğumlu gençler ve her mevkide tecrübeli isimlerin inanılmaz bir uyumu var. Yılmaz Özlem, Erman Güraçar, Yunus Altun gibi usta topçuların yanında Mehmet Batdal, Sercan Kaya, Erkan Taşkıran gibi bir çok genç oyuncu yer alıyor, iyi de top yapıyolar.
Neyse mevzumuz altyapı oraya geri dönelim. BucaGenç ismini duyan pek yoktur muhtemelen. Bucaspor 2 yıl kadar önce altyapıyı kulüpten tamamen ayırdı ki bence bu fevkalade bir hareketti. Şu an ilçedeki bütün amatör kulüpler altyapıları ile BucaGenç'e bağlı durumdalar. Binlerce gençten bahsediyoruz.
Resmin üzerine tıklayın lüffen
Binlerce genç bebeden en yetenekli 100 küsür bebeyi kendi bünyesinde barındırıyor kulüp. A takımda oynayan ağabeylerinden hiçbir eksikleri yok. Zaten onlarda her yıl şampiyonlukları sıralıyorlar, milli takımlarda oynayan birçok genç var ve bence bu gurur verici. İnanılmaz bir tesisleri var ki bu çapta bir tesisi bizim memlekette dört büyükler haricinde anca 1-2 kulüp barındırabilir. Tesisleri anlatıp kafa tırmalamaya gerek yok siteden bakarak olursunuz ( linkin park ).
Fildişi Sahilleri İzmir'de A Milli takım ile oynamadan önce Bucaspor tesislerinde çalıştı
21.03.2010 22:05:13
ŞAMPİYONUZ, ŞAMPİYON
U-18 Takımımız, Gençlik Geliştirme Ligi''nde ipi göğüsledi, son maçta İzmirspor''u 9-0 yendi.
Özhan Canaydın
Wet Fuck Goes On
22 Mart 2010
Million Dollar Baby
Film Metni

07 Mart 2010
deneme,070310
Her şeyden evvel forumumuzun çok değerli üyelerinden Yalçın Şeker'e acil şifalar diliyorum. Forumdan takip edebildiğim kadarıyla durumu iyi ve en büyük temennim bu operasyon ile sağlığına tamamıyla kavuşmasıdır. Hayatta en mühim varlık sağlık, Şeker de en kısa zamanda sağlığına kavuşur inşallah.
Gecenin bu saat dilimine denk gelen yazılar tahminen belli bir taslak ve düzenden uzak olur diye düşünüyorum. Birbirine bağlamakta benim bile zorlandığım paragrafımla idare etmenizi rica ediyorum ve yazıya İstanbul içi mesafe bilgileriyle devam ediyorum.
Bu paragrafın anahtar sözcükleri sosyal medya, twitter, efes pilsen ve istanbul. Zamanında Batuğ Ağabey'in bir yazısında "sosyal" sözcüğünün kökeniyle ilgili bir sorgulama vardı- o günden beri bu sözcüğü kullanırken hep kendimce sorgularım, niye sosyal diye. Twitter denen olgu "sosyal medya platform"larından biri- hepsi yabancı kökenli ancak dilimize girmiş; tamlayanı sıfat tamlaması olan bir belirtisiz ad tamlaması. "Toplumsal basın-yayın kürsüsü" dersem çok mu abuk olur şu anki "konjunktür"de, orasını yorumlamak dilbilimcilere kalmış; ancak sözcüklerin kullanımını toplum belirlediğinden bireysel sözcük bilincinin önemine inanırım.
Bir üst paragrafta esas girmeye çalıştığım konuya bir türlü değinemedim. İstanbul içi mesafe diyordum sanırım.. Hah, şöyle ki bu a-acayip kürsülerden biri olan twitter için hazırlanan uygulamaların biri sayesinde, takip ettiğim kişilerin güncellemeleri ekranımın sağ üst köşesinde beliriveriyor. Sinan Güler'den 2'şer bilet kazandım 2 Efes maçı için. İlkine gidemedim; perşembe günkü Real Madrid maçına gitmeyi başardım. Başardım diyorum; çünkü Sabancı Üniversitesi'nden Zeytinburnu'ya saat 17.15 civarinda yola çıkarak bunu gerçekleştirdim. Kişisel aracımla gittiğimden km sayacına baktım ve benim gibi yolu tam bilmeyen biri olarak Orhanlı/Tuzla- ZAbdi İpekçi Arena/Zeytinburnu arasının 100 km olduğunu idrak ettim.
Davetlisi olduğum oyuncu maçta oynamadı- desteklediğim takım maçı alamadı- toplam 200 km yol yaptım- peki buna değdi mi? valla pek değmedi gibi sanki. Ama bu dönem okulda baymanın doruklarına vardığımdan, küçük bir değişiklik oldu benim için. Ergin Ataman'ın acayip rotasyonunu- Rakocevic'in iğrenç savunmasını- Kasun'un hakemin kafasını avuçlayışını- siyah lambo'su beyaz ferrarisiyle Delgado& Ferrari ikilisini canlı gördüm. Aman ne de mühim.
