02 Haziran 2009

How I Met Mariah Carey?

Final sınavından çıktıktan sonra havaalanına gidip "Antalya'ya ilk uçak için çok acil bilet lütfen!" diye haykırmam film sahnelerini aratmayacak nitelikteydi. Aslında son bir haftaya kadar hep şanssız olduğumu düşünürdüm ama değilmişim,onu anladım.Antalya'ya iner inmez hemen iç hatların yanındaki CIP Lounge'da bulunan Mardan Palace Otel'in arabalarına doğru yöneldim. Birini bekledikleri belliydi. Nasıl da şanssız görüyordum kendimi Mariah Carey'i karşılamaya gelemediğim için. Neyse ki MC henüz Türkiye'de idi ve hala ufacık da olsa görme şansım vardı. Otelin arabalarının yanında duran bir yetkiliye durumu anlattıysam da konsere girebilmemin mümkün olmayacağını kesin bir dille belirtmesinden sonra başım öne eğik, kalacağım otelin yolunu tuttum. Sabah kalkar kalkmaz ilk işim havaalanına gitmekti. Saat 8'e doğru havaalanındaydım ve beklemeye başladım. Beklediğim sırada Paris Hilton,Richard Gere ve ailesi ayrılmıştı ama benim için asıl amaç MC'yi görmek olduğundan pek ilgimi çekmediler.































Havaalanı korumlarıyla yaptığım konuşmalarda Ordu'dan sadece onu görmeye geldiğimi söylediğimde hepsi anlık bir şok yaşadılar. Yaklaşık 4 saatlik bir bekleyişten sonra konuştuğum görevlilerden biri "İstersen hazırlan, Mariah Carey burada olmak üzere" dedi ve ne olduysa o andan itibaren başladı. O an kalbim duracak gibi oldu. Fotoğraf makinamı bir açıp,bir kapatıyor, video ve standart fotoğraf modu ayarları arasında gidip gelerek hangisinin daha iyi olacağını kestirmeye çalışıyordum. O anda çantamda olan The Ballads albümünü ve The Adventures of MIMI DVD'sini çıkarmak aklıma geldi. Şans yanımdaydı ki çantamda bir de kalem bulmuştum! Ve biraz sonra 4 arabalık bir konvoy CIP Lounge'un önünde durdu. Sevinçten ve heyecandan gözlerim dolmuştu ve titremeye başladığımı farkettim. Önce Mariah Carey'in kendi korumaları indi ilk arabadan. Hemen yanlarına gidip "Mariah nerde?Onu görebilmek için çok uzun yoldan geldim"dedim. Koruması gayet sakin bir şekilde "Burada olmak üzeredir" dedi ve kafasıyla işaret ederek "İşte burda!" dedi. O anda kalbim duracak gibi oldu. İlk gelen siyah otel arabasından otelin korumaları inerek beni uzaklaştırmaya çalıştılar, kısmen de başardılar. Gazetecilerin olduğu kısıma kadar uzaklaştırıldım ve elimde cdler beklemeye başladım. O sırada sevinçten ve heyecandan dolan gözlerim kendini bir anda salıverdi ve ben onu göreceğim için ne kadar mutlu olduğumu düşünerek mutluluktan ağlamaya başladım. Sevinç gözyaşlarıydı bunlar. Bir yandan şükürler ediyor diğer yandan kısacık da olsa konuşabilmek için dua ediyordum.




















Tanrı ile tam bir iletişim içindeydim yani. O sırada Mariah Carey'in korumalarından biri yanıma gelip elimdeki cd ve dvd'yi aldı. Şaşkınlıkla ne olduğunu anlamadım önce. Sonra farkettim ki Mariah Carey o halimi görmüş, korumalarından birini yollamış ve cdleri imzalamak için aldırmıştı. Tümden bırakmıştım kendimi artık, hıçkırıklarla ağlıyordum. Ardından koruma cdleri geri getirdi ve ben tekrar konuşmak istediğimi rica ettiysem de olumsuz yanıt aldım. Savaş kazanan bir komutan edasıyla elimdeki cdlere bakıyor ve ne kadar şanslı olduğumu düşünüyordum. Bu arada basın da çalışıyordu. Mariah Carey'den imza aldığımı gören basın mensupları hakkımda bilgi almak için soru sormaya başladılar. Hepsini savuşturuyordum, zaten aklım da orada değildi. Mariah Carey'i onlar yüzünden kaçırırsam ufak çaplı bir katliam çıkabilirdi. Tekrar beklemeye başladık. Koruma şemsiyeyi açtı ve bir süre sora Mariah Carey o eşsiz zarafetiyle arabadan indi. Ağlamaktan düğümlenen boğazımdan o ses nasıl çıktı bilmiyorum ama videoda da izleyeceğiniz gibi "Mariah, Mariah I love you! I love you" diye bağırmayı başardım ve Mariah da "Thank you" diyerek ve el sallayarak karşılık verdi. Yine bir kaç saniyelik şoktan sonra-neyse ki bu şok kısa sürdü- "Mariah, I wanna talk to you, please, a minute!" diye bağırdım tekrar. Yine durup el sallamayla karşılık verdi. Ne şanslıydım ki Mariah Carey beni görmüş, imza vermiş ve iki kere el sallamıştı. Sonra CIP kapısından içeri girdi ve hazırlanmış olan jetine binip gitti. Mutlu, gururlu, kutsanmış hissederek ve Tanrı'ya şükranlarımı yağdırarak havaalanından ayrıldım. Guys, that's the story of "How I Met With Mariah Carey?" :D