Derken ilk turnuvama gittim İstanbul'a. Alim ağabeyim elinde notlarıyla, ağzında kendine has uslubunun ürünleri olan cümleleriyle, jestleriyle, mimikleriye ve hareketli haliyle hemen kendisine olan beğenimi arttırdı. Hemen akabindeki İzmir turnuvasında ise 108 numaralı kapıdan aynı uçağa bindik. Yan yana gittik, aynı odada kaldık. Sabahları günaydın yerine küfür ile karşılandım veyahut Beşiktaş marşı ile. Sonra aynı otobüsle döndük.
Bir ara bana hayat dersi çekti, var olan derdim burun sivilcem gibi oldu. Hem de hiç küfretmedi.
Bir turnuvada da aynı takımdaydık. En çok küfür ettiği zamandı. Bir daha o kadar ettiğini görmedim.
Antalya turnuvasındaki haliyle kaldı aklımda. Masa üstünde, üçlü çektirirken...
Ortama girerken Alim ağabeyle çok takıldım, öyle denk geldi. Şimdi farkettim, onun gibi davranmaya başladım. Kendi gitti, anıları kaldı. Ben de onları yaşatıyorum farkında olmadan.
Şimdilerde beni ve neredeyse 2 senelik oluşum olan Genç Subaylar'ı unuttu. Tanıyamadı.
Oysa batug.com'a biraz erken üye olan herkes bilir ki Alim Karasu bir başkaydı. Bir cebinde Das Kapital, bir cebinde kenevir tohumu yoktu ama bir acayip adamdı Alim ağabey. Agassi'yle eş zamanlı gitti. Neredesin ağabeyim? Söyle de yerini bilelim...
Sözlükten:
warcraft alemlerine daldığından beri insanlıktan çıkan, ev-iş ve inönü'deki fenerbahçe maçı haricinde görülmemiş insan evladı. özledik ulan. (e smile, 11.05.2008 04:28)