Yazıyı daha da uzatabilirim; ancak hem saat geç oldu hem de zaten dağınık bir şekilde yazdım- bir de uzun olursa hiç çekilmez. İyisi mi burada yazıyı noktalayayım. Efes ile ilgili teknik incelemeyi sayın Pekdoğru layıkıyla yapar zaten.
Tekrardan Yalçın Şeker'e geçmiş olsun dileklerimi yolluyorum. Yüreğimiz seninle.
18 Ocak 2010
Gaines Adams
Uzun bir aradan sonra maalesef ki üzücü bir haberle tekrardan sizlerleyiz. Belki biliyorsunuz belki bilmiyorsunuz şu anda NFL'de playofflar başladı ve bu vesileyle haftalık maç incelemeleri, eşleşme yorumları, oyuncu haberlerini takip etmek için NFL'in sitesine girdiğimde anasayfada Chicago Bears'ın Defensive End'i Gaines Adams'ın vefad haberini okudum.
Adams'ın kalp büyümesinden ötürü geçirdiği kalp krizi nedeniyle 26 yaşında yaşama gözlerini kapadığı bildirildi. Yakın zamanda, kalp krizi yüzünden aramızdan ayrılan kaçıncı sporcu oldu bilmiyorum; ama bu konunun üzerine ivedilikle gidilmesi ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra sporcu yaşamına yönelik önlemlerin alınması gerektiğini biliyorum.
Toprağın bol olsun Gaines Adams.
Kaynak: www.nfl.com
14 Aralık 2009
Sebastien Chabal
13 Aralık 2009
09 Aralık 2009
Vassel The Blogger
07 Aralık 2009
02 Aralık 2009
kazalar

Kazım'ın 400000 euroluk arabasını parçalamasından sonra, Twente'li Jenssen de kaza yapmış. Bildiğim tek Janssen, Bond Kızı Famke Janssen idi. Kaza vesilesiyle Theo Janssen'den de haberim oldu. Janssen 2 ay ceza almış kazadan ötürü (alkolü de varmış)- Colin'ciğim ceza haberini merakla bekliyorum.
Not:Benzema da temiz kaza yapmış, kendisine de geçmiş olsun dileklerimi yolluyorum.
22 Kasım 2009
ahlak
Sadece futbol değil, basketbol- atletizm- koşu- tenis olmak üzere çeşnisi bol tadı güzel başka bir blog'a da sürekli girerim; acaba yeni bir "post"atılmış mı diye. Farklı bakış açıları önemli ve yazarların hepsini birebir tanımam da cabası. Henry'nin elini kullanarak attığı golün ardından, günümüzden geçmişe doğru uzanan bir liste okudum.
Fenerbahçe- Beşiktaş maçında, Kazım'ın yan hakeme "fuck you" ya da "fuck off" dediğini tahmin ediyordum yan hakem ağzını yarım yamalak kapayarak Fırat Aydınus'a durumu aktarırken. Nitekim "fuck you" diye aktarmış milliyet. Öncelikle buradan Kazım'a sevgilerimi yolluyorum. Maçtan evvel, twitter'ında "8jk" diye cikcikleyip rakip takıma "additional motivation" (ekstra motivasyon da Türkçesi) sağladın. Yetmedi takımını 10 kişi eksik bıraktın. Hoş bırakmasaydın da takımın oynu çok değişmeyecekti.
Yan hakemin yaptığı sonuna kadar doğru; ama kendisine ev sahibi takımdan bir oyuncu küfretse Aydınus'a iletir miydi bu durumu? Ya da evsahibi takımın oyuncusu Kazım olsaydı, oyuncu yine atılır mıydı? Bu noktada, kimse Türk hakemlik kurumunun birden evrim geçirdiğini söylemesin bana. Kaç oyuncu gördük anne-bacı söven herhangi bir yaptırım olmadı; Kazım'ın son dönemdeki sivriliği mi atılma sebebiydi? Aynı hakeme tribünler hep bir ağızdan küfür saydırdığında baş hakeme "anons yaptır Aydın" diyebilir mi?
Diğer bir spor ahlakıyla uyuşmadığına inandığım olay, Dünya Kupası'na gitmek için mücadele eden Mısır- Cezayir maçında yaşananlar. Afrika kıtasının sosyo- kültürel analizi ile ilgili birkaç kaynak okumak belki de yaşananları aydınlatmak açısından önemli olabilir; ama oyuncuların kafasını yarmak, otobüsünü taşlamak Türkiye'de 3. Lig maçlarında, öncesinde ve/veya sonrasında olur! Mısır- Cezayir arasında musubet 1950'lerden itibaren süregelmekteymiş. Buyrun buradan.
Tufan görünümlü Cemal Nalga haberiyle post'umuzu sonlandıralım. Galatasaray Spor Kulübü Basketbol Şubesi'nin hangi akla hizmetle bu tarz bir hareket yaptığını anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum. Hani oynatmaya çalıştığı oyuncunun takıma getirisi 10 sayı 10 ribaund olsa anlayacağım. Ama o da yok. E nedir o zaman? Sorarım sizlere ey okurlar, nedir?
Ha bir de Süreyya Ayhan vardı, canı sıkılan. Koşan koşturan. Artık O da yok. Elini verdi, kolunu da kaptırdı sayın Süreyya Kop. Türkiye'de atletizmde biri gider; diğeri gelir mi?









