01 Mart 2009

Haybeden Gerçeküstü Aşk

Genelde bir kitap okuduğumda ya da film izlediğimde o eserin işleyişi içinde bulunanları da ekstradan takip ediyorsam, tabi bunda onların da göz önünde bulunmak istemesinin alakası var, sanatçı kişiliklerine olduğu kadar şahsi kişiliklerine dair de fikirlerim oluyor kendime göre, çapımca. Bunların illa doğru ya da illa yanlış olması gerekmiyor, aksi ispatlanana kadar -huyum kurusun ki- ön yargılarım olabiliyor.

Fakat ilginçtir ki Yılmaz Erdoğan söz konusu olunca eserleri dışında pek bir fikir oluşmaz bende. Belki de fazla göz önünde bulunmadığından, kendince ve diğerlerine nispeten daha düzenli bir hayat yaşadığından olabilir ama yine de böyle bir ön yargım olsun istemezdim kendisine karşı.

Yılmaz Erdoğan'ın, eğer arada kaçırdığım yoksa, tüm kitaplarını, tiyatro oyunlarını ve filmlerini seyrettim. Kendisine hayranım, icra ettiği her işin hastasıyım. Tüm kitaplarını okudum diyorum da şu an aklıma gelen bir habere göre Feriştah'ın Fantazileri'ni okumadım. Zaten Bir Demet Tiyatro zamanlarından da sevdiğim bir karakter değildir Feriştah, abartılı gelir.

Neyse, uzatmaya gerek yok. Yılmaz Erdoğan denince benim aklıma ilk olarak Sen Hiç Ateşböceği Gördün Mü? gelir. İlk gittiğim tiyatro oyunu değildir ama profesyonel anlamda, ya da şöyle diyelim, oyuncu kadrosu açısından kaliteli ve tecrübeli olan tiyatro oyunları açısından ilk izlediğim oyundur. Galatasaray'ın 4 kırmızı gördüğü, Fenerbahçe'nin derbiyi kazandığı gün. (Hiç unutmam diye başlamak istemedim nedense.) Rapaiç'li, Revivo'lu dönemleri sanırım Fenerbahçe'nin. Dayımlar, babam ve ben maçı izliyorduk. Dayım maçtan sonra gidecekti oyuna, telefon geldi. Biri gelemeyecekmiş, "Sen gelir misin?" dedi dayım. Havalara uçtum, "Gelmem mi?!"

Aslına bakılacak olursa da Yılmaz Erdoğan'ın ve dolayısıyla BKM'nin kanlı canlı orada bulunarak izlediğim tek oyunudur Sen Hiç Ateşböceği Gördün Mü? oyunu. Diğerlerini CD olarak edinip izledim, kitaplar da malum zaten. En sevdiklerimden biri de Haybeden Gerçeküstü Aşk. CD'den izledim, defalarca. CD kayboldu, arkadaşımla internet'te denk geldik, yine izledim. Yine aynı arkadaşta kitabı da varmış, ödünç aldım okudum.

Kadın-erkek ilişkileri üzerine yazılmış, tamamı diyaloglardan oluşan bir kitap. Oyunlaştırılmış olmasına da şaşırmamak lazım elbette. Klasik Yılmaz Erdoğan gözlemleri, yorumlayışı ve mizahı... Daha önce Yılmaz Erdoğan eserleriyle alakadar olmamış olanlar bilmeyebilirler tabi ama aşina olanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.

Günümüzün teknoloji ile aynı doğrultuda gelişen, sözümona modern, aşklarına eleştirel, mizah çerçevesinde bir bakışın oyunu Haybeden Gerçeküstü Aşk. Birisi bu şekilde ya da başka bir şekilde gözümüze soktuğunda aptalca, çocukça gelen ama yapmaktan da eksik kalmadığımız kimine göre gereksiz kimine göre sempatik aşk oyunları, yakınlaşmalar, evlilik öncesi ve sonrası sorunsalları...

Burada yazıyı görüp de merak eden olursa önce kitabı okumalarını, akabinde oyunu seyretmelerini öneririm.

Ha bir de naçizane görüşüm, Demet Akbağ ile harika bir ikili oldukları yönünde. Tabi ki kendileri de farkındadırlar da belirmeden geçmeyeyim istedim. Umarım uzun yıllar ikisini de sahnelerde, beyaz perdede görürüz. (Ben ikisini karı-koca zannederdim küçükken, bu da ufak bir ayrıntı olsun.)

Kitabın da arka kapağında duran diyalog alıntısıyla bitireyim de tam olsun madem;


Adam - Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum. Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip evin bahçesinde köfte yiyeceğiz hepsi bu!
Kadın - Ona barbekü partisi deniyor canım.
Adam - Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mı? Yoksa bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberleri yok.
Kadın - Amma konuştun ha... Geliyorum tamam.
Adam - Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum.
Kadın - Neden gitmek istemiyormuşsun?
Adam - Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi senin eski sevgilin.
Kadın - Yine mi aynı konu?
Adam - Evet, aynı konu!
Kadın - Aşkım o yıllar önceydi.
Adam - Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu.
Kadın - Eee?
Adam - Ne demek eee? Adamın senin memelerine bakıp, siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz, diye düşünmesi beni rahatsız ediyor.